Ilk Bakista Ask
Gözlerinle ilk karsilastigimda sevdim seni. Ciplaktin,saskindin,actin. Kollarimla sardim ciplakligini..sicaciktin ama titriyordun.
"Her okur, okuduğu kitabın ortak yazarıdır. — Virginia Woolf"
"Her okur, okuduğu kitabın ortak yazarıdır. — Virginia Woolf"
Gözlerinle ilk karsilastigimda sevdim seni. Ciplaktin,saskindin,actin. Kollarimla sardim ciplakligini..sicaciktin ama titriyordun.
Kadınlığım , cesaretim ,güvenim hepsi içindi bu ayrılık . Hadi demeden başladı , hani demeden bitti bizimkisi .
Var sanılan aslında her zaman yoktur. Bazen yanımda dediğin aslında çoktan yok olmuştur.
Vuslatı yaşamadı hiç bir gecenin bitiminde bu gönül... Sadece özlemi sevdi, hasreti yudumladı, aşkı tek kişilik yaşadı...
Ve sonunda vuslatın olmadığı özleme son veda busesini verdi.
Biz böyle değildik gülüm...
Şafaklarımızı hasret rengine boyadılar. İncitmekten korktuğumuz goncaları soldurup, yerine hicran tohumları bıraktılar. Umutlar çağlardı içimizde, özlem setleri örüp ömrümüze, hayallerimizi, ümitlerimizi unutturdular...
Ayaklar iğrençtir aslında bazı zamanlarda. İnsanı hatalara götüren, akılsız başın derdini çeken et yığını ucu bir beşlik edilmiş ama değeri yerine göre bin beşlik eden ayaklar. Ayrılık zamanlarında insanları taşıyan, o anda bir kere olsun yolunu şaşırmayan, o anda dünyanın en gereksiz beden uzuvlarından biridir işte.
Kangren gecelerimin umududur sevmek. Ve yazamadığım şiirlerimin, gönderemediğim mektuplarımın hikayesidir içimde çağlayan gibi akıp duran…
Bu nehir ki kendisini kullanmak isteyenlere bataklık gibi kendisine yardım etme çabasında olanlara bir köprü gibi olacaktı.
Koşulsuzca, Sorgusuzca, Sinirsizca Siğinabi̇leceği̇mi̇z, Bi̇zi̇ Koruyacak Bi̇ri̇ Mutlaka Vardir, Dalgakiran Mi̇sali̇...
Kurulamaz cümlelerin imlasız sokağı… Yalanlardan korkmuş bir kalbin son durağı… Korkulu düşüncelerin kabus olup yağdığı bir gece karanlığı… Dinmek bilmez yağmurların korkusuz, mahrem ıslaklığı…
katedrallerde, kiliselerde sözü edilen, şeytanın asli görevini üstlenen, hiç tanınmamış ama kızgın yürek yangınlarının hayallerde yarattığı, tanrıçaları kıskandıran güzellerin neye benzediğini biliyorum artık...
Nedir ki o kavram nasıl olsa akıp gitmiyormuyuz damla damla mısralara
Ne önemi var ki dolunayın,yıldızların,gecelerin
Onlar da sessiz değil mi inadına ....
Hayatta varolan her duygu yaşanması gerektiği için vardır. Duygular iyi ya da kötü diye ayrılamazlar. Her duygu ayrı bir taddır, ayrı bir heyecandır.Aşk da bu duyguların en güzellerinden biridir kanımca..Mazoizmdir, sadizmdir belki de..Tadı damağımızda ka
bugün bir denemenin ağzından yazarını dinleyeceksiniz..
size yazarımı ne kadar sevdiğimi anlatacağım..
aklıma önce Leyla ile Mecnun veya Romea ve Juilet gibi meşhur aşk madurları geldi. Birbirlerini çok sevmiş ama hiç kavuşamamış bu hayal kahramanlarının aşkı mı acaba gelmiş geçmiş en büyük aşklardı?
Bırakılanlar taşımış bu ağır yükü. Hükümsüzlüğün ensesinde adalet aramışlar.
Gördüm de böylesini görmedim. Daha çok gençtin, 19 mu 20 ya da 18 mi? Aile kızıydın değil mi, belirli bir saati geçtiğinde evine bile tek başına gidemiyordun, akşam on biri geçirmek zaten yasaktı, benim evim de kalman zaten düşünülemezdi. İyi de güzelim bir şeyi anlayamadım, sen bu kentin