Kırılmaların Tam Ortasındayım, Darmadağınık!
Bir ayrılığın ardından; ağlayan bir çift göz yaslamış sırtını,
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bir ayrılığın ardından; ağlayan bir çift göz yaslamış sırtını,
Fikrimce birey olmakla bireyselleşme farklı şeyler. Birey olmak iş ve düşünce alanlarında kendi olabilme ve bu kendi olabilmenin faturasını da hiç kimseye bahane bulmadan yine kişinin kendisinin ödeyebilmesidir. Yani kuru kalabalığa uymayan, gerektiğinde sürüden ayrı olabilen, olabilmenin de sebeplerini –öncelikle kendisi ile çelişkiye düşmeden- mantıklı ortaya koyabilen kişidir
Hoşgörü ve sevginin gitgide yok olduğu şu sıralarda, bilerek veya bilmeyerek bir değil birkaç kalp birden kırıyoruz ve kırmaya da devam ediyoruz. Çoğu zaman da kendimizi haklı çıkarıyoruz. Nedense, kalbimize en zor öğrettiğimiz ya da hiç öğretemediğimiz iki kavramdır, hoşgörü ve sevgi. Oysa… Hoşgörü, insanların taşıyacağı en büyük,
Buram buram sevda kokan türkülerimizde, yarin zülfüne dolanır nağmeler. Ceylan olur bakışlar, ok ok olur sineye batar kirpikler. Sevdiğine kavuşamayınca ozan alır sazını düşer yollara. Gönlünü sazının tellerine bağlayıp haykırır sevdasını.
Ülkemizde ve dünyada yaşanan enses ilişkiler içinde bilhassa küçük çocukların ruh sağlığı bozulmakta... Son yıllarda sıkça söz edilen bebek-çocuk istismarları, tacizler, tecavüzler bir anne olarak beni de son derece yaralamakta. Yüreğimdeki öfkeyi ve isyanı dile getirmek için bu konuyla ilgili kurgulayıp yazdığım bu denememi paylaşmak istedim. "Hayvan sözünü
Bir medya kuruluşu taraf oluyorsa veya taraf olmaya zorlanıp taraflı yayın yapıyorsa, o kuruluş tarafsız yayın yapma çizgisinden şaşacağı ve farklı bir kişinin, kurumun veya siyasi partinin tekeline girip bir propoganda aracı olacağından, asıl görevini tam anlamıyla yerine getiremez.
tarihin neden bu kadar önemli olduğu bilinmmezse nelere sebep olacağından bahsettim...
Buram buram sevda kokan türkülerimizde, yarin zülfüne dolanır nağmeler. Ceylan olur bakışlar, ok ok olur sineye batar kirpikler. Sevdiğine kavuşamayınca ozan alır sazını düşer yollara. Gönlünü sazının tellerine bağlayıp haykırır sevdasını.
Televizyonlarda gördüğümüz renkli hayatları olduğu söylenen insanlar, her ne kadar siyasetten anlamadıklarını iddia etseler de; onlar kapitalist toplumun militanlarıdır.
Bir takma ismin temsil ettiği, kelimelerle ifade edilmeye tanımlanmaya çalışılan insanlar..
Bu kentte insanlar birbirini omuzlamıyordu. Akrobatik kıvrılışlar, çok sıkışınca inanılmaz yanlamalarla, çarpışmadan, hatta hiç dokunmadan daracık kaldırımlarda yürüyorlardı.
Çocuklarımız için Osmanlıca hâlâ "bu dil" ifadesindeki yabancılıktan payını almayı sürdürüyor. Namık Kemal'in yazıları çocuklarımız için ne yazık ki bu yüzden hâlâ bir yabancının yazıları gibi... Cevdet Paşa sanki bugün bize bizden biri gibi mi görünüyor? Elbette, artık o da bir yabancı... Peki ya Akif, Gökalp, Elmalılı, Babanzâde