Kadınlar Aldanışlarve Mağlubiyet
kadınlık kutsal bir değerdir onların aldanışı toplum olarak yok oluşumuzdur
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
kadınlık kutsal bir değerdir onların aldanışı toplum olarak yok oluşumuzdur
Yasamin sinirsiz çikmazlarinin kusattigi yerdeyim.
Insanligin mumla aranmasi gereken bir zaman...
Evet, valimizi kaybettik. O Türkiye’nin valisiydi. Yaşadığı ilçedeki kaymakamın, ildeki valinin adını bilmeyenler onun ismini biliyordu. Çünkü o bu toprakların değerlerinden beslenen bir anlayışla yapıyordu işini. Onun bürokratlık anlayışında asık suratlılık yoktu. Halkına hizmet vardı. O,valisi olduğu şehirlere hâkim değil hadimdi.
Aynı kaldırımlarda yürüyüp ,ıslak kaldırımlarının aynı soğuğunu yaşadığımız,yazları kuru sıcağı paylaştığımız, aynı tastan su içip, aynı kaptan yemek yediğimiz,
Bayramlarda hep tek yürek önce camiye gidip,sonra büyükleri dolaştığımız bi mahallemiz vardı bizim….
Aile içi sorunlarına her platformda çözüm yollarının arandığı bir çağda yaşıyoruz.İçimden aile var mı ki de sorunlarını tartışıyoruz demek geliyor...
Âblar dolâblar yekdiğerinden âh çeker
Birbirinden müştekî mağdûrlar gaddârlar
...bu çıldırtan sessizliği hangisi dinledi,hangisi kulak verdi onlara?Ne yaptılar onlar için!?Ne yaptıklarını ben söyleyeyim size.Seda Sayan gibi kendilerine benzeyen,kendilerinin aynısı olan kadınları biraz makyaj,biraz dekolte çıkardılar ekranlara.Hep b
Dini ilimlerden hiç referans alınmadan yapılan çalışmalar elbette önem taşımaktadır.Özellikle dini terminoloji kullnmamaya özen göstererek birtakım eserler vücuda getirmek;yabancı ülkelerdeki çalışmalar tıpatıp tercüme edilerek ülkemiz insanına enjekte edilmesini kesinlikle doğru bulmuyorum
Fazilet Takvimi yaprağındaki beyitlerden mülhem bir yazı olmuştur.Ağırlıklı tema,adalet duygusu ve insanların ölüm karşısındaki zo anlarıdır.
Siz ey serbest gezen canavarlar, siz çok meşguldünüz göremediniz; ama biz istemeden de olsa gördük ayının...
Doktor aslında müzisyen olmak istemiştir.Mühendis eczacı olmayı,kiyager oyuncu olmayı hayal etmiştir hep.
Yönlendirilmiş haber programları ,dedikoduyu teşvik eden ve fuhuşu parlak gösteren programları, eğlence ve gayri ahlaki yarışma programları, hayal ürünü ancak aileyi çökertecek dizi filmleri, insanların göz kırpmadan öldürüldüğü ve değer verilmediği, ellerinde silah soğukkanlı bir şekilde onlarca adamı öldürüp sonra normal hayatına devam eden canileri yücelten sinema filmleri...
Yazar olmak dünyayı değiştirmek ve bu yeni dünyanın kapılarını aralamaktır diyebiliriz kısaca...
Bireyler hangi soydan, cinsiyetten, sosyokültürel çevreden gelirlerse gelsinler öncelikle insandırlar. Her insan zekası, duyguları ve kültürü ile değerlidir ayrıca. Ve iletişim insanın psikolojik ihtiyaçlarının sonucudur. İnsan iletişiminin temeli dil ve özellikle de konuşmadır.
neyse ki giderek küresellşen dünyada hıyarın hasat zamanı geldi.mustafa amca o gün bakkala olan borcunu kapatabilmişti.Ama bu...........
Doğduğunda körleşen insanın azap tohumları ne de çabuk dünyayı sarmış, ve bu tohumlar ateşler lordunun en vazgeçilmez oyuncaklarıymış.
Ağla bir kan pıhtısından yaratılan şimdi ağla...
Bir 17 Ağustosun zifiri karanlığında sıcacık ve sakin evler, sahibini yiyen canavara dönüştü. Geriye o evlerde yaşamaya devam eden acılı insanlar, kırık umutlar, öksüzler, yetimler ve bir de ‘’deprem korkusu’’ kaldı…
Türkmen kocası Yunus’a; “Ete kemiğe büründüm / Yunus diye göründüm” dedirtenin ferman evi bildiği, kaç gönülü en yüce makam bildik, hürmet ettik? Ya da kaçını hile ve desiselerimize alet edip darmadağın ettik, soruyor muyuz kendimize?
Aslında televizyonda on altı yaşından küçük olan çocuklara şiddeti yasaklarken çocuk bahçesinin yanında olan kanlı bir kazaya en erken üç saatte ancak cesetlerin üzerine gazete parçalarıyla süs yapması için bir polis gönderebilen, tüm sokakları kaplayan k