24 Mayıs 1985'ten İlham Alınmıştır
Eski kırk beşlikler vardı satırlarımda, sizi izlerken...
Ve siz hiçbir zaman bilemediniz; yokluklarınızda, göz kapaklarıma iğneler batırılmış gibi ağladığımı...
"Zaman, bir yanılsamadır. Özellikle de teslim tarihlerine yetişmeye çalışırken." - Douglas Adams"
"Zaman, bir yanılsamadır. Özellikle de teslim tarihlerine yetişmeye çalışırken." - Douglas Adams"
Eski kırk beşlikler vardı satırlarımda, sizi izlerken...
Ve siz hiçbir zaman bilemediniz; yokluklarınızda, göz kapaklarıma iğneler batırılmış gibi ağladığımı...
Nerede o eski Ramazanlar Ramazan ayı geldiğinde neredeyse herkesin hayıflanarak söylediği bir sözdür bu.
Kimisi genel olarak nostalji yaparak anar eski ramazanları kimisi de ise kaybetmekte olduğumuz değerlere hayıflanır.
Artık klişeleşmiş olan bu lafı her kuşak kullanacak mı acaba? Çünkü babam ve annem kendi
Selam sana... Bin bir çile ve zahmetlerle yoğrulmuş. Al kana bulanmış ve gözyaşı sulanmış. İzanlarımızın muhakemesinde buluşmuş. Toprağının her bir metresi şehitlerin kemikleriyle süslenmiş. Hüzünlerin alevlerinde çığlık olarak kopan mahşerin kanları duygularımızı incitmiş bulunan. Hicran alevlerine sokulan korlarla kalb odamızı yakmış olan. ÇANAKKALE...
Yalnızlığın O alaycı hüznüyle yaşarken ben, ( kaç zaman bilinmez ) olur olmadık çıka gelişlerini bekledim. Üzerinde siyah bir esbap ve küçücük ayaklarınla nasılda çabuk çıktın hayret içimde sonu bulunmayan O yokuşu.
Evet. Bir yıl daha bitiyor. Getirileri ve bir o kadar biz den götürdükleriyle
bir yıl'a veda ederken diğer yeni yıl yeni doğumlara gebe
bize geliyor. Kim bilir gelirken belki bin bir sıkıntı, bin bir acı buna tezat bin bir
güzellik, aşk vs...
nedendir bu sevmemek , sevmemekten midir ki bu hesapsızlık..
bir yerde bir terslik olmalı bu benim duygum olamaz, sevgi bitmezdi hani
kanbağı bile olsa bu duygular neden boş, hissetmemek de öle heder ki
isyan günlerinin şaşalı yaşamı gibi...
Ellerim duvarları taşıyor ve göz yaşlarım duvarlardan…
Silemiyorum, yanaklarımdan süzülüp düşerlerse üstüne, üşüyebilirsin… En çok bundan korkuyorum…
Seni bakışlarından ne kadar tanıya bilirim, ne kadar güvene bilirim sana, tenindeki o akustik beyazlığın ne kadar yakışır içimdeki siyahlığa, ya simsiyah düşlerimin içinde kaybolursan, ya bulamazsam seni bir daha...
Ama ben daha büyümemiştim ki, neden geçen her yıl, saçlarıma düşen her ak, yüzümde inadına derinleşen kırışıklıklar, büyüdüğümü yüzüme haykırmak istiyor?
Büyümüşüm işte, hem de habersizce…
Tam tamına 42 yaşına girmişim bugün…
Öyle söylüyor nüfus kağıdım, ama benim daha hayallerim vardı, büyümeyi
Tek bir yıldız dahi şavkımıyor karanlığında
gecelerimin.Hafızaların duldasız zulasında, ılgın
kokuşlu günler biriktiriyorum bir gün dönersin
umuduyla.Samimiyetsiz tebessümler dudaklarımda intihar ederken, derin bir acı, içten bir özleyiş ve sığ
düşünc
Yazmaktan bahsediyorum. Ama kılavyenin tuşları arasında sendelemeden.. Yazamıyoruz besbelli, özellikle de mektup. Yazamamak diyorum, çünkü bu kadar duyarsız olmak yakışmıyor bize. Olsa olsa elimizi tutan var (!)
Bir şey hissedememenin acısı yaşıyorum, çünkü biliyorum ki, sonradan ezici ağırlığını bırakacak omuzlarıma.
Hayır ağlayamıyorum, yağmur yağmıyor, gözlerine… Beni düşündüren, yüzünde bir gülümsemeyle, beklediği, yağmurda yürüyemeden ansızın gelen ölüm!
Yağmur yağmaz sokağıma, bundan sonra…gözlerim ağlamasa…