"Yazar olmak, bir tür zihinsel hastalıktır; tek farkı, bu hastalığı satabiliyor olmanızdır." — Neil Gaiman"

Masal

sevmek bir madalya gibi, sevdiğini açıklayamamak ise bir taş gibi asılı kalmış boyunlarında…

yazı resim

Bir varmış bir yokmuş, zor ve karışık bir ülkede birbirlerinden bir kadar zor ve karışık iki insan yaşarmış. Dünya hali bu, iki insan bir gün o ülkede birbirlerine rastlamış hiç konuşmadan sadece bakışlardan birbirlerinden hoşlandıklarını anlamış. Bir başka gelmeye başlamış gökyüzü, yere bastıkları toprak, kokusunu aldıkları akşam serinliği…

Masal bu ya konuşmaya başlamışlar kendi aralarında konuştukça açılmışlar konuştukça güzelleşmişler daha da büyümüşler…

Huyları aynı zevkleri aynı bakış açıları aynıymış dünyaya…

Sevmişler birbirlerini sevmek bir madalya gibi, sevdiğini açıklayamamak ise bir taş gibi asılı kalmış boyunlarında…

Gel zaman git zaman asılı olan madalyalar ağır gelmeye başlamış boyunlarına

Aynılıklar sıkmaya usandırmaya başlamış bizim zor ve bir o kadar karışık iki aşığı…

Çıkarmışlar madalyalarını boyunlarından fütursuzca..

Ama hep acıklı kalmış geri kalan başarı hikâyeleri
Göz yüzü sıradanmış artık, toprak bildiğin kahverengi gecenin kokusunu ise alamaz olmuşlar …

Birleşmişler mi ?

Asla..
Yitip gitmişler zor ve karışık bir ülkenin kalabalığında
Aynılıkları hem sevgilerinin getirisi,, hem de ikisinin sonu olmuş onlara

Gökten üç elma düşmüş ...
Bunlardan ilkini Gurur, bir diğerini Kibir en sonuncusunu da Umarsızlık yemiş...

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön