Mucize Arzusu
Hayatta sürekli kaybetmenin çaresizliği içinde tutanabileceğimiz tek dal, mucize arzusuyla yaşamak mı?
"Yazdığım her şeyin bir gün çalıntı çıkmasından korkuyorum. Neyse ki, kimse okumadığı için problem yok." - Hakan Günday"
"Yazdığım her şeyin bir gün çalıntı çıkmasından korkuyorum. Neyse ki, kimse okumadığı için problem yok." - Hakan Günday"
Hayatta sürekli kaybetmenin çaresizliği içinde tutanabileceğimiz tek dal, mucize arzusuyla yaşamak mı?
Aralarından o buz gibi cam çekilince, sanmıştım ki ılık bir nehir coşacaktı üzerine, yıldızları sürükleyip gökyüzü kaldırımından, aşkla saçlarına takıştırılacaktı esenlikle. Kollarında maviler ısınacak, dudaklarında ay ışığı koşacaktı. Kalktı ve “an
Plajlarda turistler, ellerinde basit birer kova ve kürekle şaşılası derecede şatolar yaparken...
Hiç bitmeyecek gibi gelen uzuun tren yolculukları vardı hayatımda. Bir şehirden başka bir şehire değil bir yürekten başka bir yüreğe hiç değildi...sadece istasyondan ayrılma vakitleriydi...
...Tıpkı hayat gibi.Birçok kez işte bu istasyon son dediğimizde bir de bakıyoruz yanılmışız.Daha bir sürü istasyon varmış ileride.O istasyonda daha bir sürü insan bizi bekliyormuş,bir sürü acı, bir sürü ızdırap...
Yeni oluşan bir fikir akımıyla Aşk partisi dalga dalga gelmektedir ve aynı zamanda hükümeti istifaya zorlar ve erken seçim kararı almak için yoğun bir baskı uygular.
Ben insanları renklere benzetirim. Kırmızı, Beyaz, Mavi, Yeşil, Kahverengi Gri, Turuncı gibi renkler vardır ya. İşte insanlar da öyle renk renktir bana göre.
Yoksa... Merkezinde olsak da zamanın, kaybediyoruz onu. Bütün renklerin gride buluşmasını seyrediyorum bugün. Cehennemi hakediyoruz. Bilmiyorum farkında mısın?
İnsanların yaşama tarzına göre ömürler yaşanabileceği zamandan biraz daha fazla uzayıp kısalabilir mi?
Beni bir koltuğa bağlasalar, yıllarca orada oturur hiç şikayet etmezdim.
Sayılar birden başlar, gidebildikleri yere kadar giderlerdi. Artı yönünde ya da eksi yönünde… Ama hiç geri gitmediler.
Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkana girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynısıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek.....
Benim hastalığımdır: Kolundaki saate bakan birini görürsem, dayanamam gider saati sorarım. Kişi saatin kaç olduğunu öğrenmek için saate bakmaz. Ya niçin?
insan kimi zaman haykirir sehre, belki de bir nevi kendinedir bu haykiris. fakat her zaman sonuc almaz bu veryansinlardan. cunku insanin kendine verilmis olan rolu eksiksiz sahneye koymasi gerekir.
İlham denilen ve gökten gelen o yüce duygu, ifadeye dönüşüp beyinde depolanan kelimeleri şifrelendirdiğinde; okunan bir yazarın, daha doğrusu beğenilen bir yazarın kelimelerin imparatoru olduğunu düşünürüm ...
Şermin Yaşar