11 Ayın Sultanı mı Desem...
iftarlar vardır ramazanı ramazan yapan...işte onları anlattım arkadşlar arasında....
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
iftarlar vardır ramazanı ramazan yapan...işte onları anlattım arkadşlar arasında....
Her gidişin bir dönüşü de vardır ama dönüşü hiç düşünmem..bazen hiç bilmediğim bir şehir karşılar beni. İnsanlar arasında, caddeler arasında kaybolacağım diye düşünmem, aksine kaybolmak isterim. Bilirim ki bulunmayacak bir yol yoktur, yoldaşın yüreğinse, dostun da Rabbin her yol açılır, her şehir tanıdık gelir insana. Her çıkmaz sokağın
tık tık tık...heyyy orda amatör yazı okumak istiyen biri var mı? belki hoşunuza gider...
Hiç bitmeyecek gibi gelen uzuun tren yolculukları vardı hayatımda. Bir şehirden başka bir şehire değil bir yürekten başka bir yüreğe hiç değildi...sadece istasyondan ayrılma vakitleriydi...
Gittiğin yerde gördüklerin, gördüklerinden yanıldıkların var... Görmek, bir garip eylem! Kimi, bakar bakar göremez; kimi, bakar bakmaz algılar. Aslında, her gözün bakmakta ki, meramı aynı olsa da, meramından anladığı aynı olmasa gerek...
Gezmeyi severim ben. Gezmeyi, yeni insanlarla tanışmayı, yeni yerler görmeyi çok severim. Öyle uzun yolculuklar, şehirlerarası, ülkeler arası seyahatler falan değil bunlar.
"Kızım olursa adını Özlem koyacağım" dedi, dolunayda yakamozları seyre dalınan bir deniz gibi ışıl ışıl parlayan gözbebekleriyle gözlerimin içerisine bakarak...
insan kimi zaman haykirir sehre, belki de bir nevi kendinedir bu haykiris. fakat her zaman sonuc almaz bu veryansinlardan. cunku insanin kendine verilmis olan rolu eksiksiz sahneye koymasi gerekir.
İnsan yalnız doğar, yalnız yaşar ve yalnız ölür. Yalnızlık ruhun özünde saklıdır. Sokakların, caddelerin kalabalıktır ama yüreğin yalnızdır çoğu zaman.....
bir dost bulmanın aslında sanıldığından daha kolay olduğunu biliyor muydunuz? biraz cesaret birazda samimiyet yeterli...
Kara bir tren, upuzun bir yol savurur uzaklara. Vagonlarda kömür kokusu, vagonlarda yalnızlık dizboyu....
Sancılı saatlerin içinden cımbızla çekip almaktır şefkati... Sevmektir canınızdan kopan canı... Sevmek sadece sevmek... İçinizden çağlayan sevgi pınarında yıkamaktır güzel varlığı... Kollarının arasına almaktır sıcacık küçük bedeni... Şarkıyı andıran ilk çığlıkları duymaktır boşlukta... Cennetin kokusunu içine çekmektir... Öpmektir titrek sallanan minicik elleri... Doyurmaktır aralanan pembe dudakları... Ve bağrına
Hayatı bir yemeğe benzet, hafif ateşte pişen acısıda olur, tatlısıda. Ve sen yavaş yavaş pişeceksin, yeter ki tencereni iyi seç!!
Akşam saatleri; grupla birlikte öyle güzelleşiyor ki kordon, insanın bu güzel manzarayı ve sakinliği bırakıp eve gidesi bile gelmiyor, özellikle yaz akşamlarında...
Şimdilerde düşünüyorum da en son ne zaman akşam saatlerinde kordonda yürüyüş yaptım diye. Gerçekten bunu düşünmem bir hayli zamanımı alıyor ve uzun süre hatırlayamıyorum...