Yâre Mektuplar 4
yâr, anladım bir yerlere koyamadığım gözlerin değil bana el eden, bu insafsız hayat, bu ruhuma dar gelen bedenim, cümle kederlerim, kuruntularım ...
"Gelecek, şimdinin küçümseyen bir bakışıyla geçmişin şikayet ettiği bir aynadır." - Woody Allen (kurgusal)"
"Gelecek, şimdinin küçümseyen bir bakışıyla geçmişin şikayet ettiği bir aynadır." - Woody Allen (kurgusal)"
yâr, anladım bir yerlere koyamadığım gözlerin değil bana el eden, bu insafsız hayat, bu ruhuma dar gelen bedenim, cümle kederlerim, kuruntularım ...
Günlerden bir gün aşkımı bir ada iskelesinde kaybettimve belki aşkıma ihanet etmek için belki de onu unutmak içindir bilmiyorum.Kendimi yeni bir vücut ararken bulmuştum. Buldum mu diye sorarsanız?yazıyı okumanız gerekecek...
Aşıklar yakın olmalı birbirlerine; denizin kumasala, ayın yıldızlara, suyun toprağa yakınlığı gibi. Tatları karışmalı birbirlerine an be an yaşanan heyecan doruklarında...
Gördüm de böylesini görmedim. Daha çok gençtin, 19 mu 20 ya da 18 mi? Aile kızıydın değil mi, belirli bir saati geçtiğinde evine bile tek başına gidemiyordun, akşam on biri geçirmek zaten yasaktı, benim evim de kalman zaten düşünülemezdi. İyi de güzelim bir şeyi anlayamadım, sen bu kentin
Böyle karamsar, dünyadan bihaber, sorumsuz devam ederken raslantı icabı dönüm noktası olsada kurtulsak ibaresi hep aklımda. Detayında aşkı düşünmek ne kelime hayattan vazgeçmişim buna karşı rüyalar aleminden hayaller alemine geçiş yapıyorum ordan ruh ale
Birbirinin içine girmiş iki daire olabilmeli aşkı kaldırabilmiş iki yürek. Üstünlük gelmemeli ki akla, zedelenmesin incelikler ve dahi kalınlıklar. Birbirine güvenir birbirine yaslanır iki daire... üst üste gelince birmiş gibi görünen aslında bir olmayan iki daire... Hem bir hem iki daire...Yani niceliğinin müşkülat yaratmadığı mutlu daireler...
Kendimizi yasak aşklara alıştırmaya başlamış. Daha da ötesi onları sahiplenip evlatlarımız gibi kalplere zincirlemeyi ve sımsıkı kelepçelemeyi de unutmamışız .
Belirsiz bir saat, yeniden dışarı atıyorum kendimi.Aradığımın ne olduğunu bilmeyen yada bilerek inkar eden gözlerle görüyorum cadddeleri. Seni mi arıyorum?
En kötü gidiştir sessizce olanı. Arkanda bir cümle bırakmadan gitmektir. Bir hoşçakalı bile bırakmamaktır geride. Gidişin soğukluğunu katmerler işte o derin sessizlik. Çünkü acılar sessizlikte büyür. İnsan yalnızlığının sessiz doğasında boğuşur acılarıyla. Ve sesleri azaldıkça yüreğinin acıları çoğaltır zaman...
Hiçbirşeyi algılamıyor yüreğim,bildiğim tek doğru sensin.Sana uzanıyor her gökkuşağının o esrarengiz renk karmaşası.Bakıyorum herkes birşeyler yazıyor. Yazdığını okuyacak vakit bile bulamıyor...
Yazmayacağım, sana pembe kalemimle siyah yazılar.
Yazmayacağım, sana yakışmayan hiçbir şeyi.
Kala kala sadece ve sadece o kelimeler arasına yerleştirilen birkaç küçük nokta kalmış. Sadece üç nokta… Apostroflar yokmuş artık, virgüller de çoktan yitip gitmiş geldikleri masallar alemine...
Bir omuz istiyorum...
Başımı yaslayıp uzun uzun ağlayabileceğim. Yıllardır biriktirdiğim hüzün tanelerini tek tek dökebileceğim bir omuz...
Ahmet Altan