Kukla Yaşamlar
Ve açıldı perde 1978’ de. Sahnenin girişinde kör hayat zebanileri biletleri çoktan satmıştı bile. Tıklım tıklımdı hayat. Ve tek kişilikti sahne.
"Yarınlar, bugünün dünleri gibidir; sadece biraz daha pahalı." - George Bernard Shaw"
"Yarınlar, bugünün dünleri gibidir; sadece biraz daha pahalı." - George Bernard Shaw"
Ve açıldı perde 1978’ de. Sahnenin girişinde kör hayat zebanileri biletleri çoktan satmıştı bile. Tıklım tıklımdı hayat. Ve tek kişilikti sahne.
Çocuklarımız için Osmanlıca hâlâ "bu dil" ifadesindeki yabancılıktan payını almayı sürdürüyor. Namık Kemal'in yazıları çocuklarımız için ne yazık ki bu yüzden hâlâ bir yabancının yazıları gibi... Cevdet Paşa sanki bugün bize bizden biri gibi mi görünüyor? Elbette, artık o da bir yabancı... Peki ya Akif, Gökalp, Elmalılı, Babanzâde
Geleceği önceden hissettiğine inandığım, sevdiğim birinden çok güzel bir deneme...
Sustular, sarılamadılar. Dokunsalar bütün kent yangınlarında yok olurdu sanki.
H ergün farklı bir günün habercidir diyorlar, oysa habersizce geçiyor zaman, Dört mevsim yetmiyor anlatmaya hislerimizi ömür demi yaklaşırken.Bir başka baharın habercisini bekliyor..İnsan boş kalan ellere ,Sevgisiz gönüllere, yeni bir umut olmak için..!
Aroması kimdeydi sonbaharımın..
Sende mi gizliydi..kürek kemiğinde mi…
Nasıl gelirsin hep aklıma tam da ikinci paketi açtığım anda..
İçme dediğin sigaramdan başka ne kaldı şimdi bu odada…
Zorlandığım şeydi bilirsin;
Bir yıl önce, büyük umutlarla girdiğimiz ve kendisinden çok şey beklediğimiz 2001 yılını geride bırakıyoruz.Şevket Radonun bir sözü vardır:Dün gitmiş, onu yerini bugün almıştır.Bugün ise yarın, bir daha dönmemek üzere gitmiş olacaktı
“Yeryüzünde kim bir başkasının – hatta kendinin kalbini tanıyabilir ki?”
Ford Madox Ford’un, “En Acıklı Öykü” adlı kitabının konusu bu sorunun etrafında dönmektedir...
Aşk, tutku, hırs, gizlilik, acımasızlık ve parçalanmışlık vardır bu hikayede...
En acıklı öykü diye başlık atılmıştır bunca güçlü kavramı
biliyorum aslında asla söyleyemeyeğimi , ama belki biraz cesaret getirir diye de arada fısıldıyorum gönlüme söyle artık diye...
Yazmaktan bahsediyorum. Ama kılavyenin tuşları arasında sendelemeden.. Yazamıyoruz besbelli, özellikle de mektup. Yazamamak diyorum, çünkü bu kadar duyarsız olmak yakışmıyor bize. Olsa olsa elimizi tutan var (!)