Aşkta Bugün Yoktur
Kimine göre dünde kalmıştır aşk, kimine göre bugündür, kimine göreyse yaşanmamıştır asla... ya sizce?
"Bir şehrin ruhu, anlatılan hikâyelerinde saklıdır. — Italo Calvino"
"Bir şehrin ruhu, anlatılan hikâyelerinde saklıdır. — Italo Calvino"
Kimine göre dünde kalmıştır aşk, kimine göre bugündür, kimine göreyse yaşanmamıştır asla... ya sizce?
Bulduysanız eğer kötürüm etmeyin gerçek aşkı. Harcadığınız emeği kaprislerle küle döndürmeyin. Bulduysanız eğer yazıldığı gibi yaşayın onu. Fazlasını istemeyin...
Gözlerinde saklı binlerce hayatı , o hayatların her birinden kaçmışlığını gördüm sana baktığım aynalarda …Kanat çırpmayı uzun zaman önce bırakmış hüzün kuşları saçlarında konaklamışlardı, pırıl pırıl güneşli bir yaz ikindisinde elinde avucunda kalmış birkaç parça eprimiş umudu doldurduğun valizinle çıkıp gelmiştin , gelmişliğin az sonra gidecek olmanla yan
Bir aşk daha bitti diye yazmalı gazeteler,boş bir cadde ortasında ölen iki çocuktan bahsetmeli.Faili mechul katiller aranmalı heryerde.Robot resmimizi çizmeli polisler.Ve o sahil kenarında çekindiğimiz fotoğrafa benzemeli gözlerimizdeki hüzün.
Adın yok artık senin çocuk. Haylaz gülüşüne sakladığım anlam var aklımda. Belki büyüdün sen, belki kirlendin hayatın utanmaz yanıyla. Ama bende yalnızca gülüşünle kalacaksın, yalnızca haylazlığınla...Adın yok sevgili çocuk, atfettiğim haylaz gülüşünden ba
en ince ayrıntısına kadar lime lime budadı gitti aniden... acımadan... umarsızca...
Bu aralar hava soğuk buralarda. İçinde can taşırken sırma saçlarından sevip, badem gözlerinden öpemediğimiz AŞK! Beyazlığına aldandığı karın altında… Avuçlarım semada, dilim duada, senin gibi vefasızlık edemiyorum... Uyup da şeytana!!!
İki elimin arasına sığabilecek büyüklükte bir dünyam var.
İnsan okyanusunun ortasında,
Dört tarafının canlıların çevirdiği,
Bir ada gibi,
Soğuk havalarda kalbinin gülücüklerine konuyorum bütün korkularımla.
Yalnızlıklara dökülen satırların geçmişi ile anıların kapıların da dolaşır hüzün ve bir gece ansızın dökülür tüm sayfalar, odanın karanlık köşesinde ki kısık ateşiyle yanan gece lambasının altında ki hüzün masasına.
Bunca kelamı yazmama sebep olan son zamanlarda en çok dinlediğim iki şarkı( Limon çiçekleri Mustafa Ceceli ve Enbe Ork Altan Çelik Martılar)
Gözyaşlarımın mendili olur mu yar öpüşlerin? Yanaklarımda gezinse ellerin, durulur mu dersin çağlayan yüreğim? Sorgulamalar boşuna... Yanıtı olmazmış düşlerde kalmış dibi tutmuş bekleyişlerin...
Sonları çok yaşadım üzülmem fazla ki sen benim paşa torunu kalbimi üzecek adam değilsin.
Gözlerim; yeşil bir hayalin ıssız durağında beklemekteydi sessizce ve fikirlerimse senli iki zaman arasına bağdaş kurmuş medet dilenmekte, dilsizler yokuşunda başıboş seyirlerde... Sevdama itham ettiğim romanların yazarı bir deli vardı içimde, gönül yaralarımdan sızanları kağıtlara elleriyle kazıyan, derinlerimde sakladığım kör, sağır ve dilsiz hasretimin çocuğuydu, tabiri caizse... Hasretimin