Şiir Sarhoşluğu3
Onca yol, nice zaman, ne çok yağmur geçti, seni yürüyüşünden tanıyorum ancak... aksak
"Sözcükler, düşüncelerimizin giysileridir. — Samuel Johnson"
"Sözcükler, düşüncelerimizin giysileridir. — Samuel Johnson"
Onca yol, nice zaman, ne çok yağmur geçti, seni yürüyüşünden tanıyorum ancak... aksak
Ben paranoyak mıyım demeyin,aşıksan paranoyaksın arkadaş! Onun her dediğinden,her hareketinden,her bakışından bir anlam çıkartmıyor musun? "Aaa,oğlum mesaj atmış bana,bişey hisstmese atmaz" ya da bir kankanız gelir,ki kanka kelimesinden dehiç hoşlaşmam;dejenere topluluk edebiyatı işte, "Kanka,hatun sana karşı boş değil,görmedin mi nasıl bakıyordu sana? " şeklinde bir yaklaşımda da mı
Bir tek yaramı unutmadım ben,zaman zaman sızlattım,kanattım kendi kendimi acıttım…unutmadım bana yar’dın yaram oldun unutamadım...
Hani herkes ben gibi olsa ayrılıklar yaşanmazdı ya sevgilim. Artık ben herkes gibiyim(!)
Gerçi hakkımı da yemeyin lütfen,cidden çok araştırmacı ama malesef ''köşesiz'' bir yazar aday adayıyım ben!:)Arkadaşımın sorusunu aldıktan sonra,hemencecik''koca gibi koca nerede bulunur'' başlıklı bir mail hazırlayıp arkadaşlarıma yolladım
.''Soru anket amaçlıdır.Acele tarafından evlenmesi gereken bir sürü değişik yaşlarda kadının ortak sıkıntısı olan ''evlenmelik erkek'' sorununa çözüm
Anlamsız hayatım anlamlaşmaya başlıyor yataktan çıkınca. Bugün bırakıyorum seni sevmeyi ve bugün bırakıyorum bu asitli içeceği. Dönmeyeceğim biliyorum..
... tıpkı soğuk ve kasvetli bir günde sokaklarına sis inmiş bir şehrin güzelliklerini insanlara sunamaması gibi, benim de gönül şehrim güzelliğini çevresine göstermekte yetersiz kalıyor, iç huzurumu sürekli hale getirmemi zorlaştırıyor.
kimsesiz kalmış gibiyim şimdi.. kaybolan küçük bir kız çocuğu gibi hani nereye gitse yinede kayıp nerede beklese yinede korkak…
Bir ismi kaldı aklımda. Bir de bakışlarındaki yazgı. O bana yasaklı, ben onda saklı. Bir unutuş cümlesinin baş harfiydi ismi. Şimdi gül fırtınası gönlümde; bir can yitiği…
Yakamoz ışıltılı gözleri, yeni açmış bir goncanın yapraklarıyla, gülümsüyordu O'na..
Koca bir bardağı kaldırdı şerefine..
Bakışlarıyla, sözleriyle uzattı çingene, mezesini adama.
Kendi kuyusunu kazan aptak köstebekleriz biz. Arasıra birbirime çarparak bir ileri bir geri ilerleriz. Eşine eşine eşleşir şanslı bileti çekenlerimiz.
Hayallerinin ve kaygılarının sevgilisinin, bu zamanda nasıl bu kadar masalsı olabildiğini, ne başkasına, ne kendine, ne de kalemine anlatmak imkansızdır artık.Tek istediğin sonu yazılmayan bir masalın kahramanı olmaktır.
Kaç hırsız girdi hayatınıza bir düşünün. Bizi bizden götürüyorlar haberimiz yok. Bunların en kötüsü yaşama sevincini çalanlardır.. Kimileri umudunuza
kasteder, kimileri fikirlerinizi çalar. Patronunuz sizi ucuza çalıştırmak adına kendinize güveninizi çalar.. Hatta sevdiklerinizi çalanlar çıkar..
Soğuk bir "HOŞÇA KAL" ardında kalan, "GÜLE GÜLE" denmeyişin çığlıkları...
Seni sevmenin adını da koyabilirim bugün ! terk etmeninde.
Belkide öptüğün kişi, öpmek istemediğin kişidir ama ne olursa olsun gözlerini kapadığın an gördüğündür öptüğün.