Savaşan Ruh
Ve zaman insanı önüne kattı. Biri bin, bini milyon yaparak toplumu oluşturdu. Bedeni milenyuma vardırırken, duyguları ise savaş meydanında bıraktı.
"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"
"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"
Ve zaman insanı önüne kattı. Biri bin, bini milyon yaparak toplumu oluşturdu. Bedeni milenyuma vardırırken, duyguları ise savaş meydanında bıraktı.
Toparlanması da zor oluyor. Her yere düşüşümde kalkmayı başardım aslında ben. Sen güçlüsün, başararırsın, her zorluğun üstesinden gelirsin dedim hep kendime. Güçlü olmaya çalıştıkça dertler üst üste gelmeye başladı. Bazen herşeyin tıkandığı noktaya gelince sözler yeterli olmuyor ne yazık ki. Artık bende tüm umutlarımı kaybettim. Sonra hastalık geldi
Herkesin bir gecesi vardır. Paylaşılan değil benliğe ait olan bir zamanda sürer artık gece. Tüm hatırlanacaklar ve yaşanacaklar günün bereketli iklimine bırakılmıştır. Çünkü gece zamansızdır ve o kapılar ardında sürer. Karanlık örter tüm görünenleri. Bilinmezliğin yüreklere bıraktığı korku ile gelir gece. Çünkü o, koyu bir bilinmezliktir her yerde.
Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini, yazık olmuş o gözlerden sana akan yaşlara, bir zamanlar sevginle ateşlenen başımı, dizlerinin yerine dayasaydım taşlara ....
Sen, “Filistin’in çiçeği” küçük kız. Sana sesleniyorum; daha doğrusu seslenmek istiyorum bütün çaresiz susuşlar için, bütün hissiyatıyla kahroluşlar için…
Diyeceklerim anlamsız biliyorum, ne dudağındaki buruk âminlerine yetişebilir ne de yüreğinde düğüm düğüm olmuş hıçkırıklarına karışabilir.
Bu kez senin için, sana yazıyorum ama yazdıkların ben nefes aldıkça ve yazı beni bırakmadıkça son bulmayacak.
Yazdığım her bir satırla huzura kavuşacağını biliyorum.
“ Dur “ dedim nefsime “ dur “ bağışla beni hayat, yüreğim, gözlerim, ellerim beni bağışla, tüm iyi insanlar, börtü böcek, kuşlar ağaçlar ... Allah’ ım bağışla ...
Bu hafta hiç yazmak gelmedi içimden. Belki sıcaklar, belki biraz bezginlik, belki son günlerde yaşadıklarım. Yorgundum. Ama bugün ilk defa midemde koca bir yumrukla uyanmadığım için bir şeyler yazayım dedim. Bir sürü konu yazılmayı bekliyor, ama ben konsa
Seni terk etme vakti geldiğinde
Valizim çok hafif olacak
Sadece Üstümdeki elbiseler
Şiirlerim bende kalacak
Çocukluğumuzun yemyeşil ovaalrı,verimli topraklar yavaş yavaş yok oluyor ama bizler aldırmıyor,büyük şehirlerin kirli havasını solumaya,bir garip koşuşturmacaya mahkum olmuş,tarifsiz yalnızlıkalr içindeyiz
‘Bir kadın çok güzel olabilir ama söyleyecek hiçbir şeyi olmamak kadar sıkıcı bir şey olamaz’ diyen Anita Roddick’e göre ‘Üçüncü binyıl kadınların gülüşleriyle şekillenecek. Bir arada duran, birlikte gülen kadınlar belirleyecek hay
.....yaşanan yaşanacak çarklar yerine oturacak oturuyor da, bize kaderimiz kalıyor, oda Yaradan’ın verdiği tek zerre haksızlık yapılmaz diyor insana hak ettiğin sana, o halde saflar belirlensin tövbelere otursun, hak bilinsin kul adına!
Benden size bir dost tavsiyesi; bundan sonra yüzmeye kuyruktan başlayın. ‘Kuyruk’ deyip geçmeyin. Meğer kuyruk, postun en önemli kısmıymış. Kafa kesilmese de olur, yeter ki kuyruk kopsun.
yaşamak bir yolculuk hali midir, yazdıklarımız bir seyir defteri midir?
Sunay Akın