Çekilememek
Hayatımda zerre kadar hissetmediğim duygulardan biridir. Daha çok hisleriyle hareket eden insanlarda bu çekememe duygusu oluyor. Niye? Aşamadıkları bazı durumlar var çünkü
"Yazmak, aslında ölmekten başka bir şey değildir; ama neyse ki bu, birkaç yüz sayfa sürer." - Franz Kafka"
"Yazmak, aslında ölmekten başka bir şey değildir; ama neyse ki bu, birkaç yüz sayfa sürer." - Franz Kafka"
Hayatımda zerre kadar hissetmediğim duygulardan biridir. Daha çok hisleriyle hareket eden insanlarda bu çekememe duygusu oluyor. Niye? Aşamadıkları bazı durumlar var çünkü
Boş lafları satın alan ve ne konuştuğu hakkında en küçük bir fikri olmayan geveze insanları oldu bitti sevmem. Yani bana yapılacak en büyük işkence, herhalde çenesinin şirazesi kaçmış birini uzun süre dinletmek olurdu. Böyle birine katlanmaya mecbur kaldığımda ruhum daralır ve üstüme garip bir fenalık çöker. Daha da
YZ
Oğlumuz, kızımız yemeği beğenmez az burun kıvırır, hemen basarız cümleyi suratlarına Eşek hoşaftan ne anlar. Oysa ki ortada hoşaf da yoktur haniyse, sofrada ya pilav vardır, ya patlıcan yemeği veya kabak dolması benzeri bir yemek... Bebeler biraz cinstir o küçük yaşlarda, önlerine gelen her yemeği beğenmezler, burun kıvırırlar...
Ercan Kesal
Hasta bir annenin, her zamanki telaşlı sabah rutininden uzak, huzurlu bir güne uyanışını ve küçük kızı Derin'le yaşadığı tipik sabah mücadelelerini nostaljik bir şekilde anımsayışını anlatan samimi bir anlatı. Günlük koşuşturmacanın içinde, anne-çocuk ilişkisinin tatlı gerginliklerini yansıtıyor.
Neden ağlar bu timsahlar onu da iyi bir araştırmak lazım... Kafamda bir dolu sorular, bitmeyen sorgulamalar... Dur bakalım bulacağız neden ağladıklarını... Sakın sevdiklerini başka bir tanıdık ya da yabancı timsaha kaptırmış olmasınlar...
Ne kadar bomboş olduğunuzu sizlerin yüzüne vurmak istiyorum ya da ne kadar alkolü sevdiğimden akıl oyunları yapıyorum… Hangisi doğru? Hangisi yanlış? Bilemezsin… Bilsen dahi… Ne fark eder ki? Gün sonunda olan oluyor… Anladınız mı? Anlamadınız değil mi? Ağır geldi biraz değil mi? Tekrar tekrar oku… O zaman anlarsın.
İyi de şarap şişesinde, votka şişesinde, bira şişesinde balık olsam niye dememiş bu Orhan Veli dostumuz? Yok, yok ben anladım. Rakıdan başka bir şey ağzına sürmediğinden belki de böyle bir dize yazdı. Sürekli şarap içiyor olsaydı, rakı değil şarap şişesi olurdu, balık olmak istediği yer...
Bir
Gerçeklerden sıyrılıp hayallerde yaşamak mı, yoksa gerçekleri kabullenip hayallere hapsolmak mı? Bu soru uzun süre kafasını karıştırıyordu. Aslında bu soru aklından geçen yüzlerce sorudan birisiydi sadece. Fakat insanı nasıl da can evinden vuruyordu. Nasıl da Leylayı gözbebeklerinden kıskıvrak yakalıyor, müthiş sancılarla bir boşluğa savuruyordu.
Bu kısa yazıda Batı ile Doğunun kahve ile ilgili anlayışından ve sergüzeştinden bir katre sunmaya çalıştım. Benim yaptığım ummandan bir damla su alıp sakalık yapmaktan öteye geçmese de. Çorbada tuzumuz bulunsun babında. Kahveniz bol köpüklü olsun;gönlünüz şen, bağınız gülşen efendim. Hayatınızda kahve acısından başka acı bilmeyesiniz
Yazmak, heceleri biriktirmek olur. Kelimeletin anlamını açıp göstermek.
Derine gömülmüş hazineyi kazıp çıkarmak, sergilemek gibi.
Yazmak bambaşka bir eylem.
Renkleriniz çok olsun.
Boğazımız düğüm düğüm oluyor
Gönlümüze dem dem hicran doluyor
Doğan Cüceloğlu