Savaşta En Büyük Suç, Savaştan Kaçmaktır
Merhaba. Savaşta En Büyük Suç, Savaştan Kaçmaktır başlık yazımı yorumlarınıza sunuyorum.
"Sabahın dördü, ve ben hala uyanığım. Sanırım Tanrı, 'Daha fazla düşün!' diye bir emir verdi." – Woody Allen"
"Sabahın dördü, ve ben hala uyanığım. Sanırım Tanrı, 'Daha fazla düşün!' diye bir emir verdi." – Woody Allen"
Merhaba. Savaşta En Büyük Suç, Savaştan Kaçmaktır başlık yazımı yorumlarınıza sunuyorum.
1986 yılında Çernobil’de yaşanan nükleer felaket daha dün gibi zihinlerde güncelliğini korurken ABD ve Rusya arasında START antlaşmasının devamı niteliğinde nükleer başlıklı silahların sayıca azaltılmasını ön gören yeni bir antlaşmanın imzalanacak olmasıyla konu tüm dünyada önemini bir kez daha hatırlatarak, ilgili olabilecek tüm platformlarda uzun uzadıya ele alınıp,
Ülkemizde halen 1982 anayasasının hangi maddelerinin değiştirilip hangi maddelerinin değiştirilmemesi gerektiği şeklinde beyhude bir tartışma sürmektedir. Gerçek anlamda 12 Eylül’den çıkışın sivil bir anayasa ile mümkün olabileceği birçok kesim tarafından bilindiği halde, böylesi bir girişime karşı soğuk bakılmakta, müstahkem mevkilerin kaybedilebileceği düşüncesi ağır basmaktadır. Bu durum göstermektedir ki
İsrail sevdalısı gibi davrananlara karşı ve Davos'taki olayları İsrail'in lehine yorumlayanların ve de dünya gözünde değerimizin düştüğünü savunanlara karşı okuyucuları ve halkı bilinçlendirmek adına birkaç kelam ettim.
İlkelliği, yazılı tarihin başladığı dönemin hemen gerisine atarak orada bulunan ve insanlığa ait maddi, manevi bütün birikimlerin bir karşılığı olarak tanımlarsak acaba ne kadar doğru bir tesbitte bulunmuş oluruz? İlkellik iç içe geçerek süreklilik oluşturan zaman kavramında bir şekilde burun kıvırarak sırtımızı döndüğümüz ve ait olduğu zaman ve
"ne gariptir bu ülkedeki her güzel şeyin taşlanması...
ve Can Dündar'a Oscar ödülünü yakıştıranlara: Bir kez daha gurur duyarız...Neden olmasın?"
Türkiye Hükümeti, anlaşılan devletin diğer kurumlarının da onayını almış olarak, demokratik bir açılım başlatmayı önlerine koymuştur. Gerçek içeriği ve sınırı belli olmasa da, bu açılımın, ileri bir adım olduğunu kabul etmek lazımdır.
Kafkaslardan, Orta Asya ve Ortadoğu’ya kadar oldukça geniş bir coğrafya üzerinde meydana gelen her tür siyasi, ekonomik ve toplumsal olay, ne yazık ki bölgenin kendi gerçekliğinin ürettiği değerler olmaktan çok, küresel eğilimlerin tercih ve öncelikleri doğrultusunda şekillenir oldu. Bu durum tek başına bile bölge insanının zaaf ve ihmallerini
Kuzey Irak Kürtleri ile Türkiye'nin ortak çıkarları var. Bütün sorun gerçeği görebilmekte.
Sövün sövebildiğiniz kadar..
İçiniz açılsın efendim…
Yeter ki siz rahatlayın..
Bu Su’yun sesi soluğu çıkar belki amma.!
Eli kalkmaz asla..
Seçim arefesinde parti liderlerinden, medyada ve televizyonlarda ülkenin geleceğine dönük doğru, güçlü ve güzel gerçekleri dile getirmesini bekledik.
Sonuç olarak, yaptığımız fikir jimnastiğinden;”Yeni” CHP’nin sol eksenli siyaset yapmak istediği ve fakat bunun sınırlarının oldukça muğlâk olduğu, sol perspektiften ne anlaşılması lazım geldiği hususunda kafa karışıklığının devam ettiği iddia edilebilir. Türkiye’de sola oldukça sirayet etmiş olan milliyetçilik, askeri vesayetin ehveni şer olarak görülmesi, katı laiklik anlayışı, demokrasiden
Siz alıştınız diye ben de alışmak zorunda değilim.
Kör Olma Türkiye... Bırak Artık Şu At Gözlüklerini De Dünyada Neler Olduğunu Gör...
Mardin, dünyada eşi az bulunur bir hoşgörü, huzur ve barış şehridir. Bu korkunç facia için Mardin’inin seçilmesi bir şansızlıktır. Mardin bunu hak etmiyor ve aynı zamanda bu olay, bölgeye karşı çok kalleşçe bir tuzaktır.
İnsanlıktan nasibini almayanlar, bukalemun gibi her renge bürünüp, Kürtlerin tarihini, kültürünü, örfünü,
Bir masalla başlayayım istiyorum. Ben kendimi bildim bileli millet çeşitli masallarla uyutuluyor ve bir türlü uyandırılamıyor. Ama hipnoz edilmişçesine istendik her şeyi yapabiliyor millet. Hele de istenende güç varsa... hani övünürüz ya Ertuğrul yasası diye... O da gücünü haklıdan değil, güçlüden yana kullanmıştı ya(!)... Her ne ise biz
Öncelikle mazlum halklara, sivil insanlara yapılan her türlü silahlı saldırıya karşı olmak, saldırıları nefretle karşılamak bir insanlık görevidir ve tamamen vicdansaldır. Bunu asla göz ardı etmeden, ayrıca, serinkanlı olarak olaylara eleştirel bakabilmeliyiz.
Memduh Şevket Esendal