Sarıkamışta Kırıldı Gonca Gülün Tazeleri
Hey on beşli on beşli
Tokat yolları taşlı
On beşliler donuyor...
Askeri kırdıran Enver-i paşa!!!
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Hey on beşli on beşli
Tokat yolları taşlı
On beşliler donuyor...
Askeri kırdıran Enver-i paşa!!!
Herkesi̇n Yüreği̇nde Bi̇r Doğum Lekesi̇ Var Aslinda Söbeleği̇di̇
Ruhum soyulmadan soyundum ruhumdan. Korkmadım çırılçıplak kalmaktan, yanmaktan korkmadım. Yanarken tutuşturdum inceden. Evimin kapıları kapanıp da giderken, her gidene beni bıraktım, yüklerin en ağırından.
Bu samimi iç monolog, uykusuz gecelerde tavana bakarak kendimizi sorgulama alışkanlığından kurtulma kararını anlatıyor. Yazar, geçmişi tekrar tekrar sorgulamaktan, gece vakti kendini yargılamaktan vazgeçiyor. Artık düşünceleriyle barışık, hayatı daha hafif almaya kararlı ve uykuyu hak olarak görüyor. İnsanın kendisiyle olan iç hesaplaşmasını mizahi bir dille aktaran, rahatlatıcı bir
“Yaşamak, ilkin sevgi ile, sevmek ile başlar,
Doğumla, doğmakla değil.
Yaşam da sevgisizlikle biter,
Ölümle, ölmekle değil.”
\_\_\_Özdemir Asaf
Benim yaşgünü tebriğim de bu işte….
O yılı, o günü; yaş gününü ilk kutladığımız yılı anımsayınca oldu bitti; başlarken yazmaya yoktu aklımda, böylesi…
Sadece aylar sonra yazabildiğim kısa bir nefesle kutlayacaktım, yaşgünü…
Sevgili bir dosta ithaf edilmiştir.
Fazıl Say müzisyen olarak Batı' da gördüğü ilgiyi , Türkiye' de görmeyince, savunduğu marijinal söylemlerle gündeme gelmeye çalışıyor. Bunun için de Türk toplumunda kendisi gibi düşünmeyenleri aşağılıyor, onun da ötesinde onları neredeyse hainlikle suçlayacak noktaya kadar ileri gidiyor...
ifade edemediği yalnızlıklara düşmeyenimiz varmıdır ki yaşamda?
Zannımca Nazım seni görüp yazmış olacak bu mısraları. Yoksa kainat senden güzel bir şey kabul eder mi kendine?
Suya yazılmış bir sevdanın, vuslata gebe kalmış umudun ölümsüz satırlarını yazıyorum yıldızların gözbebeklerine. Mürekkebini yüreğimizin sevda kokan çağlayanlarından alan bu aşkı yazıyorum Melek’lerin ıslak kirpiklerine.Kazanan biz olmalıydık çünkü beyazı giyindik sevdanın. Aşkın yüce duygularında nefes aldık ve suyun duruluğundan güç alarak yalnızlığın üzerine delicesine yürüdük.
Zamanı geç olmadan, hangi madeni elde etmek için risk almalıyız biz?
Yola gidebilir, yoldan gelebilir insan. Şehirlerarasında tüketebilir ömrünün yirmili yaşlarını, bazen de tamamını. Gün geçtikçe uzaklarda çoğalan özlemle baş edemeyebilir. Kendi samimiyetsizliğinden bihaber, özür dilercesine geri dönebilir.
‘Ayrılık, bedensel uzaklıktan ibarettir’ şekeriyle kandırmaktan vazgeçebilir sevdiklerini. Geri dönebilir.