Se7en'in Eksik 8. Günahı
ben kimim sahiden.
damlatan bir musluk,
kaçak elektrik,
yeşil reçete ile satılan ilaç
sünnet derisi,
"Edebiyat, gerçeğe eklenen bir yalandır. — Carlos Fuentes"
"Edebiyat, gerçeğe eklenen bir yalandır. — Carlos Fuentes"
ben kimim sahiden.
damlatan bir musluk,
kaçak elektrik,
yeşil reçete ile satılan ilaç
sünnet derisi,
Senli yüreğim daha da ongun...
Çünkü geleceğin mesut düşlerini
mavilerimde sen sakladın...
Beni sevginle, şefkatinle sen donattın...
“Gözlerindeki ışık, kendi dünyanı aydınlattı gözlerimde. Gördüklerim içimi ısıttı. Isındım sana. Sana ısınmam için ne haftalara gerek var, ne seni sevmem için yıllara...” Bir insan bir insanı ne kadar sürede sevebilir?
Araya başkaları girdi, roller değişti. Başkalarına “sevgili” dedik, “el ele” gezmeler oldu caddelerin kaldırımlarında, kaçamak ve sahte bir öpücük oldu yaşama sığdırdığımız mülteci hayatımız. Hepsi aşk suretiydi. Aşk yalnız “ikimiz” deydi!
Her ne kadar kabul etmesek de biz erkekler böyleyiz.Feministlere yaranmak için yazılmış bişi değildir ve her erkek de yüzde yüz böyle değildir.Milyonda bir olsada istisnalarımız da çıkar bazen...
Mucize gibi bir şey oldu. O asık suratlı adam gitti; dudakları kavuşmayan, elinden tornavida, pense düşmeyen bir adam geldi. Oturup hizmet bekleyen “Bugün buram ağrıyor, şuram ağrıyor.” Diyen kadın gitti. “Bugün size bir börek açayım da parmaklarınızı yiyin… Çiğ köfte yoğurayım, gelinim sever…” diyen kadın geldi. Gelin lafı
Yaşam döngüleri yaşatıyordu bize, o oyuncuyken, ben seyirciydim, şimdiyse ben oyuncuydum, o seyirci...
Yılların ardından, aynı sahnede sahnelenen tek kişilik oyunu ben oynuyordum şimdi. Fakat alışık olmadığım
sahne ışıkları gözümü alıyor, alkışlar içim
Biliyorum ki yiğidin hası gevşek olmaz, lafazanlıktan haz almaz, sulu şakaları kaldıramaz, ihaneti affetmez, vefayı asla terk etmez.
Her ne hikmetse mazluma daha yakın hisseder kendini.
sevdiklerinize değer verdiğinizi düşünüyorsanız , ihtiyacı oldukları zamanda yanlarında olmaktan kaçınmayın.Unutmayın ki, zamanında müdehale edilmemiş bir yara ömür boyu kanamaya mahkumdur.
Araya ötekiler girdiyse, yalanlarla grileştiyse mavi, üşümeye başlayan ruhların ne ilacı vardır,ne de hekimi... Buz gibi olduysa yürek yararı yoktur geri dönüşün... Bir şans daha denirse de sonuç titreme nöbetleri..
Kendimize olan güvensizliğimizi fark ettirmemek ve kendimizle olan yüzleşmemizi geciktirmek için mi?
Onca güzellikten sonra ben yavru martılar kadar kafa tutabilecek miyim bu yaşam şartlarına?.Sıcacık ve değerlerini kaybetmemiş insanlar arasından, robotlaşmış ve değerlerini yitirmiş insanların çoğunlukta olduğu bu soğuk İstanbul''a.Bu günkü yolculuk sırasındaki dev dalgalar kadar büyük bu fark ürkütüyor beni.
İnsanların; yaşadığımız olumsuzluklara, haksızlıklara hiç ses çıkarmadıklarını, her şeyi kabullendiklerini görünce çok üzülüyorum.Neden şöyle bir silkinmiyoruz? Neden hiç başkaldırmıyoruz? Neden, birilerini, görevlerini daha iyi yapmaları içi
Kır çiçekleri, rengarenktir. Dünyayı renk cümbüşüyle doldururlar ve uyumludurlar, mutludurlar. Mutlu olurken, mutlu etmeye hazırdırlar. Belki de bundan dolayı değerlerini pek bilmeyiz. Çok kolay ulaşırız onlara. Ama unuttuğumuz ya da önemsemediğimiz yanları var. Kırılgan ve asilerdir. Asıl farkındalık kır çiçeklerine özgüdür. Güzellikleri sıcaktır. İçtendir. Ne ise o’durlar!
İnsanlara verdiğimiz ve insanlardan gördüğümüz değeri belirleyen öğeler maddi dünyanın içinden ne kadar olmalıdır? Ben buna olabildiğince az diye cevap veriyorum.. Çünkü hayattan şu ana kadar şunu öğrendim ki elimizde olan tek şey hislerimiz ve düşüncelerimiz.. Bunun dışında kalan herşey hayat izin verdiğince gelişir, oluşur..