Dedikodu Hayatımıza Yön Vermesin
insanlar dedikodu peşinde koşmaya neden bu kadar gereksinim duyuyorlar?
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
insanlar dedikodu peşinde koşmaya neden bu kadar gereksinim duyuyorlar?
Ne yaman bir çelişki bu! Artık yapabildiğinizden emin olduğunuz bir şeyi yapmak daha az mı ilginizi çekmeye başlıyor?
Evet! Dostlarımızı seçeriz seçmesine, ama çoğu kez yanılırız. Bir Hint atasözü şöyle der: Dostluk mantar yemeği gibidir. Zehirli veya zehirsiz olup olmadığı ancak yendikten sonra belli olur. Gerçekten de öyle değil midir? Gerçek dostu bulduğumuzu zannederiz, ama en büyük darbeyi de bu dostlarımızdan alırız. Çünkü bize ait tüm
Milyonlarca yıldır yerinden kıpırdamamış bir kaya, hatta bu sürede hiç aşınmamış bile olsa, inanılmaz bir hareketlilik barındırmaktadır.
Cehaleti besleyip büyüten insan. Kinlenen, kibirlenen, intikam alan, ezen, aşağılayan insan. Özünü unutan, geçmişini reddeden, geleceğini satın almaya kalkışan, insan. Ölüme rağmen.
İnsanı var kılan, önemli kılan, işe yarar kılan da tıpkı çınar ağacı gibi geriye kalan , iz bırakabileceği bir yaşam. Bir yaraya merhem olabiliyorsak, bir çaresize çare, bir dertliye derman gerisi boş ve anlamsız. İşte geldik, işte gidiyoruz.
Dünyada her dakika 235, hergün 334.000 insan doğmaktadır. Buna karşılık dakikada 93, günde 134.000 insan ölmektedir. Buna göre doğumlar ölümlerin iki mislidir. Doğumların %74'ü az gelişmiş ülkelerde meydana gelmektedir . Tüm dünyada insan sayısının çoğalması, kaynakların hakkaniyetle paylaşılmaması sonucu, insanların büyük bir kısmı açlık, sefalet, hastalıklar içerisinde acı
Söz söylemesini iyi bilenlere, ağzı laf yapan kimselere derler söz cambazı… Bu hususta şairlerin eline kimse su dökemez. Onlar gerçek anlamda söz cambazlarıdır. Sözün en tesirlisini, kelamın ruha işleyenini onlar söylerler. Onlar, lügatlerde sessizce uyuyan kelimeleri gönül teknesinde hissiyatla yoğurup yeni sentezler oluştururlar. Şairler kelimeleri derin uykularından uyandırırlar.
Maddi açıdan zorlandığımız zamanlarda, dostlarımızın ortadan kaybolduğunu, ya hiç kalmadığını, ya da bir iki kişi ile sınırlı kaldığını hepimiz biliyoruz zaten. Gerçek bir dosta sahipseniz eğer, dünyanın en şanslı insanlarından birisiniz demektir. Paranız varsa, dostlarımız da yanımızdadır, bu nedenle birinci planda maddi açıdan güçlü limanlarımız (birikimimiz) olmalı demek
Gölün üzerine incecik bir sis tabakası sanki postu sermiş gibi.Gitmeye hiç niyetli görünmüyor.Firuzköy alacalı bulacalı görünüyor gölün ardında.Evler göle doğru eğilmiş, ağaçlar ise tersine. Köprünün kıyısı boyunca ufacık kaya balıkları koşuşturup duruyor,yedi-sekiz yaşlarında bir çocuk onları yakalamak için oltasını atıyor.Küçükçekmece gölünde bir balıkçı yarı uykula
Nezafet(paklık, arılık, temizlik), doğal temizlik anlamı taşır ve bütün varlığı kuşatıcı ontolojik bir olguyu temsil eder. Bu kelime, maddi çağrışımlar ile birlikte esasen maneviyatımızla da ilgilidir.
Karamsarlığın piçi,bedbinliğin üvey oğlu, bedbahtlığın öz evladı, ta bizi bulana kadar mutluyuzdur yaşama sevincini tadarak....
Taze bir günün başlangıcında,buğu buğu nazlanan bir bardak çay ve susamlı taze bir gevrekle güne merhaba demek. İlk bakışta, harcıalem bir durum gelse de, simitten bir lokma; çaydan bir yudum alınca işin rengi değişir. Bu tat bu nefaset zengin yoksul her adem evladını mest eder. Halkalanmış bir güzelliğin,
Günlerden salı... Takvimler yırtılırcasına, günler geçmekte. Her günümde olduğu gibi bugünümde de kelebekleri salıvermekteyim kavanozlardan. Çünkü ben en çok gökyüzüne açım. Karnımı bulutlarla, gün ışıklarıyla doldurmak istemekteyim. Bugün salı...
Bilindiği gibi her yıl 24 Kasım’da öğretmenler günü kutlanır. Bu yıl da rutin olduğu üzere tüm yurtta 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı. Öğretmenler Günü etkinlikleri kapsamında Türkiye’nin 81 ilinden 81 öğretmen Ankara’ya davet edilerek başkentin önemli kişileri tarafından kabul edildi. Bu yıl ben de 81 ilin 81 öğretmeni
Bugünlerde en çok istediğim sevdiklerime sarılıp şapur şupur öpmek, öpmek. Biz ailecek kahvaltıda sohbet etmeyi çok severiz, bugünlerde herkes mesafeli oturuyor, aynı anda sofraya oturamıyoruz, sofrada konuşmak yasak, zira çalışan olarak ben arada dışarıya çıkıyorum, alışverişe dışarı çıkıyorum, eve her getirdiğim şeyi sürekli yıkamaktan ellerim alerjiden yara oldu.
Görüldüğü gibi bilginin yanlış kişilerin eline geçtiği takdirde insanın zarar görmesi içten değildir. Öyleyse bilginin kölesi olmuşlara dikkat etmek ve önemsememek gerekiyor. Bilgi kölelerin en büyük acısı hesaba alınmamaktır. Bu acı onların yok oluşudur.