Düşünme-öğrenme Üzerine Kelâm-ı Kibar Deyişler
\*İyi bir yönetim, iyi düşüncenin ürünüdür; iyi insanın değil.
"Hayat bir roman gibidir; ne kadar çok sayfa açarsan aç, sonunda hep aynı kapakla karşılaşırsın." - Franz Kafka"
"Hayat bir roman gibidir; ne kadar çok sayfa açarsan aç, sonunda hep aynı kapakla karşılaşırsın." - Franz Kafka"
\*İyi bir yönetim, iyi düşüncenin ürünüdür; iyi insanın değil.
Vakitlerden Mayıs başları; yani baharın son demleri, yazın arifesi olmasına rağmen yüreklerde yaşanan sanki zemheriydi. Bahar sadece tabiata gelmişti, yüreklere değil. Bir millet amansız bir esaretle boğuşuyordu. Uçurumun kenarında asılı duran, ha düştü ha düşecek konumunda mahzun bir ülke vardı.
Felaketlerin iyi tarafı, sahte dostları ayıklamasıdır.
Enis Batur
\* Faresi olmayan evin kedisi, ne kadar yaşlanırsa yaşlansın maskara olmaz.
Pişmiş aşa illaki su katacaksanız, o pişmiş aşa sevgi ile yaklaşmanız lazım. Zaten bilirim ki pişirirken sevginizi de katmışsınızdır... Ama sadece sevgi de karın doyurmuyor tabi ki... Suyu çok yukarıdan dökerseniz etrafa sıçrayabilir, buna dikkat edin. Çok alçaktan da dökerseniz eliniz filan yanar, ortalama bir mesafeden dökmek lazım...
Ve benim her akşam korkunç bir yılgınlıkla, çaresiz eve nasıl geldiğimi de bilemezsiniz. Zaman ışık hızıyla akıp geçiyor ve onu yavaşlatacak hiçbir güç yok bu dünyada. Bizim çaresizliğimiz de onu büsbütün şımartıyor, küstahlaştırıyor olsa gerek. Yüzümüze bile bakmıyor artık, baksa da mütemadiyen kızgın Bize günlerin soluk fotoğraflarını bırakıyor,
İlkokuldaki kız arkadaşım Handan durmadan kağıt yırtardı... Birinci sınıfta başladı ta ki dördüncü sınıfa kadar bu kağıt yırtma alışkanlığından kurtulamadı kızcağız. Erkeklerin karşısına geçer caaaart caaaart diye eline geçirdiği kağıtları yırtardı...
İnsan psikolojisinin derinliklerine inen bu metin, hepimizin içindeki 'kusursuz benlik' yanılsamasını ve kendimizi hep haklı görme eğilimini eleştirel bir dille ele alıyor. Fedakarlık ve iyilik maskesi altında saklanan bencilliğimizi sorgulayan, düşündürücü bir öz-eleştiri metni.
Ne kadar bomboş olduğunuzu sizlerin yüzüne vurmak istiyorum ya da ne kadar alkolü sevdiğimden akıl oyunları yapıyorum… Hangisi doğru? Hangisi yanlış? Bilemezsin… Bilsen dahi… Ne fark eder ki? Gün sonunda olan oluyor… Anladınız mı? Anlamadınız değil mi? Ağır geldi biraz değil mi? Tekrar tekrar oku… O zaman anlarsın.
Yolda arabasında öykü dinlerken, Nihan Kaya'nın sözleriyle derinden sarsılan bir yazarın iç dünyasına tanık oluyoruz. Yalnızlığı seven, susma kararı almasına rağmen yazmaktan vazgeçemeyen, kendi düşüncelerini sorgulayan ve çelişkilerle yüzleşen bir ruhun samimi itirafları...
değerli okurlarım kaleme aldığım bu yazımda güven konusunu paylaşacağım.
güven deyipte geçiştirmemek lazım aslında ağızlardan çıktığı gibi kolay bir şey olmadığı aşikar.
Sabahattin Ali