..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Tarihten öğreniyoruz ki tarihten hiçbir şey öğrenmiyoruz. -Hegel
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Gülmece (Mizah) > Mehmet Önder




12 Haziran 2010
Altına Hücum  
Mehmet Önder
Sallanan sarı lambaların yerini pahalı avizeler almış; gıcırdayan koltuklar gitmiş, yerini oturmaya kıyılamayacak güzellikte yenilerine bırakmıştı.


:GGB:
     
     ALTINA HÜCUM

     

     Elindeki çantaya baktı. İçinden “Gitti bir çeyrek altın daha” diye geçirdi.
Kurada on üçüncü çıkmıştı Gülşen Hanım. On iki haftadır bulup buluşturup birer
çeyrek altın yetiştiriyordu güne. On üç çeyrek altın haftaya kendisine gelecekti. Yatırım diye düşündü. Biraz rahatladı.

     Çeyrek altın paketini çantadan çıkarıp cebine koydu, ortaya koyması kolay
olsun diye.
     …

     Merdivenleri hızlı hızlı çıktı. Kapı açıktı; yenile biri gelmiş de
unutulmuş olmalıydı. Biraz gecikmenin de telaşı ile buyur edilmeyi beklemeden içeriye
daldı. Salona girdi; içerisi tıklım tıklımdı. Kıyıda zar zor bir yer bulup ilişti. Herkes çeyrek altın paketlerini sehpanın üstüne koymuştu. O da köşesine özenle yerleştirdi.


     Salonda değişik bir koku vardı. Hoş bir kokuydu bu. “Bizim Meliha
böyle parfüme filan para vermez ya , dur bakalım” dedi, içinden. Ama, değişiklik bununla da kalmıyordu. Sallanan sarı lambaların yerini pahalı avizeler almış; gıcırdayan koltuklar gitmiş, yerini oturmaya kıyılamayacak güzellikte yenilerine bırakmıştı. İlk anda gördüğü değişiklik meraklandırmıştı Gülşen Hanım’ı. Sağı solu bir güzel süzdükten sonra mutfağa döndü; bağıra çağıra:

- Melihaaa ! Gömü mü buldunuz kız?

      Mutfaktan hiç ses gelmedi. Salondakiler şaşkın şaşkın ona bakıyorlardı.
Gülşen hanım salondakilere tek tek baktı. “Bizim günde bunlar var mıydı hiç dikkat
etmemişim” dedi. Önemi de yoktu gerçi, bu saatten sonra. İşin sonuna gelinmişti.
Haftaya toplayacaktı verdiği tüm altınları.

     Ama o Meliha’ya takmıştı bir kez. “Hani ekmek parası yoktu. Hani
orta parmağı tettirip gırtlağa vurmalar; tın tın sesleri çıkarmalar. Şu avizelere bak
altın suyuna batırılmış. Yok yok bas bayağı altın bunlar. Hem de yirmi dört ayar.”


Mutfağa doğru bir daha bağırdı:

- Hani yok yoklar ne oldu? Kaybolursun böyle…


Salondakiler de hiç şakadan anlamıyorlardı. Önemli bir haber
veriyormuş gibi, yine buna dikkat kesildiler. Altın günü bu. Dedikodu yapacaklarına,
sirk gelmiş gibi bunun hareketlerini izliyorlardı. Bu da ilgi görmenin keyfiyle
mutfaktaki Meliha ile olup bitiyordu.
     
Bir ara gözü perdelere takıldı. “Hııı” dedi “Perdeler de değişmiş,
şıkkı yok gömü buldu bunlar. Bilemedin, o züppe kılıklı kocası banka soydu. Züppe
müppe ya becerikli demek. Bizim herif müsfeddesi de azıcık becerikli olsaydı da bir
günyüzü gösterseydi . Altın günleri ile kız çeyizi biriktiricem diye canım çıkıyor”.

