Çamlar Üşümezmiş Karda - Kışta...
Bir yağmur danesinin kar piramitlerine davetiye çıkarmasının adıymış, kış.
Nefeslerin buhur buhur çöreklenmesiymiş genizlere.
Ve hasretin ılgıt ılgıt esmesiymiş denizlere.
"Yazdığım her şeyin bir gün çalıntı çıkmasından korkuyorum. Neyse ki, kimse okumadığı için problem yok." - Hakan Günday"
"Yazdığım her şeyin bir gün çalıntı çıkmasından korkuyorum. Neyse ki, kimse okumadığı için problem yok." - Hakan Günday"
Bir yağmur danesinin kar piramitlerine davetiye çıkarmasının adıymış, kış.
Nefeslerin buhur buhur çöreklenmesiymiş genizlere.
Ve hasretin ılgıt ılgıt esmesiymiş denizlere.
Yasalarla yasak doğduk,günahlarla suçlu öleceğiz.Sonum nasıl olsa böyle olacaksa,varım herşeyi yaşamaya !
“Her bir insan bir asmadaki üzüm tanelerine benzer, önce olgunlaşacak ve sonra üzümün kabuğunu yırtması gibi kabuğundan çıkıp şıraya karışacak.”
Beyaz bir yalnızlık
Sarı bir hüzün,
Koptuğu yerde sözün
Bırak benimle kalsın
Kar rengi yüzün...
Siz hep mahzun ve güzel kaldınız.
Hiç yalpa yapmadınız, hiç kıvırmadınız, halinizi hiç tartışmaya açmadınız. Yaşadığınızı var olmaya devam edeceğinizi, yaşayan ölülerin bile duyacağı bir sesle haykırdınız.
Başınızdaki bin yıllık örtüyü çıkarmadınız.
Siz hep mahzun ve güzel kaldınız.
İçlerindekine ihanet
Varlığından şüphe eden bir insan varolabilir mi? sorusu ise belirtmek isteğim karmaşıklığı su yüzüne çıkartıyor. Varlığını fark etmeyen insan yokken, yokluğunu hissetmeyen insan yok olmaya mahkum oluyor.
yıllar geçtikçe denize özlem duyuyorsun. İyot kokusu uyuşturucu gibi damarlarına yayılsın istiyorsun.
senin mavi gözlerin var, uzandığın zaman dokunabileceğin, ince parmaklı dostların...
Okumak... Dinler gibi okumak. Okurken, anlam yüklü cümlelerin altını çizenlerimiz vardır. Bir kitapta anlamlı cümleleri çizerken fark ettim, aslında o satırlarda, benim içimdeki açığa çıkmamış gücün altını çiziyordu. İki buçuk sene öncede, hâlâ bugünde. İ
Çiçek tozlarının rüzgarla uçuşarak, nehirde yüzerek, kuşların kanatlarına binerek döllenmek için diğer ağaçlara, bitkilere ulaşmaya çalıştığı aydir nisan. Kazayla ağaç yerine insanlara konduklarında çiçek tozları alerji yapar. Yalnızlığın nisan alerjisidi
BARIŞ'ı hayata bağlayan minicik, miniminnacık bir kuş vardı içinde. Durmadan ötüyor, hiç susmuyordu. Neden biliyor musunuz? Çünkü BARIŞ BEBEK bu kuşun susmasına izin vermiyordu.
Göğe bakan avuçlarda yaşlar birikmekte; tuzlu, sıcak, azar azar. Yüreğimde ötelerden gelen Pir’ imin sesi, şefkatli: Amin...
Sığındım Yaradana, küçük yüreğim ve avuçlarımdaki yaşlarla, derya misali...
. İşte o zaman tatlı olur acılar, işte o zaman kollarına alır hayat bizi... Yaşamı sevmek insanı gençleştirir, güzelleştirir. Gelin biz biz olalım; yüzümüzden gülümsemeyi hiç eksik etmeyelim. Üstesinden gelebilmek için her zorluğun, yaşamı sevelim sevdire
Doğrular..yanlışlar..umutlar..yok' lar ve hiç' ler..evetler ve hayırlar içinde yaşanan binbir çeşit hayatlar...aslında doğru karar ne?
Sabahtan beri hava bir başka kasvetli bugün yine. Dün de soğuktu ama hiç değilse bu kadar iç karartıcı değildi. Gün aydınlık ama güneşten bir eser yok. Üzerine ölü toprağı serpilmiş sanki tüm şehrin.
Oğuz Atay