"Yazmak, aslında var olmayan şeyleri varmış gibi gösterme sanatıdır; tıpkı hayat gibi." *Jorge Luis Borges*"

Deneme > Sevgi ve Aşk

karışık

Vurgun

Vurgunlarda yürek
Bana bir ömür sensizlik yerine
Bir anlık sen gerek.

olumsuz

Gözün Aydın / İhanetine Öldüm Sevgili

Ölüm, canımı alacak kadar gaddarsa; ben senin için ölümlere meydan okuyacak kadar gözü pek delikanlıydım..Ama şimdi ihanetinde ölmüş bir bedenin toprağa kök salmış yüreğini oynuyorum hayatın maskesiz ve karanlık sahnesinde..Hem de yönetmensiz ve seyircisiz !

üzgün

Duman

Tam o ana denk düştü, gözlerimin gözlerine demir atışı; takılı kalıp da göz bebeklerine...
Saniyelerce, dakikalarca seyretmek istedim...
Hüzün çöküp de kucağımıza bağdaş kurduğunda; herşey bir kondöktürün düdüğüne üfürmesi gibi soğuktu.

üzgün

Yokluğuna Ağlıyor Kelimelerim

Şakaklarımdan akıyor hasretinin alazları. Ayak uçlarıma düşen kangren geceyi kaldırıp yokluğunu yumrukluyorum sıvasız duvarlarda. Pervasızca yüzüme vuran yalnızlığın rüzgarları siliyor hasretinin kanla karışık terini

olumsuz

Sevgi Allah'a Yakınlaştıkça Artar

Sürekli nefsinin isteklerini tatmine çalışan insan, hırs yaşar, sıkıntı duyar, yıpranır. Güven ve huzur yerine, her an endişe, korku ve tedirginlik içinde bir hayat sürdürür. Sahip oldukları kendi elde ettiği şeyler değil, Allah’ın lütfudur; ancak o bunun bilincinde değildir. Bu nedenle tevekkülsüzdür, her an maddi ya da manevi

umutlu

Seni Seviyorum

Aşkını gönlüme bırakıp gittiğinde, gözbebeğindeki siyah esir almıştı beni. Bu yüzdendir kendimi, deniz gözlerinin dalgalarında kaybetmem. Bu yüzdendir körlüğüm. Bu yüzdendir lâl oluşum. Yüreğimden akıp gidenler bir kalemin ucundan süzülüyor şimdi. Sayfalar dertlerimi bağrına çeken, sabır yarenliği sıfatında gönlüme bir bir düşmekte. Sensiz denizler geçiyorum. Mavi, titrek, alev

karışık

Aşksız Bıraktın Bizi Hera, Aşksız Bıraktın Bizi…

Gömülü kaldı aşk ateşi, Hades’e yakın bir yerlerde. Ne Hades’i boylayabildi, ne gün yüzüne çıkabildi. Kimsesiz, yapa yalnız , ancak acıların en derininde, umutsuzlukların en kuytusunda kapkaranlık kaldı o Ateş, söndü o Ateş… Tanrılar, tanrıçalar, yarı tanrılar, satirler, sirenler, Pan’ın flütü… Ormanların perileri Musalar, Nympha'lar, Dionysos…Elbette ölümlüler… Tümü,

üzgün

Sessizce, Sensizce...

Sarılmaya çalıştığım her ses birbirine benzer tınılara sahip oldu zaman içerisinde. Farklı sesler benzer seslere dönüştü önce. Sonra da benzer sesler aynı tona dönüştü acımasız bir monotonluk içinde. Peşine takılıp gittiğim sesin ufacık bir izi bile kalmadı. Kayıp seslerin peşinde, kayıp bir ruh silueti gördüğüm bugün. Tüm harfler

üzgün

Sen, Sen Olmayınca Sen Sen Değilsin

Sen , sen iken dünyada ejderhalar yaşardı . Özlem doluydu ejderhalar . Gözlerinden akan yaşları gözlerinden püskürttükleri alevleri söndürürdü.Bu yüzden kimse onların ağladığını bilmezdi. Zor gelirdi onlara ağlamak .Onlar şanlı satoların çocukları değildi .Onlar mağaralarının ağzında soğuk taşların üzerinde uyumayı seven ateşli cocuklardı.

KİTAP İZLERİ

Eşekli Kütüphaneci

Fakir Baykurt

Fakir Baykurt’un Vasiyeti: Kapadokya’da Bir Umut Destanı Bir yazarın son eseri, genellikle edebi bir vasiyetname niteliği taşır; kelimelerin ardında bir ömrün birikimi, son bir mesaj
İncelemeyi Oku
Başa Dön