Hakan Fidan Armonisi
Hiçbir zaman olağandışı bir şey söylemeyen Hakan Fidan'da her nedense son zamanlarda milli ve yerli takıntısı başlamış.
"Bana bir kütüphane verin ve dünyanın yedi harikasını unutun." - Agatha Christie"
"Bana bir kütüphane verin ve dünyanın yedi harikasını unutun." - Agatha Christie"
Hiçbir zaman olağandışı bir şey söylemeyen Hakan Fidan'da her nedense son zamanlarda milli ve yerli takıntısı başlamış.
Sağlı sollu düşler görüyorum. Önlü arkalı politik mecmualarda… Adım halk. Kalkıp dimdik duruyorum şu karavaşlar karşısında.
Yazdım,
Okundum,
Kopyalandım,
İletildim,
Saklandım,
'11 Numara, yabancı erkeklerle ilişkiye girmek yok’ (Dalgamı geçiyorsun, tecritteyim, ne erkeği?)
Hücre arkadaşım 5 Numara Özge, yanındaki hücre arkadaşı 1 Numara Öktem ile birlikte tempolu bir biçimde bağırarak zıplıyorlar. ‘Baskılar, bizi durduramaz. Baskılar, bizi yıldıramaz.’
Zebanilerin başı mikrofondan, tatlı fakat otoriter bir tonda
Bugün içinde bulunduğumuz politik ve toplumsal durumumuz Türkiye’de bizzat yaşayan bir çok insanın düşündüğünün aksine pek de iç açıcı değil. Tabi bunu onlara anlatmak bu gerçeği düzeltmenin tek yolu aslında. Türkiye’de seçimler yaklaşıyor ve yurtdışında Televizyonlar ve gazeteler aracılığıyla bu maratonu takip ederken Türkiye’nin bazı gerçeklerine gülmek, bazılarına
Enteresan bir ülkedeyiz/ülkeyiz. Biri bir şiir okuyor mahküm ediyor bürokrasimiz, biri bir şiir okuyor başbakan yapıyor halkımız. Ne kadar da okumaya meraklıyız.
Anayasa halkoylamasını, ülkemiz için yol ayrımı olarak görüyorum. Dileğim, vatandaşlarımızın siyasi görüşleri, oy verdikleri parti ne olursa olsun; Neden evet, neden hayır diyeceklerini bilerek oy kullanma ları. Oylanacak maddeleri etraflıca incelemeleri…
Yıllardır özellikle yeşil sermayeler tarafından dolandırılan, paraları lüp lüp edilen vatandaşların, halen bu çetelere nasıl olup da güvenerek birikimlerini veriyor olmaları ise gerçekten şaşırtıcı geliyor bana.
Li himber zulm û zorê hatin, rewşek him Îslamî ye û him jî însanî ye.
Günlerdir okuyorum, hiç durmadan ağız dolusu saydırıyorlar İsrail’e…
Birde son zamanlarda bizim gerici takımında ''mazlumları oynamak'' pek moda oldu. Bunu, her şeyin çözümü olarak görüyorlar.
Allah hepinize akıl, fikir ve vicdan versin. Ama nerde. Fikir belki bir nispet te, akıl ve vicdanın zerreciği olamaz sizlerde. Siz olsanız olsanız ya sapık, şizofren ya da insan görünümünde dünya üzerine inmiş ve insanları nasıl bir birine düşürtüp kırdırtırız diye niyetler taşıyan dünya dışı ruhsuz yaratıklarsınız. Evet
Bütün umutların tükenmeye başladığı bir dönemde Mustafa Kemal Atatürkün, Türk Milleti için bağımlı yaşamaktansa ölmek daha iyidir diyerek Samsuna çıkması ve bağımsızlık mücadelemizi başlatmasının yıldönümünü yaşıyoruz.
Bir ulusun dirilişinin başladığı 19 Mayısı yaşıyoruz.
Sayın Melih Aşık’ın Milliyet Gazetesi’ nde ‘’2009 ‘un Şeyleri’’ başlıklı yazısını örnek alarak
ben de kendimce, 2009 yılını ‘’ en bi şey’’ ledim
Kişisel ve toplumsal körlüğün, sağırlığın ayyuka çıktığı bu çağda en önemli hastalığın duyarsızlık olduğunu düşünüyorum.
İnsan ya da toplum olarak duyarsızlığın temel sebebi neme lazım ya da adam sen de davranışıdır.
Büyük bir komplo teorisidir yaşam;
doğru bildiklerin yanlış,yanlış bildiklerin de dogrudur çoğu zaman.
Hayatınız boyunca hiç aç kaldınız mı? Öyle bir kaç saatliğine açlıktan bahsetmiyorum… Şöyle 24 saat boyunca aç kalıp da kurt gibi acıktığınız ve bulduğunuz her şeyi yiyebilecek kadar iştahlı olduğunuzu düşünün...
Bir açılım meselesidir gidiyor. Kimi Kürt açılımı dedi kimi de Demokratik açılım. Adı ne konursa konsun destekleyenler de karşı çıkanlar da birbirlerine aynı gerekçelerle yükleniyor.
İktidara yakın olanlar muhalif olanlara Ortada bir şey yok. Olmayan bir şeye niçin karşı çıkıyorsunuz? diye hesap soruyor.
Filistin: toprakları elinden alınan, 71 yıllık dram ve direnişle özdeşleşen bir halk. Kudüs, farklı dilleri konuşan insanların "bizim" dediği bölünmüş bir şehir. İsrail tepeleri işgal ederken, Filistinliler "Burası Müslümanların kutsal topraklarıdır" diyor. ABD'nin "Kudüs İsraillilerindir" açıklaması ise çatışmaları daha da alevlendiriyor. Ortadoğu'nun gözyaşlarıyla sulanan bu kadersiz toprakları ve
Emrah Safa Gürkan