Sessiz Çığlıklar
-Ama gidiyorsun. Beklide yapmacık bir gülümseme, takılıp o gülümsemenin peşine…-
"Şiir, sözcüklerle kurulan en kısa yoldur. — Octavio Paz"
"Şiir, sözcüklerle kurulan en kısa yoldur. — Octavio Paz"
-Ama gidiyorsun. Beklide yapmacık bir gülümseme, takılıp o gülümsemenin peşine…-
Ben giderken biliyordum seni.. Sen beni öğrenirken silgimle silmeye gidiyordum bedenini. Gözlerin kaldı silemediğim, bir de yüreğin... Giderken onları sakladım defterimin arasına. Ve arasına gül yaprakları koydum beyazdan, kırmızıdan ve sarıdan..
Önceleri keşke bir yalan olsaydı her şey, sen bir yalan olsaydın diyordum. Keşke aklım kör olsaydı. sana kanmasaydım. Peşinsıra böyle yanmasaydım.
Hiç kuşku yok ki insanlığın ikinci Orta Çağını yaşadığı bu günlerde bile, dünyanın bütün köprü başlarında sevdiklerini sayılara vurmaktan kurtaran bir edebiyatçı vardır ve bundan sonra da sayı sevicilerin yanlış hesabı Bağdat’a varmadan edebiyattan
Süveyda yok olmuştu. Yalnız bırakmıştı, sevdasını o buldu, şimdi kılını kıpırdatmıyor Süveyda. Süveyda susuyor ve daha bir karartıyor kendini. Süveyda yarısını geri ver ona diğer yarısını geri ver ilk gün sen getirdin, sen bul ve geri getir. Karartma dünyanı Süveyda hadi tekrar âşık et ve baştan yarat kendini…
Hayatın içinde yol alan herkeste aynı şeyi gözlerim yıllardır,aramak…..hep aramak….baştan sona ,ülkeleri diyarları,bir ağaç kavuğunda saklanmış yalnızlıkları,geçmiş bir yılda unutulan sandıkları….baksana ne çok arayan var aşkı…
Sahiplerinin sahte eğlencelerini dilleri dışarıda izleyen evcil köpeklerle farkımızı düşünüyorum. Onursuz bir hayatın piyonları, utanma duygusu körelmiş canlı birer kukla..
Hayat karşısında soruları olan insanlar büyük insanlardır, ama huzurlu olanlar tatmin edici cevapları bulunanlardır…
"Bana sevdanı anlat, aşkını anlat" demek haksızlıktır. Öksüz çocuklara annesini sormak kadar acımasızca... Zemherinin en acımasız ayazına uyandırmaktır sabahı. Kuşları dallara bağlamak, saatleri baharlara kurmak... Israr etmeyin, anlatamam...
"Biliyordum aslında ;seninleyken yazdığım bu mektubu;günün birinde sensiz okuyacağımı"
Şiir yoruldu!
Şimdi saçlarının kokusu yok düşlerimde, paramparça etti beni kimsesizliğime sarıldığım sahilde sensizliği getiren denizin rüzgarı…
Ve titreyen yalnız sesim değil artık!
Kış çok sert geçti!
Çok değer verilir, çok sevilir, her şey anlatılır, bazen sevgiliden, bazen aileden bile daha yakındır. Dinler her derdini, derman olmak için elinden geleni yapar, kırılsa da küsmez, küsse de uzun sürmez... Kim taşıyabilir bu kadar güzel vasıfları?