Yalnızlığı (Mı) Çoğaltıyordun...
...artık yoruldum sevgilim! Beni anlamalısın; her kapı açışımda yalnızlığının kokusunu içime çekmek; inan kahrolmak gibi...
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
...artık yoruldum sevgilim! Beni anlamalısın; her kapı açışımda yalnızlığının kokusunu içime çekmek; inan kahrolmak gibi...
Ayaklarımızı olası hesapların mağduriyetlerine küçültemediğimizden mi nedir hep yürümekten geçiyoruz beraber ve sen karanlığıma, karanlığına ne kadar aydınlık yürüyorsun. Bense günlerdir yerini yadırgayan bir sözcük gibi uykusuzluk biriktiriyorum gözlerim
Ömrümün güneşi, ben sana tutulalı nice oldu. Sende heyecanla izliyor musun gözlerimden sevda tutulmasını...
Herkese ait olabilecek kadar yalın,belkide kimse tarafından anlaşılamayacak kadar karmaşık duygular..Bir zıtlıktır aşkı aşk yapan.Düzyazıyı şiir yapar o,şiiri düzyazıya çevirir yokluğu
Bir aşk daha bitti diye yazmalı gazeteler,boş bir cadde ortasında ölen iki çocuktan bahsetmeli.Faili mechul katiller aranmalı heryerde.Robot resmimizi çizmeli polisler.Ve o sahil kenarında çekindiğimiz fotoğrafa benzemeli gözlerimizdeki hüzün.
“ yağmurun toprağa kavuşması gibi... bir toz kalkar yüreğimden , aşkınla yıkanırım...”
Sevgili!..Her seher vakti, çiğ damlaları ile ürpererek uyanan kan kırmızısı güller, dönmedin diye, zemherilerde üşüyen kardelenler gibi boyun büktüler....
Aşk her günün bir gecesi, her gecenin bir sabahı olduğunu öğretti. Sonsuzluk bize ait değildi. Acıdan öleceğimi zannettiğim gecelerin sabahı oldu. Hem de hepsinin...Sabaha varmayan hiçbir gecem olmadı. Yüreğim 'Bu sefer dayanmaz' dediğim her geceye, bana
Sonları çok yaşadım üzülmem fazla ki sen benim paşa torunu kalbimi üzecek adam değilsin.
Hani deniz gözlündüm senin? Hırçın dalgalar dövüyor kıyılarımı...Gittin gideli durulmadı bu sular...Buz tutmuş minik bir göl serinliği süzülüyor dudaklarıma. Hani kıyamazdın bana? Oltanın ucuna takılmış bir balık misali sallanıyorum sensizliğin boşluğunda
Acılarımızı paylaşırken sevinçlerimizi yutkunmazdık hiçbir zaman. Hayatın acı yüzünü yüreğimizde eritir, sevgimizle ateşe verir, aşkımızla sevince dönüştürürdük. Duygularımız hassastı ama asla kırılmazdı. İncinirdi ama kopmazdı. Aşkın yalın haliydi Sevgilim bu, saf ve masum olanı.
Sol yaprak matbaa renklerinin huzursuzluk verici mükemmelliğinde; sağdaki ise becerisi şüpheli bir çocuğun titrek ellerine ve sınırsız hayal gücüne feda edilmeye hazır durumda. Boyama kitapları hep böyle mi olmalı? Bir çocuk içinse evet. Ya senin içinse?
Hep hayatımın bir köşesinde durup beni bekleyen bir kara kedi olacaksın. Bütün aşklarımla aramı açan bir kara kedi…
Ben "sen'im", sen de "ben'im" derken,
bilmezdik, bir adam çıkar mıydı İkimizden?
Ancak, birleşen yüreklerden, iki yürek çıkmazdı yeniden.
....Bu sabahta seni bir önceki sabahtan daha çok sevdiğimi düşünerek uyandım. Seni bekliyorum..Gel artık!!
Güneş sadece kızgın kumları değil, aşklarını da dağladı bir sabah. Ay devraldığında dünyayı ateş kraliçesinin elinden, bir çağ bitti. Adam ve kadın başka diyarlarda uyandılar uykunun avutamadığı gecelerinden...Ama büyü bozulmadı. Tılsımlı üç harf muskaydı