      Gülşen hanım bu düşüncelere dalmışken, elinde pasta tabakları ile
üst komşu içeri giriverdi. Bizimki buna daha çok şaşırdı. “Bak seeen” dedi “Hani bu
süslü Fatma bu evin kapısından adımını atamazdı. Hani bacaklarını kırardın?”

Bu şaşkınlıkla bir daha seslendi mutfağa:

- Kız Melihaa! Ne oldu, tükürdüğünü yaladın mı?


     Bu kez konuşma sırası Fatma Hanım’a gelmişti:

     - Ne Melihası kadın. O, bu kapıdan içeri girerse kötü olur.

Fatma hanım, kim bu der gibi de çevredekilere bakıyordu.

Bizimki ne diyeceğini bilemedi. Üstüne bir kazan soğuk su
dökülmüş gibiydi. İçinden “Meliha nerde?” demek geçti, demedi. Şaşkındı. Sehpaya
baktı, kendi çeyrek altın paketini gözüne kestirdi. Ani bir hareketle kaptı ki, o an her
kes sehpaya yöneldi ve hep bir ağızdan:

     - Hırsız vaaar!

     Gülşen hanım “Hayır. O beniiim!” diye bağıra çağıra kendini
dışarı zor attı. Bir kat aşağıda dönüp ardına bakacaktı ki, o kapı da açıktı ve
kapıdaki ses:

     - Nerde kaldın Gülşen hanım? İki saattir seni bekliyoruz.

Meliha hanımın sesiydi. Hemen içeri girdi. Kapıyı hızlıca kapadı.

Salona geçti. İthal parfüm kokusundan eser yoktu. Sarı lamba
tavanda hala sallanıyordu. Kendini koltuğa bıraktı. Koltuk gıcır gıcır ses çıkardı.
Meliha’nın on yıldır değiştiremediği yoşuk perdeler yerli yerinde duruyordu. “Dünya
varmış” dedi içinden, arkasına yaslanırken.

Tüm konuklar şefkatle bakıyorlardı Gülşen Hanım’a. Her biri
sırayla hal hatır sordu. Mutluydu. Yine mutfağa bağırdı:

- Neler hazırladın Melihaam?



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın gülmece (mizah) kümesinde bulunan diğer yazıları...
Döve Döve Demokrasi
Hükümet Yıkıldı
Kaybettiğin Dava Temyizden Döndü Mü
Çekinme Ye!
Yukardaki Bilir
Seçmen İsterse
Dikizciler
Dedem Keyfi Kırınca
Okumuş Adam
Asaletim Tasdik Olsa

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Eşekistan
Eşek Anırır Biz Ağlarız
Fıkralar Yeterli
Göz Üstünde Kaş Olmasa
Ödemeler Camız Kırkımına
Bunları Biliyorsunuz
Beşiktaş Tatlıdır
Borç Yiğidin Kamçısı
Yıldızcı Karınca İle Yeşil Kertenkele
Radyo Tiyatrosu


Mehmet Önder kimdir?

30. 11. 1959'da İzmir'in Bayındır ilçesine bağlı Furunlu Köyü'nde doğdum. İlkokulu köyde, lortaokulu Çırpı Mustafa Adanır Ortaokulu'da okudum. Bayındır Lisesi'nde bir dönem okuduysam da devam edemedim. Sonra radyo tamirciliği başta olmak üzere birçok işte çalıştım. Ege Tıp Fakültesi'nde memur olarak işe başladım. Buradaki on bir yıla yakın çalışmam süresinde önce İzmir Namık Kemal Akşam Lisesi'ni, ardından Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdim. İlk Beş yılını İzmr merkezde, kalanını Bayındır'da olmak üzere yirmi iki yıla yakın bir süredir serbest avukatlık yapmaktayım. Evliyim, Alp Deniz adında sekizinci sınıf öğrencisi bir oğlum var.

Etkilendiği Yazarlar:
Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Muzaffer İzgü


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Mehmet Önder, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.