Gülümsemeler de Hoyrattır Bazen
Bazen sadece hoyrat bakışlarınla inatlaşırsın yaşamla. Konuşmazsın fazla; gözlerini kapatırsın, kulaklarını da.
"Yazmak, aslında sadece okumayı geciktirmenin bir yoludur." - Umberto Eco (kurgusal)"
"Yazmak, aslında sadece okumayı geciktirmenin bir yoludur." - Umberto Eco (kurgusal)"
Bazen sadece hoyrat bakışlarınla inatlaşırsın yaşamla. Konuşmazsın fazla; gözlerini kapatırsın, kulaklarını da.
Sonsuz ayrılıkların gölgesinde türkülere yaslanmak seni teselli etti mi?
Korkunç kaktüslerin, acımasız dikenlerinin arasından bir nefese daha ulaşmak seni tatmin etti mi?
Belki de anılarımıza sahip çıkmamız gerektiğini hissettiğimiz için bilinçsiz bir sorumluluk duygusuyla onların elinden tutup, ve hatta onları çekiştirip hüzün topraklarına koşturuyoruz.
Oysa küllük, içimi yakan kendimleliğimi paylaşım amaçlı yaktığım sigaraların zifiri küllerini dökmek için sunulmuş. Ve sigaramdan her nefes çekişimde, ciğerlerimi dolduran nikotiniyle birlikte, ateşin bir kadının gözleri gibi parlaması silikleşmesini umdu
Doğmak veya ölmek fark etmiyor aslında. Her ölüm yeni bir doğuma gebe kendi içinde. Her doğum da yeni ölümlere.
Yahut daha önemlisi dostlar. Duymazlıktan gelebilir mi insan kuş sesini ?
...Nefretten başka bir duyguyu hissedemeyen düşüncelerin, devamlılığının gücünü umuttan almasının anlamı ne!
Mutluluğa hiçbir gün ulaşamayacaksam, Yaşamanın anlamı ne
...Ruhuna acıdan başka ne sunabildin ki ömründe? Doymak bilmeyen bir iştahla yaklaşırsan acıya! mutluluk sana kafi gelmez!
Kabul ediyorum gerçeği ; yalnızca hayatın doğru söylediğini . Gerçek bu olmasaymış desem de kabul ediyorum hepsini . Yalnız onunlayım , sadece hayatla " bir " im . İki kişi “ bir ” olmak yokmuş . Gerçek buymuş . Hayatta herşey değişirmiş gerçeklerin de zamanı dolmuş...
Fikrin sözlük anlamı “düşünce,idrak,hatır,akıl,zihin,rey,oy,zan,inanma,zihin tasavvuru,kuruntu,murat,maksat,niyet…vb.” dir.En yaygın karşılığı da düşüncedir şüphesiz…
Sesini duyuramadan bağırmak zorunda kaldığı yıllara kilitlenen bir yürek söylemi döküldü dudaklarından. Dilinde bir İstanbul düşünün,düşünden düşüşünün bağdaş kurmuş suskunluğu sancıyordu. Bir depremin ucuna astı suskunluğunu..harf harf şiddetlenerek ecel
İçine işleyen ayaz şiddetini arttırırken ondaki eksik kalan içini ısıtan o cümleyi duymamasıydı.Neydi beklediği söz? Bunu o bile bilmiyordu…
Pekala hissetmenin çok ötesinde, sonsuzda, mecranın şu an itibariyle, içkin bir aşka evrildiği sabitlendi.
İnsanoğlunun tamamen eşit olduğu an, mekan, benliğin hışma uğradığı vadi: aşk, ölüm.
zor olan hayat mı yoksa ruhumuzu hala bir fanusun içinde havasız bırakmaktadirendiğimiz için her nefes alamayışımızda hayatın zorluğumu geliyor aklımıza..?neden okyanusu yada bir denizde yaşamak varken fanusu tercih ediyoruz?denizin zorluklarından k
Burası diye bir yer yok. Bekleyişler anlamsızdır. Ya dününü taşırsın geleceğine, ya da geçmişinde çakılı kalmışsındır...
Bizler hiç birşeyi tam anlamıyla yaşayamaz mıyız? Yoksa sadece malzeme olsun diye mi yaşarız!?
Enis Batur