miserable desires
hep zavallı özlemlere zavallı gözüyle mi bakmalı .. belkide zavallı biziz...
"Yarınlar hepimizindir, ama bugünün kahvesi sadece benim!" - Franz Kafka"
"Yarınlar hepimizindir, ama bugünün kahvesi sadece benim!" - Franz Kafka"
hep zavallı özlemlere zavallı gözüyle mi bakmalı .. belkide zavallı biziz...
oldugun gun ...
bir yildiz parladi o an, gokyuzunde gunes gibi.
yeryuzunun bir karis topragi ah etti, "goreyim" dedi. kiyama durdu kainat temasa edebilmek icin sen`le bir an.......
Ruh sevgi veya sevdaysa ceset onun mayalandığı kutsi kap, yani kalp olur...
Gaye Boralıoğlu
Bir insan için dikbaşlılığın en yüksek derecesi nedir? Kendi varlığını yadsımasıdır. İnsan kendi iradesiyle yaşamına son verebilirse Tanrı kendisi demektir. "Tanrı yoksa ben tanrıyım" hadisesi!! İnsan kendini öldürmeden yaşayabilmek için Tanrıyı icat etti
Hangi kapıyı açsam gece,ne yapsam karanlık...
Birde kokunu getiren rüzgar olmasa..
Bir anlami kalmazdi yaşamanın
Yunus! Bu sözcük bile onları çileden çıkarmaya yeterliydi.
/
Böylece demek istediler ki:
-Ey insanlar, bu olaydan ders alın. Balığın dostuna gösterdiği bağlılığı, siz de birbirinize gösterin...
Kaldığım yerde sokaklar geceleyin başka bir kimliğe bürünürler. Genelde onları tanımak istemeyeceğiniz bir zamandır gece yarısından sonraki her saat...
içimdeki acıya lal tüm lisanlar… ki prangalar öldürmüş kalemimin reflekslerini. Düşe kalka yürüyen, dizkapakları paramparça bir çocuk izleri bırakıyor kağıtta…
Zamanımızı tamamladık ama inmek için hiç kimsenin acelesi yok. Kalabalık belki de çok ürkütüyor bizi... Yalnızlığımızın içinde sonsuza kadar gitsek, hep gitsek... O simsiyah sarmalın ucunu hiç bulamasak. Derinlere, çok derinlere insek toprağın...
Her şey mektupların kesilmesiyle başlamıştı. Haramiler posta katarlarının önünü kesmişti. Mektupların hayat pınarımızdı bizim. Gelir diye, umut ve merakla geceleri gündüze ekliyorduk. Ve bir gün geldi mektubun sabah rüzgârıyla… Sevinç gözyaşlarıyla ıslanmıştı zarfın her yanı. Demek açılmıştı posta katarlarının yolu. Zarfı açtığımda “Vatan sağ olsun” yazısı ilişti gözüme.
Onlar belki yıkılıp gitmiş hayatların başrol oyuncuları,belki başlamadan bitmiş bir hayalin son kırıntıları,belide küçük masum melekler;onlar savaşın çocukları
Onlar istemezdi böyle olmayı savaşın tam ortasında yer almayı,sessizce yok oluşları seyretmeyi
yüreğimdeki sesi duyabiliyor musun küçük çocuk?
Fikret Başkaya