Oyunu Kim Bozdu?
“Her boşluk bir şekilde dolar.Oyunu bırakan oyuncunun/oyuncuların yerini başkaları alıverir.”
"Şiir, sessizliğin yankısıdır. — Pablo Neruda"
"Şiir, sessizliğin yankısıdır. — Pablo Neruda"
“Her boşluk bir şekilde dolar.Oyunu bırakan oyuncunun/oyuncuların yerini başkaları alıverir.”
Dünyanın tüm servetinin, sadece %1 nüfüsunda bulunduğunu söylüyor radyo. Sadece bunu söyleyip susmuş gibi. Kocaman bir sessizlik, ardından yayılan dalgalar gibi aklıma, durdurulamayan savaşları getiriyor. Tüm bunlar, koca evrende, bir iğne deliği kadar olmayan biz için büyük değildir de nedir ?
Çocuklarımız!
En değerli varlıklarımız!
Bizi hayata bağlayan canlarımız!
Çocukları çok seviyorum!
Bakiyorum cevremdeki yasantilara uzaktan. Hep aldatilan kadinlarin hikayesi var. Hep erkeklerin nasil sevmesi gerektigini, asklari icin kadinlarin neleri feda ettiklerini ve hep erkeklerin zalimlikleri karsisinda nasil sevip te kaybettiklerinden bahsediyorlar. Bu yazilip cizilenlere inanmiyorum.
Her sey isiklarin kapanmasiyla baslamisti. Bedenimdeki alkol umursamazligimi iyice arttirmis, bakislarim donuklasmisti. Ice cekilen sigara ise yuzleri az cok secmeme yardimci olmustu.
Siz, bir yazar için yeni bir kitabın yayımlanmasının ne olduğunu bilir misiniz?
Muhakkak bilirsiniz ama ben bilmeyenler için bir örnek vermek istiyorum. Bir anne-baba için bir çocuğun dünyaya gelmesi ne ise bir yazar için de yeni bir kitabın çıkması/yayımlanması aynı şeydir.
e yani, erkekler, neden sevmesin şimdi inekleri :)))))) 'inek' deyip geçmemek lazım değil mi?
Bir gün güneş açıverirken ruhuma gelen güzellik, bir gün yağışlıyken gelen hüzün, odamdaki topak topak açan bembeyaz sardunyalarım ve bir tarafta kurumuş olanları. Bugün bembeyaz topak topak olan sardunyalar gün gelecek kuruyacak, yenileri açacak ben baktığım beslediğim sürece. Halbuki bir zamanlar kırmızı beyaz açardı, neden kırmızlar yok oldu,
Yine olmuyordu istedigi gibi... Seviyordu aslinda... Yurekten seviyordu hem de... Sanssizligindan midir nedir yapisi geregi her seferinde bir noksan goruyordu sevdiklerinde...
Şimdi susma zamanı dostlar.
Susalım, konuşmayalım.
Kürsüden, ekrandan, gazeteden, radyodan, sanaldan, meydandan, megafondan, mikrofondan oturduğumuz koltuktan, telefondan, postadan, balkondan, kapıdan, bacadan, pencereden, … rastgele konuşmayalım.
Kurşun gibi delici, hançer gibi kesici cümlelerle birbirimizi yaralamayalım.
Annelerin gölgesinde kalan bir babalar günü daha geride kaldı. Nedendir annelere verilen değer babalardan esirgeniyor. Annelere dizilen methiyeler zerresi babalara yapılıyor. Babalara yetim muamelesi yapıldığımı düşünüyor.
Babalar,çocuklar ve ayrı dünyalar..
İyi dostu olanın aynaya ihtiyacı yoktur. der Mevlâna. Ayna kadar, sizi, size tüm gerçekliği ile yansıtan bir dostunuz varsa eğer, çok şanslısınız demektir. Böyle dostlar herkese nasip olmaz; onun kıymetini bilin. Ne yazık ki böyle dostlarımız pek sevilmezler. İşin garip tarafı toplumda da pek de kabul görmezler. Doğrucu
Çünkü, çiçek, böcek, göğün mavisi, derenin şırıltısı, yaprakların hışırtısı, erguvanlar, bitip tükenmez yarım aşklar, deniz ve dalgalar, kır çiçekleri, içki şişeleri, şişelerin dibi, dibinin dibi/camın içi, martılar...Hayır, tüm bunlar, ozanın özündeki sınırsızlığı doyuramayacaktır. Sınır, ozanın doğasına aykırıdır.