Hiçkimseye Mektuplar
Hiçkimseye yazıldı bu mektuplar, belki birgün biri "kimse" olur da okur diye, içinde aslında cevabı kazılı sorular var
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
Hiçkimseye yazıldı bu mektuplar, belki birgün biri "kimse" olur da okur diye, içinde aslında cevabı kazılı sorular var
hani hep deriz ya,çocuk olsam, ben de bu parklarda koşup oynasam;
hani hep büyüsek deriz küçüklüğümüzde;
gerçekten istiyor muyuz,yoksa kaçmak için bir yol mu hayal ediyoruz,
kim daha şanslı adledebilir ki kendini;
zamanı geri çeviremeyeceğimize göre hayatın iyi yönlerini görmeye
Okumak... Dinler gibi okumak. Okurken, anlam yüklü cümlelerin altını çizenlerimiz vardır. Bir kitapta anlamlı cümleleri çizerken fark ettim, aslında o satırlarda, benim içimdeki açığa çıkmamış gücün altını çiziyordu. İki buçuk sene öncede, hâlâ bugünde. İ
Tanrı'nın güldüğü andır, bir çocuğun güldüğü an..Oysa, yüzyıllardır yaşayan bir ihtiyar insan kadar yaşlı doğuyor artık çocuklar..
Tarihin tozlu sayfaları, kibir ve kudretin baş döndürücülüğüyle yoldan sapmış ve bu yüzden Tanrı tarafından yerle bir edilmiş imparatorlukların ibretli hikâyeleriyle doludur.
Unutmamalı ki, kibir ateşten bir gömlektir, onu giyeni yakar.
Ve büyük yıkımın üstünden tam dört ay geçti. Dört aydır atasözlerine konu olan, o canım Bağdat Moğolların yıkımından sonraki en büyük talanı yaşıyor. Modern zamanların Haçlıları atalarından kalan bu vazifeyi tamamlamak istiyorlar sanki.
Eğer yemeğe karşı bir düşkünlüğünüz varsa, her yolu denediniz bin bir türlü diyetler yaptınız ama hala vücudunuz televizyondaki mankenlerle yarışamıyorsa, yani şişman olduğunuz fikri içinizi kemiriyorsa, boş veriyorsunuz o günü kibrit kutusu peynir ve iki
...ders çıkarmaya çalışırsak aslında hiç ummadığımız güzel sonuçlar elde etmeyi başarabiliriz. Bunların hepsi hayata bakış açımızla ilgilidir.
hayat,çaresizlikler ardına saklanmış farkedilmeyi bekleyen her ne olursa olsun ümidin yitirilmediği bir kavram.....ancak yaşayarak öğrenebilirsin...
Seninle paylaşmak istediğim ilk konu tamamen kendi sorunum ve belki de benim gibi bir çok insanın sorunu. Kendimize güvenmemek ve korkak olmak.
Herkes içinde kendi batağını taşır. Her zaman insanın ayağının sürçmesine ve düşmesine neden olacak yaşantılar vardır. Ve yaşam, bu düşme ürküntüsünü hep duyumsayarak akan bir süreçtir. Hiçlik bir yumak gibi yaşamın her yerini sarmıştır. Bu hiçliği besleyen şey inançsızlığımızdır...
Sabahtan beri hava bir başka kasvetli bugün yine. Dün de soğuktu ama hiç değilse bu kadar iç karartıcı değildi. Gün aydınlık ama güneşten bir eser yok. Üzerine ölü toprağı serpilmiş sanki tüm şehrin.
Hala çocuktuk, hala aynı oyunlarda zaman öldürüp, ne ihtilal sonrası Türkiye’si, ne Özal’lı yılların atılımı ile ilgilenmiyorduk...