Sorun Sende Değil Bende
Sorun sen de değil bende. Çünkü senin kocaman yüreğinin içinden geçerken ben, hep bir şüpheler içindeyim. Şüphe!
"“Ne mutlu gençlere; çünkü ulusal borcu onlar devralacak.” — Herbert Hoover (10 Ağustos 1874 doğumlu)"
"“Ne mutlu gençlere; çünkü ulusal borcu onlar devralacak.” — Herbert Hoover (10 Ağustos 1874 doğumlu)"
Sorun sen de değil bende. Çünkü senin kocaman yüreğinin içinden geçerken ben, hep bir şüpheler içindeyim. Şüphe!
Açık dediğin kapıdan girebilmem için bir köpek belki de bir kedi olmam gerekiyor.Sahibine sadık bir köpek mi yoksa nankör bir kedi mi?Hangisi olmam gerektiğini söyle hiç olmazsa…
Asıl babayiğitlik kadınların duygu dünyalarını anlayabilmektir.Belki bir erkeği hemcinslerinden ayıran en büyük yol ayırımı da bu olsa gerek.Nice filozoflar, nice bilim adamları insanlığa çok büyük yollar açmışlardır da, sıra kadınlara gelince çıkmazlar yaşamışlardır.Kadınlarla aynı dili konuşamadıkları için aşkın tadına da doya doya ulaşamamışlardır.Erkekler ağızlarından kan kusarken, kadınlar dudaklarına
Unutmak mıdır zor olan yoksa zor olan unutmamak için her gece onu hayal etmek mi..Hangisi daha acıdır?
Terk edilmek mi yoksa terk edildiğin halde gidememek mi?
Ayrılık: insanın kendisine, insanlara ve hayata dair duygularına ara vermesidir. Bu ara dönem, kişinin kendini sorgulaması ve kendini tekrar inşa etme sürecidir. Yoksa, hayata ve kendine karşı bir kopma ve küsme değildir. Hayatın inşasında, yanlış yapılanmanın önüne geçmek için bazen sorunların baş göstermesi gerekir ki yanlışlık ve hatalar
terbiye; insan için aile içerisinde başlayan, okul hayatı ve sonrasında devam eden bir eğitim şeklidir.
Sen zaten beni hic sevmedin diyordu Aslinda sevmistim, cok sevmistim hem de. Sevmenin rolu olmaz ki bir kere Bu kadar zaman gecmesine ragmen hala bunu anlayamamasina sasiriyorum.
Bir piç hiç şüphesiz karşısındakine ibne diye hitap eder. Aslında bilmez ki o neyse kendisi de aynıdır. Sadece kelimeler arasında nüans farkı vardır. Ne garip değil mi? İnsanlar az bir farktan dolayı, büyük ayrıcalıklar yaratmak istemekteler kendilerine. Orospuya orospu deyip, onunla sevişenler genelevden adam gibi çıkmaktalar. Kocasının yatağında,
Yanıyorum alev alev... Yanaklarımdan, kulaklarımdan, ellerimden tüm sinir uçlarımdan alevler fışkırıyor. Sanki bir yanım buz tutmuş, diğer yanım ise alev alev yanıyor. Şu an uyumak, korkunun serin sularına atılmak, uykunun girdaplarında boğulmak, bilinmezlerle karşılaşmak istiyorum. Bir bakış, bir his, bir güvence özlemimde.
Kapıyı kapattığımda yoksun. Perdeleri örttüğümde varlığın da bana dışta kalır. Yüzümü sana döndüğümde karşımdasın, yüzümü çevirdiğimde yoksun. Sırtımı dönüp gidersem, arkamda bir gölge, kendimi sana döndüğümde önümdesin. Bir hareketimle seni yok sayarım.
hayat, umutlar acılar ve dostlarla ayakta duran bir beden sevda ile nefes alan br yürek...
İnsanın kendini dünyanın en akıllısı iddia etmesine kesinlikle inanmıyorum. Bu olsa olsa dünyayı sömürmeye ve vicdanını susturmaya karşı bulduğu pratik bir çözümdür. Yoksa inanmaya sığınan insanın aslında düşünmemekten orgazm edercesine zevk aldığını bilmiyor değilim.
Yalanlara Sığınmak İçinde Çıkamayacağım Çıkmaz Sokaklara Bizi Götürür.
Çocuklarımız!
En değerli varlıklarımız!
Bizi hayata bağlayan canlarımız!
Çocukları çok seviyorum!
Derin mevzudan yani asktan girerek baslayalim konumuza Iki taraf vardir. Aci cekip sevenler ve aci cektirip devam edenler Bunlar ying yang gibi kendi iclerinde doner dolasir. Bazen aci cekip seversin, bazen de aci cektirip devam edersin.
Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!.
Tanıştığın “sonluğun” kendisiyle, göze göze gelmenin farkındalığıyla sev beni...
Ne Leyla gibi, ne de Şirin gibi...