Cevapsız Sorular ve Cevapsız Çağrılar
Ayrılırken geride kırık bir kalp ve cevapsız sorular bırakıp gittin. Gitme demeyeceğim. Kal da demeyeceğim. Ama neden diye soruyorum.
"Yazmak, aslında, 'birazdan önemli bir şey söyleyeceğim' demenin en uzun yoludur." – Oscar Wilde (kurgusal)"
"Yazmak, aslında, 'birazdan önemli bir şey söyleyeceğim' demenin en uzun yoludur." – Oscar Wilde (kurgusal)"
Ayrılırken geride kırık bir kalp ve cevapsız sorular bırakıp gittin. Gitme demeyeceğim. Kal da demeyeceğim. Ama neden diye soruyorum.
söz yüzü ,evlilik yüzügü yada lise döenemınde alınmiş gumüş....
Ardından gözlerine bakar ve soğuk bir okyanusun sularına düşerim çok yükseklerden.. serinletir beni, nefes aldığımın farkına varmamı sağlar...
Aşkı yaşarken zaman kavramı yoktur içimde... Bazen bir yaz mevsimi birkaç yıl sürer. Baharım onlarca yıl… Mevsim değişikliğim uzun aralıklarla olur. Siz her yıl dört mevsim yaşadığımı sanırken, ben bir mevsimde yılları yaşarım. Yeter ki aşk bana dokunsun. Yeter ki dokununca bırakmasın.
Birkaç ay önce ünlemin olan o yüreği parantez içine alırsın bir süre sonra... kesme işaretiyle ayırırsın diğer yüreklerden...
Zamanla soru işaareti olur sende..Ve en sonunda ''nokta'' dersin.... Cümle burda sona erdi işte....
Her gelişinde tekrardan bağlandım sana ; fakat gidişlerine bir türlü alışamadım. Beni benle başbaşa bırakmışken gelme geri, bozma hala ulaşamadığım huzurumu..
Aşklar uçarı,maceraperest yolcular gibi gelip konaklayıp, bizi ardında el sallayan hancılar gibi bıraktığında çare ararız içimizdeki boşluğa..
Eğer yeni bir sevgiliyeyse gidişin utanmamalısın çıplaklığından.
Üşümelisin.
Ve ısınabilmek için yeniden ve ısıtabilmek için aynı soğuğu paylaştığın bedeni sevişmelisin, avuçlarında gün ışığı.
Çıkarıp attık şaşkınlığımızı üzerimizden.Nasıl da sürpriz olmaktan çıktık birden!Sanki birbirimizi olduğumuz yerlere zaten biz bırakmışız da,bir gün gelip bulacağımızdan eminmişiz gibi..
Rüyaları çalınmış gecelerde sevdim seni. Yetim cocukların kirlenmemiş düşlerinde büyüttüm seni. Lacivert okyanuslara uzanan umuttu gözlerin. Korkularımı yüreğinde emziren bir imkansız sevdaydın sen.
Kuşlar anlamsızlaştı,kadın erkekleşti,tutkuyla sevilmeyen bedenler çoğaldı..
aşkın değişmeye mahkum yüzlerinden
sonu gelmeyecek kimsesizlik haline ithafen....
Bu yazı uzun bir hiyakenin bir parçası olmakla birlikte aşkın nasıl bir boyuta geldiğini gözler önüne serecek sizler o cümleleri okurken...
... işte böyle olmalı sevgi aşk... aynı olmadan bir olmayı sağlayan huzuru içinde hissetmeli...
ben siyahın en şehvetli halinde iken kırmızının en karanlık tonajında gözyaşlarımla yıkadım tüm ruhumu...
ben bir parça kırmız ve bir parça siyahla bir tutku yarattım...
Seninleyken hayat mayın tarlasında en çok bombayı bulmaya çalışırken yenilmekten bile zevk almak gibi. Sırf seni görebilmek için sabahın köründe kalkıp hazırlanmaya çalışmak, karlı bir günde seni ansızın karşımda görmek kadar heyecan verici. Her an, sende
Zaman kendini kovaladı. Mevsimler geldi çattı. İklimlerin dengesi bozuldu. Yazları bile üşür oldum. Hoş, gidişinden sonra hep üşüdümya.
Şimdi durup yüreğime sorduğumda tüm bunları bilseydin yinede atarmıydın o son adımı diye bırakın cevabı sesimin yankısını bile duyamamaktayım; ama adını aşk koydum bu oyunun bir sonraki adımın bana nelere malolacağını peşin bir hükümmüş gibi çakıp alnıma, aldanıyorum birkez daha bu masala...
Her bir martı ona yok olan umudunu getirdi,çıkaramadığı sesini,konuşamadığı cümlelerini ve az evvel kıyıda bıraktığı bir çırpıda silinen yaşanmışlıklarını.
Aşkta mutluluk yok, aşktaki mutluluğu, aşkı yaşayan kahramanlar yaratır. 18 yıl sonra bile olsa.....