Virgül Atıp
ben sana 'ne kadar hızlı geçmekte zaman seninleyken' dememeliyim.. durmalı akrep yelkovanın boyuna takılıp. kovalamasınlar birbirlerini....
"Edebiyat, yalnız olmadığımızın kanıtıdır. — C. S. Lewis"
"Edebiyat, yalnız olmadığımızın kanıtıdır. — C. S. Lewis"
ben sana 'ne kadar hızlı geçmekte zaman seninleyken' dememeliyim.. durmalı akrep yelkovanın boyuna takılıp. kovalamasınlar birbirlerini....
İlk ben yazayım istedim.Sonrada sizler başlarsınız yazmaya.Sevgi çok güzel bir şey.Sizde sevginizi anlatın.Bekliyorum.
Güneş sadece kızgın kumları değil, aşklarını da dağladı bir sabah. Ay devraldığında dünyayı ateş kraliçesinin elinden, bir çağ bitti. Adam ve kadın başka diyarlarda uyandılar uykunun avutamadığı gecelerinden...Ama büyü bozulmadı. Tılsımlı üç harf muskaydı
Sütliman halimin sütbeyaz sahibesi. Mantığımın paydosunda sobelendim sana. Önüm arkam sağım solum her şeyim senin.
''ilahi el avf'' terennüm eden bir allah dostunun tavafından bana düşen kırıntılar
büyük aşklardan sonra geri sadece küçük şeyler kalır...Çünkü büyük parçalar içimizden kopup gitmiştir. Kalan küçük parçalara, önümüzdeki aşklar için ihtiyaç uyarız...
Ömrümün güneşi, ben sana tutulalı nice oldu. Sende heyecanla izliyor musun gözlerimden sevda tutulmasını...
Birkaç ay önce ünlemin olan o yüreği parantez içine alırsın bir süre sonra... kesme işaretiyle ayırırsın diğer yüreklerden...
Zamanla soru işaareti olur sende..Ve en sonunda ''nokta'' dersin.... Cümle burda sona erdi işte....
Şimdi yabancılığın yüreğimi kanatan bir öyküdür. Ve bu öykünün içinde senden sonra yaşanan her güne yazılmış pişmanlıklar, gözyaşları, hatalar, aşk sanılan duygular, en çok da yalanlar gizlidir.
Ve bu seferde, ihanetlere alışılmış olur. Yani ruh fahişeleşir. Çünkü, artık aşk sanılan şeyin zannı dahi ortadan kalkmıştır...
Sen de benim nadidem, eşsiz, biricik gülümsün, bir tanem. Seni böyle uzaklardan seveceğim. Erişemeyeceğim uzaklıklardan uzanıp,öpmeye çalışacağım, düşsem bile... Şarkımızı mırıldanacağım uzaklardan.. Ben böyle yanmayı, yanarak uslanmayı seviyorum. Böylece
İç titreten soğuk ve yine can dostum uzun bir gece
yağmur azgın dalgalar gibi penceremi döverken her damla kirlenmiş şehri ve bedenleri kırklıyor..
Sol yaprak matbaa renklerinin huzursuzluk verici mükemmelliğinde; sağdaki ise becerisi şüpheli bir çocuğun titrek ellerine ve sınırsız hayal gücüne feda edilmeye hazır durumda. Boyama kitapları hep böyle mi olmalı? Bir çocuk içinse evet. Ya senin içinse?
Bir aşk daha bitti diye yazmalı gazeteler,boş bir cadde ortasında ölen iki çocuktan bahsetmeli.Faili mechul katiller aranmalı heryerde.Robot resmimizi çizmeli polisler.Ve o sahil kenarında çekindiğimiz fotoğrafa benzemeli gözlerimizdeki hüzün.
Etrafı kapalı bir odada ruhum örselenirken bi köşede susmuş kapı aralığından sızan ışıga bakıyorum...