2009'dan 2039 Yılına Mektup
hızla tüketilen kaynaklar, dünya nüfusunu mutlu etmeye yetmiyor, küçük bir azınlık mutlu, kalanların da mutsuz olması hesaplanıyor olmalı...
"Yarının bugünü, dünün yarınıdır. Yani pek de yeni bir şey yok." — Douglas Adams"
"Yarının bugünü, dünün yarınıdır. Yani pek de yeni bir şey yok." — Douglas Adams"
hızla tüketilen kaynaklar, dünya nüfusunu mutlu etmeye yetmiyor, küçük bir azınlık mutlu, kalanların da mutsuz olması hesaplanıyor olmalı...
“Aklıma gelince o güzel yüzün” Diye başlayan şarkıya eşlik etmek isterdim şu an.
değerli ŞEYİNİN önünden geçerken kaybolan anılarının etkisiyle zamanın yıkıcı gücünün ezikliğini yaşarsın...
Doğan Cüceloğlu
Bu bir ödev yazısıdır.
Konu: Hoca tarafından verilen türküye uygun bir hikaye yazılacak.
Özlem nağmeleri çalıyor zihnimde. Seni özlemenin bestesi ruhumda nefes nefes...
Oruç Baba: Hacı Bektaş Veli ve Yunuz gibi gönlü doğa ve insan sevgisiyle dolu, Mevlana gibi tüm insanlığı kuşatan bir felsefeye sahip, Sokrates gibi idealist ve Hz. Ömer gibi adaletli hakem veya hakemler var olursa tabi ki mümkün.
Uyanış arenasına tepeden kuşbakışı baktığınızda önce kendinizi görürsünüz. Gerçek sanırsınız ilkin, ama birkaç saniye sonra görüntünün değiştiğini hissedip korkarsınız. Geri çekilirsiniz bir an. Bir derin nefes alıp tekrar bakarsınız. Gerçekte gördüğünüz şeyi yazar eserinin sonunda söyleyecektir.
Hemşerimiz Cemal Nogay, Beydağı’nın puslu tepelerine bir göz attıktan sonra şöyle cevap vermiş: “Sayın Bakanım; vakti zamanında Beydağı yeşil bir kuşakmış. Ormanlarından ceylanlar koşar, kuşlar ötermiş. Derken bakımsızlık ve yangınlar sonucu ağaçlar yok olmuş, Beydağı bir bozkıra dönüşmüş. Şehrim Malatya için Beydağı’nın ağaçlandırılmasını dilerim.”
Belki çok farklı olmazdı demek için, barış adına baharı kucaklamak için, çocukların uçurtmalarında rüzgar kalabilmek için, insanların bir gününe sığmayan umutlarında, o sımsıkı kapanan avuçlarında kalan bir tebessüm olmak için umut olurdu , kendimi bunca senelere rağmen anlatamamak.
Anlatımlarım...İçimdeki gizi üzüntülerimi silkeleme durumum belki de...
Bu samimi iç monolog, uykusuz gecelerde tavana bakarak kendimizi sorgulama alışkanlığından kurtulma kararını anlatıyor. Yazar, geçmişi tekrar tekrar sorgulamaktan, gece vakti kendini yargılamaktan vazgeçiyor. Artık düşünceleriyle barışık, hayatı daha hafif almaya kararlı ve uykuyu hak olarak görüyor. İnsanın kendisiyle olan iç hesaplaşmasını mizahi bir dille aktaran, rahatlatıcı bir
"Büyük Türk ordusu! Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz ve daha sağlam bir askere rastgelinmemiştir"
M.KEMAL ATATÜRK
Bunun aksini düşündürenlere yazıklar olsun!
Serkan Karaismailoğlu