Bilemedin Sevgili!
Hiç olmadığın kadar yoktun hayatımda ve belki yaşadığım bir hayat bile yoktu.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Hiç olmadığın kadar yoktun hayatımda ve belki yaşadığım bir hayat bile yoktu.
“Eskiden buralar böyle miydi evladım” dedi. “Mesire yerlerinin, sahil kenarlarının, gezi parklarının kendine göre bir âdâbı, bir usulü vardı. Öyle her istediğinizi yapamazdınız. Bu şekilde ulu orta meydanlarda sarılmayı bırakın, el ele tutuşup da birbirimizin gözlerine bakmaya çekinirdik. Bizler de gençtik, sevdayı bilirdik. Aşk damarlarımızda alev alev dolaşırdı.
Benim için senin hakkında ne dedikleri hiç önemli değildi, ben tanıdığım insanı sevmek istiyordum, herkes her şey için, herkes için bir şeyler söylerdi, umurumda değildi. Seni yine de yanlış tanıdıklarını seni tanıdıktan sonra (acaba hakikaten tanıyabildim mi yahu) görüyordum, sen görüldüğü kadar neşeli değildin, mutlu değildin her şeyden
Birbirinin içine girmiş iki daire olabilmeli aşkı kaldırabilmiş iki yürek. Üstünlük gelmemeli ki akla, zedelenmesin incelikler ve dahi kalınlıklar. Birbirine güvenir birbirine yaslanır iki daire... üst üste gelince birmiş gibi görünen aslında bir olmayan iki daire... Hem bir hem iki daire...Yani niceliğinin müşkülat yaratmadığı mutlu daireler...
Geri dönüp bakınca biz diye birşeyin olmamış olduğunu görmek ne acı.
Ama hayat devam ediyor. Yaşamak ise yaşıyorum bende. Güneş görmeyen, sulanmayanbir çiçek ne kadar
dayanabilirse o kadar dayanıyorum. Köklerim kurumadı hala...
Bir yerlerde derinlerde hep bir ümidim vardı. Belki saçma ama
“ Şu dağlarda kar olsaydım / Bir asi rüzgar olsaydım / Arar bulur muydun beni / Sahipsiz mezar olsaydım “
Maksadım ne aşkı küçümsemek ne de ayrılmanın esef verici bir durum olduğunu anlatmaktır.Dikkat çekmek istediğim nokta aşkın başlangıcı ve aşkın yaşandığı süreç ile ayrılık arasındaki tuhaf , çelişkili ve bence bir o kadarda komiklik.Yani;nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça!!!
Gördüm de böylesini görmedim. Daha çok gençtin, 19 mu 20 ya da 18 mi? Aile kızıydın değil mi, belirli bir saati geçtiğinde evine bile tek başına gidemiyordun, akşam on biri geçirmek zaten yasaktı, benim evim de kalman zaten düşünülemezdi. İyi de güzelim bir şeyi anlayamadım, sen bu kentin
Bu nehir ki kendisini kullanmak isteyenlere bataklık gibi kendisine yardım etme çabasında olanlara bir köprü gibi olacaktı.
Yazmayacağım, sana pembe kalemimle siyah yazılar.
Yazmayacağım, sana yakışmayan hiçbir şeyi.
Sen bana benziyorsun. Bir yanın hep kırılgan, hep gölgelerin arasında yaşayan, çaresiz. Bir yanın küçük çocuk, duyarlı dokunuşların değerini bilen, her sevdanın ince devinimlerini ölesiye yaşayan, sevimli serseri.
zaman geriye dönebilse de kaçıp göçebilseydin, yüreğin aşkına, gönül hatırına bir cam bardağı zamanın en ıssız anında kırabilseydin. Hayatı inciltip yüzüstü bırakabilseydin... yâr yâr
Nurdan Gürbilek