Yarın Öleceğini Bilsen Bugün Ne Yapardın?
Son anlarımızda neler hissedip neler yaptığımıza dair bir yazı...
"O kadar çok şey öğrendik ki, birçoğu yanlış çıktı." - Mark Twain"
"O kadar çok şey öğrendik ki, birçoğu yanlış çıktı." - Mark Twain"
Son anlarımızda neler hissedip neler yaptığımıza dair bir yazı...
Hiçbirşeyi bütün yapamadan pantolon paçalarımdan akıtmışım orta yere. "Olsun" diyebiliyorum yine de. Marifet budur işte!
Bir ismi kaldı aklımda. Bir de bakışlarındaki yazgı. O bana yasaklı, ben onda saklı. Bir unutuş cümlesinin baş harfiydi ismi. Şimdi gül fırtınası gönlümde; bir can yitiği…
Çünkü siz, mükemmellik adına kandırılıp bu yolda koşarken ruhunuzu beklemeyenlerdensiniz...
Çünkü siz bir erkeğin saçlarını,rimellerini,hayallerini ,ayakkabılarını,rujunu elinden almadınız..
FLÖRT VE EVLİLİK
Yeryüzünde canlıların nesillerini devam ettirebilmesi için yaratıcımız Cenabı-ı Allah c.c dişi ve erkek olmak üzere bir çift şekillendirip yeryüzüne ADEM a.s ve HAVVA annemizi gönderip belli kurallar çerçevesinde çoğaltmış ve bizlere kadar gelmiş olan ve bizden sonrada devam edecek evlilik müessesesi kutsal olup
Duygularım matlaşmış, çekiciliğim bitmiş. Bana huzur veren her şeyin yitip gittiğini anladığım bugünse en mutlu günümmüş! İçimdeki hissi, cesareti ve olgunluğu kaybettiğimi düşündüğüm bugün doğmuşum ben. Ne büyük bir tesadüf.
GENÇLER’E BAK GENÇLERE......!
Her insan yaşadığı müddetçe gençlik dönemini evresini geçirmek zorunda.Sert bir geçiş.Büluğ çağı.Delikanlı.Kız olsun erkek olsun fark etmiyor.Kabahatleri yok.Kabahat Toplumun ve aile yapısından.Örf ,adet, anane gelenek görenek,sevgi ve saygının dejenerasyona uğraması.GENÇLİĞİ başı boş bırakınca,ne eğitime, ne eğilmeye,ne bükülmeye gelmeyen nereye toslayacağı mechul bir yere,
Kötülüğe çağırırken şeytanın yaptığı gibi, arkadaşının ancak kendisine uyduğunda kurtuluşa ereceğini ve kendisinin doğru bir yol üzerinde olduğunu iddia eder. İnkara ve din dışı ahlaka davet ederken arkadaşına, onun iyiliğini istediği yalanını söyler. Kendisine inanan arkadaşını böylece mutsuzluğa sürükler.
Türkiye Yazarlar Birliği bünyesinde açılan, 16. Dönem Yazarlığa Hazırlama Semineri’ne renk katan, anlam katan birlikteliğimiz hitamında yüreğime düşen şebnemi, dostalarla paylaşmak; onalara veda babında bir şeyler söylemek cehdiyle yazdığım birkaç satır.
Hayallerinin ve kaygılarının sevgilisinin, bu zamanda nasıl bu kadar masalsı olabildiğini, ne başkasına, ne kendine, ne de kalemine anlatmak imkansızdır artık.Tek istediğin sonu yazılmayan bir masalın kahramanı olmaktır.
Gölgesiz terk etiğim bir savaştan daha; elimdeki sigara ve sırtımda darp ve ruhumda küfle ayrıldım.
Kaybettiklerim kadar, kazandığım hançerleri sayarken farkına vardım ‘o karanlığın'...
Senelerce kıymıklarından arınamadığım pencereyi aralayıp, sessizce çaktım “şeytanın ateşini”
Usulca yaktığım ve içime çektiğim sigaradan, bir nefes sonra
meclis kanununu çıkartmadan yeni ağaçlar tanımaya bakın!..ben kavak ağacını seçtim!” dedim ciddi ama arsızca...
AKIL’A SESLENİŞ
Yıldızların sayısınca akıl var dostlar akıl.Ben burada 4 grup üzerinden okuyucumla dertleşmek,paylaşmak,analiz edip, insanlar üzerinde çevremizde gözlemlerimizi pekiştirmek adına buna sesli bir düşünce diyebilirsiniz.
1. Akıl ŞEYTANİ.
2. Akıl CİNNİ.
3. Akıl HAYVANİ.
Bazan bir fincan kahvede içerken seni, yanında içtiğim suya benziyor sahip olduğum diğer herşey..
Giden önce duvarlarını taşır bir evin, sonra şehrini ve en son adını alır kalmışlardan, sanki kalan onu andıkça kirletirmiş gibi…
Ben seni kaybetmek pahasına yaşamayı göze almışım, yokluğundan başkası acıtmaz yüreğimi...
Emrah Safa Gürkan