Merhaba, Tanışalım; Ben Senin Annenim.
Merhaba, tanışalım ben Esra...Bir gün senin annen olacağım. ..
"Hikâye anlatmak, kaosa biçim vermektir. — Jean Anouilh"
"Hikâye anlatmak, kaosa biçim vermektir. — Jean Anouilh"
Merhaba, tanışalım ben Esra...Bir gün senin annen olacağım. ..
Ömür boyuların bilinmezliği/Şafak sökerkenki bir martı çırpınışı, bir hüznün mutsuz gülümseyişi balıkçı sandalı içindeki ağlarda/Ben ve kendim/Gece nöbetleri,dünya sonu gel-gitleri/Depresif gecenin iflah olmaz çekiciliği!
Türkler tarih sahnesinde -o dönemden kalan efsane, destan ve kitabelerden anlaşıldığı kadarıyla- ilk görünmeleri karizmatik kahramanların teşkilatlandırdıkları topluluklarla olmuştur. Oğuz Kağan, Kültigin Kağan, Mete han, ya da Kürşad ismi aynı zamanda bir milleti anlatıyordu.
Sade kahvemin son yudumunu alırken, herkesi tekrar inceledim. Masadaki kürdan kadardı şişmanlıkları, yada ben çoktan ateşe vermiştim tüm komedi tahtalarını...
bir paradoksun ortasında ters dönmüş bir aynada bıraktım herşeyimi yeniden.
Yüklemler yerini beğenmiyor, özne zaten eksik. Madem öyle tümleçleri de boşa harcamayalım. Tümleçlerle anlaşamadığı zamanları oluyor insanın. Sorulmayan şeyleri söylüyor bazen tümleçler. “Şimdi onu sorduk mu?” demek geliyor insanın içinden. Sorulmayan şeyleri duymak tahammül edilmesi gereken bir durum oluyor bazen.
Fikrin sözlük anlamı “düşünce,idrak,hatır,akıl,zihin,rey,oy,zan,inanma,zihin tasavvuru,kuruntu,murat,maksat,niyet…vb.” dir.En yaygın karşılığı da düşüncedir şüphesiz…
Çok yakında etrafta hiç 'disconnectus erectus' türünün örneklerini göremeyeceğiz. Yabancılaşma mağduru insan sayısı azalıyor. Sanki herkes er ya da geç pes edip sisteme giriyor istese de, istemese de. Sanki uyumsuzların hepsi intiharı seçiyor veya deliklerinden çıkmıyor, çıkamıyorlar. Nesilleri mi tükeniyor acaba? Fakat her şeye rağmen etrafımızda görebildiğimiz bazı
Bir zencinin esaretinde yaşıyordum… kaçanları yakalamak için kollar çıkıyordu (göğüs)kafesimden. Kulağımda hep bir çığlık vardı, kimin olduğunu bilmediğim… Gözlerimin ucunda bir yazı, aklımda herşeyimde bir düş… Düş-mek’ten düşleme
Kaleme kağıda sormadan, bana sormadan, ben gibi siz gibi bir yüzleşme, bir başkaldırı... Belki edebi bir yapıt değil, belki bir günlük sayfası, ama hangimiz günlüğümüzde isyan etmedik ki...
Kavga dolu bir gecenin yastığa asılmış hatırası olmalıydım. Halledilemeyen problemlerin, belki de kendinden bile gizlenen sonların habercisiydim.