Eski İstanbulun Büyüsünde; Aslında Hüzün ve İstanbul
Bu gülzarın ortasında bir tutkudur AYASOFYA.
"Yazmak, aslında ölmek için bahane üretmektir; çünkü yaşarken yazamazsın, yazdıkça ölürsün." — Franz Kafka"
"Yazmak, aslında ölmek için bahane üretmektir; çünkü yaşarken yazamazsın, yazdıkça ölürsün." — Franz Kafka"
Bu gülzarın ortasında bir tutkudur AYASOFYA.
Roman kahramanlarının ‘’şarkı’’ adını verdikleri dörtlükler, tiyatro sahneleri, zaman zaman içeriğe uygun olarak karşımıza çıkan farklı anlatım üslupları kullanılmasına rağmen yapıtın bütünlüğü bozulmadığı gibi pekişiyor da.
Gerçi ben uzaydan tepe taklak düştüm ama bakın ne güzel uyum gösterdim ama, aynen insanlar gibi konuşuyorum. Ne diyorduk, hikaye yazıyorduk, daha doğrusu yazacağımız hikayenin nasıl olması gerektiğini tasarlamaya çalışıyorduk. Siz de fena değilsiniz ama çok yardımcı oluyorsunuz.
Geçtiğimiz hafta okurla buluşan OYNATMAYALIM UĞURCUĞUM adlı kitabımı bulamadığını söyleyen veya hangi birimlerde bulabileceklerini soran arkadaşlara duyurudur:
Değerli Şair-Yazar Dostum Hatice Eğilmez Kaya'ya teşekkürlerimle.
Adaşına seslenmiş Sabahattin Ali, su değirmenini anlatarak... Ve günümüz modeli aşkları betimlemiş devamında. Bir demiş, ikinci demiş, üçüncü, dördüncü ve devamı... Hikâyenin sonundan habersiz kafamızda tasarlamaya çalışıyoruz. Değirmenleri, sevgilileri, aşkı, köylüleri, köleleri...
Binbir Gece Masalları... Bizden çok Batılılar’ın rüyalarını süsleyen masallar dizisi. Doğu’yu “içeriden” anlatıyor.
Gerçek okur olmayı öğrenmek bir çaba istiyor. Bir yetenek gerektiriyor. Okuduğunu anlamak, anladığını hazmetmek gerekiyor. Yetmiyor.
Gerçek yazar olmayı öğrenmek ise daha zor. Evet daha zor. Çünkü gerçek okur olmayı öğrenirken hep almayı öğrenir insan.
Yaşadığı çağın siyasi ilişkileri ve toplumsal yaşam biçimi konusunda oldukça kötümserdir Konfüçyus.
"Yaralar vardır hayatta,ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkten yiyen,kemiren yaralar.Kimseye anlatılamaz bu dertler,çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar.Çünkü henüz çaresi de,devası da yok bu dertlerin."
Her çıkan kitap beni, istediği oyuncağı satın alınmış çocuklar gibi sevindirir. Kitabın doğuşunu insanın doğuşu kadar anlamlı ve muteber sayarım. Çünkü bana göre kitapların da kendince bir sesi, dili ve yüreği vardır. Her birinde nice hayatlar saklıdır. Onları okudukça bu hayatların ve fikirlerin içine destursuzca gireriz. Bizleri hep
Yeni Türk Edebiyatına ister akademik açıdan, ister popüler yayınları okuyup yeni bakış açıları elde etmek için bakın, bu dergi herkese hitap ediyor
Pek çok insan yaşam enerjilerinin büyük miktarını “ufak şeyleri dert ederek” harcadıkları için, yaşamın güzelliğini ve büyüsünü ıskalamaktadırlar.
Bu tıpkı Emir karakterinin geçmişiyle yüzleşmeden gerçek huzuru elde edemeyeceğini bilmesi gibiydi. İnsanlar geçmişte onları üzen, hep huzursuz eden olayları unutmak isterler ama şu bir gerçek ki geçmişle yüzleşmek çoğu zaman insanı huzura erdirir. Rochester’ın Bertha Mason’u yıllarca gizlemesi, tıpkı Emir’in kendisi için canını dahi feda etmekten çekinmeyecek
Pinokyo belli bir zaman sonra artık gerçek bir çocuk olmak ister ve Mavi Peri’den kendisini gerçek bir çocuğa çevirmesini diler. Tıpkı bir robot çocuk olan David gibi...Ama David Pinokyo kadar şanslı değildir.
Mürekkebi kurumamış yazıları eleştirirken “dobra”lığın ardına gizlenerek “zorba” olan eleştirmenlere ithafen…
topluluklar tarih boyunca sürekli bir yer değiştirme sirkülasyonuna girmiştir.iklim koşullarından kaynaklanan , çağın sorunlarından kaynaklanan bu yerdeğiştirmeler kabul edilebilir. ama zor eliyle yerdeğiştirme sancılı , acı veren , unutulmayan bir eylemdir. buna da sürgün denir.
Selim İleri