Bak Dünyaya
Ve anlıyorum..Bıçak gibi kesiyor beni, hayat devam etmeli..Aslında herbirimiz için yatağından sevinç içinde fırlamak o kadar büyük bir mucize ki..Anlamıyoruz.
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
Ve anlıyorum..Bıçak gibi kesiyor beni, hayat devam etmeli..Aslında herbirimiz için yatağından sevinç içinde fırlamak o kadar büyük bir mucize ki..Anlamıyoruz.
Çocukluğumdan kalma güzel bir anıdır; radyoda dinlediğim “Arkası Yarın” lar... Bakalım aynı tadı buralarda da yakalayabilecek miyim? (daha once “Masalı” dinlemiş olanlar susun lütfen. Aksi takdirde çok sinirlenebilirim ki sinirli h
...Uzun bir araba yolculuğunu özledim..En sevdiğim şarkının tam da istediğim zamanda beni bulmasını özledim..
Garip dünya,ince ve naif kalabilmek ne zor oysa,nasılda çabucak bozuluyor insan anlamıyorsun,şairlerin dizelerindeki gibi şiir olamıyorsun mesela...Apansızca çıkıveren bir ezgi yada....
Her an cevabını belkide hiç veremeyeceğim bir soruya rastlayabilirim. Ya o soruya rastlarsam ?İşte o zaman Boom...
Kitaplarımızın son cümlesinde Tanrı olduğunu varsaydık, aynı ilk cümlesinde olduğu gibi.Ama aslında ikisinde de yalnızca ölüm var.Ölüyken dirildim...ve diriyken öleceğim.
Eski yazımdır bu. Cezalandırmadan bahseder. Uygulamışlığımda vardır ha...YAAA
24 saatlik bir ömrü olan o güzelim bahar kelebeklerinin, biz insanlara Yüce Rabbim'in CEMİL ismini anlatmak gibi bir görevi varsa ve bunu gerçekleştirebiliyorlarsa, şu insanoğlunun 60 yıllık ömründe ne çeşit görevleri olabileceğini siz düşünün artık... Ki
hayat karşına neleri çıkarır bilemezsin ama çıkacak olan olayları düşünüp, sentezini içinde bulunduğun zamanda çıkarabilir ve kendini bu doğrultuda engelleyebilirsin... işte benim ve de bir çoklarının sorunu... hayattan ne istediğini bileceksin. en ufak karasızlık seni yıpratan bir çok kararsızlığa düşürebilir ve hayatını sen istemesende yanlış limanlara sürükleyebilir... kendi
Her şey mektupların kesilmesiyle başlamıştı. Haramiler posta katarlarının önünü kesmişti. Mektupların hayat pınarımızdı bizim. Gelir diye, umut ve merakla geceleri gündüze ekliyorduk. Ve bir gün geldi mektubun sabah rüzgârıyla… Sevinç gözyaşlarıyla ıslanmıştı zarfın her yanı. Demek açılmıştı posta katarlarının yolu. Zarfı açtığımda “Vatan sağ olsun” yazısı ilişti gözüme.
içimdeki umutları yok eden kente her sabah uyanıyorum sessizce.Gözlerim yanıyor.Uzaklara bakıyorum yoksunuz...