Hayatın Oyunu
"yaşam bir oyuna benzer,istediğimiz kartları elde etmek elimizde değildir;ama iyi oynamak elimizdedir!" (Terence)
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
"yaşam bir oyuna benzer,istediğimiz kartları elde etmek elimizde değildir;ama iyi oynamak elimizdedir!" (Terence)
Ayrılık üzerine yaşanmış gerçek düşünce ve saptamalar.. eminim ayrılığı yaşadıysanız en az bi cümlesi sizin içinizden de geçmiştir..
Suyun tadı su gibi değilse, şeker erimiyorsa artık dilinde, acı bir tat yapışıp kalmışsa düşlerinin en sınırsız çizgisine, kendini zincirliyorsan yalan öğretilerle; ihanet etmek bu apaçık hem aşka hem kendine. Denklemler yok aşkın matematiğinde. Hatta aşk ve matematik kavgalı kavramlar.
Ben seni unutmak için sevmedim. Şimdi sessizce yaşamalıyım seni. Son kelimelerini suskunluğuna ilmekleyip " gitmeliyim, mecburum" diyorsun. Ne diyebilirim ki haklısın. Yokluğunda da severim seni. Sana söz sevdiğim; seni sensizlikte bile seveceğim.. Bir dakika önce yürüdüğüm yollarda senin ayak izininde karşılaşma ihtimalinde sevdim seni. Unutmadan sana bir teşekkür
Sen tanıdık yolları arşınlıyorsun şimdi bildik adımlarla...Yabancılık çekmiyorsun yıldızlarına buz asılı akşamlara...Kimbilir kaçıncı kez yastıkta iz bırakan başın yalnızlığa kulaç atıyor uyku okyanuslarında...Hatta o kadar yorgunsun ki, belki de düşlerin
Başka basamaklarda başka anlamlar bulacak onlar. Kendilerinden ve birbirlerinden kaçmaktan vazgeçebilseler. Birbirilerini olduğu gibi kabul edebilmenin yanında, can yaktıkları anların ateşini kendi yüreklerinde de duyabilseler. Sıçrasalar birden o ateşi sade karşısındakinin değil. Kendi içlerinde de hissetseler. Şaşırsalar birbirilerinin acısına. Sarılıp ağlasalar, birbirlerinin saçlarını okşasalar. Ve yeni bir an
Hangi şehrin sorularına cevap aramaktasın şu saatlerde ? Hangi düş'ün ortasına düştü adına münhasır yedi harfin ? Kalk ve doğrul.Kör bir sabahın buğulu camına yazılıp sana sorulan sorunun cevabını hatırla. Diril kuyularından..Şiirlerine bırak saçlarını, cevabına sal soruları..Azınlık düşen kefenini yırt, at üzerinden. Çalıştığın yerlerden çıkmasa da hayat defterin,
Kimi sevda zordur, ağırdır. Sarp yolardan geçilir. Kimi zaman hızlı koşulur kimi zaman ılık yaz yağmurlarında ıslanılır. Kış ortasında rengârenk çiçekler açtırır. Kimi zaman yaz güneşi gibi ısıtır içinizi kimi zaman ışıkları solar. Kanadından berelenmiş bir kuş gibi uçarken acı çeker.
Geride seni, geride beni yasaklı melek yapanı bıraktığım zamanlar adımlarım şaşırıyor. Çarpıyorum beceriksizce sağa sola. Yalpalaya yalpalaya...İleri atılan adımlarım aslında geriye gidiyor. Ve bunu benden başka kimse bilmiyor...Sen bile. Paramparça olup
Ne çabuk unuttun gözlerinden izlediğim denizi ? Ne çabuk bitirdin sana olan sevgimin büyüklüğünü..Ben sana dua genişliğindeki kadınım demişim…Bırakır mıyım seni, ölmedim daha..Öl(e)medim. Daha da ölmeyeceğim..Gözlerine bulutların özgürlüğünü bırakmadan koşmak yok babama..Daha da bitmeyeceğim..Ellerine Cennet çiceklerinin kokusunu hediye eylemeden varmak yok Elif/imize….
Ey gökyüzünü gözlerinden kanatlandığım,
Zannımca Nazım seni görüp yazmış olacak bu mısraları. Yoksa kainat senden güzel bir şey kabul eder mi kendine?
Aşağıdaki denemem, Ağustos-Eylül 2009 tarihli Notos dergisinin 17 sayısında bulunan Bu fotoğrafın öyküsünü yazar mısınız? bölümünde yayınlanan bir resim üzerine yazılmıştır. Resmi, yazar sayfamda ve aşağıdaki linkden görebilirsiniz
http://images.easyart.com/i/prints/rw/en\_easyart/lg/3/0/Ruth--1995-Max-Ferguson-306627.jpg
Okuyan herkese teşekkür ederim.
Ne kadar benziyoruz aslında birbirimize, ikimizi de harekete geçmekten
Bir tanem
Sen gideli uzun zaman olmadı
Bir ömür desem az gelir
Dönerken sakın unutma
Yanında götürdüğün kalbimi geri getir
Ne olduysa oldu aklıma takıldı birden- durup dururken- Nedir aşk? Ayaklarımızı yerden kesenLeylayla Mecnun mu / Ferhatla Şirin mi bizi bizden eden?...
İç dünyamın derinliklerini, sevgiliye çağrıyı, karanlıklardan kurtulup maneviyatın, Allah'ın ilminin nuru'na kavuşmayı isteyişim, özleyişim... Yazının derinlerinde gizli bir serap, derinlerin de ötelerinde gizli bir hakikat... Allah Dostu Manevi, rahmani, insani güzellikleri de yardıma çağıran, yalansız, çarpıtılmamış, tertemiz hakikatin Aşk'ını anlatan, içerisinde farklı muhteviyatlar barındıran bir yazı...
Şimdi, öylece çıkıp gel İçtiğin bir kahvenin tadı düşsün damağına ve unuttuğun bir şarkı gibi dolansın adresim yollarına...