Hangi Liyakat
Merhaba. HANGİ LİYAKAT , başlıklı yazımda ,, ülkemizde işlerin ehillerine verilmesi hususunda eleştirel bir değerlendirme yapmaya çalıştım, yorumlarınızı beklerim.
"O kadar çok şey öğrendik ki, birçoğu yanlış çıktı." - Mark Twain"
"O kadar çok şey öğrendik ki, birçoğu yanlış çıktı." - Mark Twain"
Merhaba. HANGİ LİYAKAT , başlıklı yazımda ,, ülkemizde işlerin ehillerine verilmesi hususunda eleştirel bir değerlendirme yapmaya çalıştım, yorumlarınızı beklerim.
Alacağı kararlarda belirleyici unsur ne idi gerçekte? Yaşamın kendine özgü o akıp giden kurgusunda önüne çıkan “özel” şartların kendisini almaya mecbur bıraktığı tavır ve duruşları kendi derinliği içerisinde yaşattığı ve aslını sorarsanız kendisinin dahi tam olarak emin olamadığı o, olası kimlik sahiplenmelerinden acaba hangisine karşılık gelmekte idi? Yaşamdan
Merhaba. İhaleler İnternette Yayımlansın başlıklı yazımı görüşlerinize sunarım.
Uluslar arası tekellere hizmet eden politikacılar halkların hafızalarını törpülemek için önceleri ‘’dün dündür bu gün bu gündür ‘’ söyleminde idiler. Yunus Emre gibi kültürel değerlerimizi çalarken bir yandan da Deniz Gezmişleri’ de dönemin maceraperest yumuşak başlı ama ortamın havasına kapılmış gençler olarak ilan edebilirler.
Merhaba. Amasra Kömür Ocağında olanlar ve İşi Ehline Vermek , başlıkla yazımda güncel olaylara hakkında eleştirel bir yaklaşım sergilemeye çalıştım, yorumlarınızı beklerim .
Ülkemiz kendi kabuğunu kırmada ne yazık ki, Doğu Avrupa ülkeleri kadar başarılı olamadı. Sürekli devekuşu gibi kafamızı kuma sokup, “EN BÜYÜK TÜRKİYE!” sloganlarıyla yıllarca kendimizi avuttuk durduk. Dışarda ne olup bittiğini, hakkımızda ne tür planlar kotarıldığını, bunlara karşı ne tür önlemler alınması gerektiğini bir türlü göremedik ya da
Malumunuz; Kılıçdaroğlu son günlerde Cumhurun, yani bizim Cumhurbaşkanımıza karşı açık ve net ifadelerler küfrediyor, hakaretler yağdırıyor, halkı kin ve nefrete sürükleyip cazgırlık çıkartmak istiyor.
Ne demiş eskiler; “eceli gelen it cami duvarını pislermiş.”
Bir genel başkanın kullandığı ifadeye bakar mısınız Allah aşkına…
Konuşmacıların üzerinde durdukları noktalardan biri, toplantıya genç kuşaktan pek az kişinin katıldığı yönündeydi. Aynı benzer durumun Ödemiş ADD toplantısında da dile getirilmesi gösteriyor ki, 12 Eylülcü Paşalar amaçlarına ulaşmışlar! Gençliği siyasetten uzaklaştırmışlar. Ya bizim kuşak da giderse ne olacak, bir bilen varsa çıksın ortaya.
Dünyada ve özellikle ülkemizde yaşanan terör belası ve bu yüzden çektiğimiz acıları hafiften anımsatan ve bu terör belasına karşı ve bunları önleyemeyenler ya da önlemek istemeyenlere karşı duyarlı olmamız gerektiğini söyleyen bir yazı...
Siyasete alet edilemeyecek en önemli unsur insan sağlıdır. Son yıllarda yap boz tahtasına dönen sağlık politikaları insan hayatına verilen değerin en güzel göstergesidir.
..İdeoolcik edebiyat yapmak lazım bu aralar.!Hincik milli billik zamanı..Bi bildikleri vaa elbet..! Kürtler de insan canım.! Yazık oldu şu hırant’a da.!Didiydim zamanında.Gaşımayın olum bu gadaa diyi.!Dinnemedilee işte.! Bi cahallık olmuş.! Bu gadar böyütmemek lazım.! Takdiri ilahi.! Öleninen ölünmüyo işte.!
Şimdilerde dünya, işçilerin değil, o işçileri kullanarak işsizlerin sömürüldüğü bir yerdir. İnsanlar emeklerinden değil, alışkanlıklarından, bağımlılıklarından, düşüncelerinden, tutkularından, inançlarından, tabularından, aidiyetlerinden, algılarından, korkularından, cesaretlerinden, evlatlarından, ailelerinden, giysilerinden, yediklerinden, konuştuklarından sömürülüyor. Sendikalaşma, grev hakkı, çalışma saati vs. türünden daha iyi şartlarda işçilik-kölelik için mücadele, bugünün dünyasında yaşayan insanların hedef
1986 yılında Çernobil’de yaşanan nükleer felaket daha dün gibi zihinlerde güncelliğini korurken ABD ve Rusya arasında START antlaşmasının devamı niteliğinde nükleer başlıklı silahların sayıca azaltılmasını ön gören yeni bir antlaşmanın imzalanacak olmasıyla konu tüm dünyada önemini bir kez daha hatırlatarak, ilgili olabilecek tüm platformlarda uzun uzadıya ele alınıp,
Ülkemizde halen 1982 anayasasının hangi maddelerinin değiştirilip hangi maddelerinin değiştirilmemesi gerektiği şeklinde beyhude bir tartışma sürmektedir. Gerçek anlamda 12 Eylül’den çıkışın sivil bir anayasa ile mümkün olabileceği birçok kesim tarafından bilindiği halde, böylesi bir girişime karşı soğuk bakılmakta, müstahkem mevkilerin kaybedilebileceği düşüncesi ağır basmaktadır. Bu durum göstermektedir ki
İlkelliği, yazılı tarihin başladığı dönemin hemen gerisine atarak orada bulunan ve insanlığa ait maddi, manevi bütün birikimlerin bir karşılığı olarak tanımlarsak acaba ne kadar doğru bir tesbitte bulunmuş oluruz? İlkellik iç içe geçerek süreklilik oluşturan zaman kavramında bir şekilde burun kıvırarak sırtımızı döndüğümüz ve ait olduğu zaman ve
İsrail sevdalısı gibi davrananlara karşı ve Davos'taki olayları İsrail'in lehine yorumlayanların ve de dünya gözünde değerimizin düştüğünü savunanlara karşı okuyucuları ve halkı bilinçlendirmek adına birkaç kelam ettim.
Türkiye Hükümeti, anlaşılan devletin diğer kurumlarının da onayını almış olarak, demokratik bir açılım başlatmayı önlerine koymuştur. Gerçek içeriği ve sınırı belli olmasa da, bu açılımın, ileri bir adım olduğunu kabul etmek lazımdır.
"ne gariptir bu ülkedeki her güzel şeyin taşlanması...
ve Can Dündar'a Oscar ödülünü yakıştıranlara: Bir kez daha gurur duyarız...Neden olmasın?"
Kuzey Irak Kürtleri ile Türkiye'nin ortak çıkarları var. Bütün sorun gerçeği görebilmekte.
Ercan Kesal