İçimden Geldiği Gibi
Ve gün geldi, farkında olmadan, anlamadan, tadına varamadan, içimizdeki zincirleri kıramadan büyüdük..Sorumluluklarımız arttıkça, yalnız kaldıkça daha da büyüdük..
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
Ve gün geldi, farkında olmadan, anlamadan, tadına varamadan, içimizdeki zincirleri kıramadan büyüdük..Sorumluluklarımız arttıkça, yalnız kaldıkça daha da büyüdük..
Kararsızlık yüzünden kaybettiğimiz aşklar vardır kalbimizin bir yerlerinde. Bir an gelir, bir müzik çalar veya yolda birini ona benzetirsin için sızlar. Ya da sen çok istemişsindir de o kararsız kalmıştır. Seni de engeller bu kararsızlık, uçar gider e
insan kimi zaman haykirir sehre, belki de bir nevi kendinedir bu haykiris. fakat her zaman sonuc almaz bu veryansinlardan. cunku insanin kendine verilmis olan rolu eksiksiz sahneye koymasi gerekir.
İnsan yalnız doğar, yalnız yaşar ve yalnız ölür. Yalnızlık ruhun özünde saklıdır. Sokakların, caddelerin kalabalıktır ama yüreğin yalnızdır çoğu zaman.....
Bir cehennem hüküm sürerken çevremizdeki çoğrafyada, beklenen tek çığlık, kırmızısı kaçmış gözüken ve belki de asla dilimize değmeyen acılardan ve acıklı hikayelerden usanmış domateslerden.. Bir cennet rüyası ve sadece cehennemi yaşayabilenlerin taptığı, sen, ben ve hayallerimden gelen..
"Kızım olursa adını Özlem koyacağım" dedi, dolunayda yakamozları seyre dalınan bir deniz gibi ışıl ışıl parlayan gözbebekleriyle gözlerimin içerisine bakarak...
Kara bir tren, upuzun bir yol savurur uzaklara. Vagonlarda kömür kokusu, vagonlarda yalnızlık dizboyu....
Beklemek ve bekletilmek üzerine bir muhasebe yazısı
Bir çılgınlık anı hatta belki....
Yeni oluşan bir fikir akımıyla Aşk partisi dalga dalga gelmektedir ve aynı zamanda hükümeti istifaya zorlar ve erken seçim kararı almak için yoğun bir baskı uygular.
Sancılı saatlerin içinden cımbızla çekip almaktır şefkati... Sevmektir canınızdan kopan canı... Sevmek sadece sevmek... İçinizden çağlayan sevgi pınarında yıkamaktır güzel varlığı... Kollarının arasına almaktır sıcacık küçük bedeni... Şarkıyı andıran ilk çığlıkları duymaktır boşlukta... Cennetin kokusunu içine çekmektir... Öpmektir titrek sallanan minicik elleri... Doyurmaktır aralanan pembe dudakları... Ve bağrına
Akşam saatleri; grupla birlikte öyle güzelleşiyor ki kordon, insanın bu güzel manzarayı ve sakinliği bırakıp eve gidesi bile gelmiyor, özellikle yaz akşamlarında...
Şimdilerde düşünüyorum da en son ne zaman akşam saatlerinde kordonda yürüyüş yaptım diye. Gerçekten bunu düşünmem bir hayli zamanımı alıyor ve uzun süre hatırlayamıyorum...
...Sanki nicedir heyecanla beklenen o meşhur oyun gelmiş gibiydi buralara. İnsanlar toplanmış, haykırışlarını alkış yapıyorlardı, son perdede yere düşen büyük oyuncuya yada benim uyuyan kahramanıma.
Hayatta sürekli kaybetmenin çaresizliği içinde tutanabileceğimiz tek dal, mucize arzusuyla yaşamak mı?
Gittiğin yerde gördüklerin, gördüklerinden yanıldıkların var... Görmek, bir garip eylem! Kimi, bakar bakar göremez; kimi, bakar bakmaz algılar. Aslında, her gözün bakmakta ki, meramı aynı olsa da, meramından anladığı aynı olmasa gerek...