Masumane Yürekler
hayat,çaresizlikler ardına saklanmış farkedilmeyi bekleyen her ne olursa olsun ümidin yitirilmediği bir kavram.....ancak yaşayarak öğrenebilirsin...
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
hayat,çaresizlikler ardına saklanmış farkedilmeyi bekleyen her ne olursa olsun ümidin yitirilmediği bir kavram.....ancak yaşayarak öğrenebilirsin...
Tarihin tozlu sayfaları, kibir ve kudretin baş döndürücülüğüyle yoldan sapmış ve bu yüzden Tanrı tarafından yerle bir edilmiş imparatorlukların ibretli hikâyeleriyle doludur.
Unutmamalı ki, kibir ateşten bir gömlektir, onu giyeni yakar.
Sabahtan beri hava bir başka kasvetli bugün yine. Dün de soğuktu ama hiç değilse bu kadar iç karartıcı değildi. Gün aydınlık ama güneşten bir eser yok. Üzerine ölü toprağı serpilmiş sanki tüm şehrin.
Hayatta herkesin yapmak zorunda olduğu bir seçim var.Herkesin dahil olması gereken bir sınıfı.
...Tıpkı hayat gibi.Birçok kez işte bu istasyon son dediğimizde bir de bakıyoruz yanılmışız.Daha bir sürü istasyon varmış ileride.O istasyonda daha bir sürü insan bizi bekliyormuş,bir sürü acı, bir sürü ızdırap...
Seninle paylaşmak istediğim ilk konu tamamen kendi sorunum ve belki de benim gibi bir çok insanın sorunu. Kendimize güvenmemek ve korkak olmak.
Giderek başka ülkeleri tanımamış olmanın üzüntüsü çöküyor üstüme. Hani tüm kainatı Edirne-Ardahan sınırlarında düşünüp ardından ‘’dünyanın hiçbir yerinde böyle şey yoktur’’ diyenlerden biri olup çıkmanın burukluğu tebessüm ediyor s
Çiçek tozlarının rüzgarla uçuşarak, nehirde yüzerek, kuşların kanatlarına binerek döllenmek için diğer ağaçlara, bitkilere ulaşmaya çalıştığı aydir nisan. Kazayla ağaç yerine insanlara konduklarında çiçek tozları alerji yapar. Yalnızlığın nisan alerjisidi
hayatın güzelliğini anlamak için illa ölüm mü olmalı veya çevremizdeki insanların değerini kavramak için illa onları kaybetmek mi lazım..
Okumak... Dinler gibi okumak. Okurken, anlam yüklü cümlelerin altını çizenlerimiz vardır. Bir kitapta anlamlı cümleleri çizerken fark ettim, aslında o satırlarda, benim içimdeki açığa çıkmamış gücün altını çiziyordu. İki buçuk sene öncede, hâlâ bugünde. İ
Hiçkimseye yazıldı bu mektuplar, belki birgün biri "kimse" olur da okur diye, içinde aslında cevabı kazılı sorular var
Eğer yemeğe karşı bir düşkünlüğünüz varsa, her yolu denediniz bin bir türlü diyetler yaptınız ama hala vücudunuz televizyondaki mankenlerle yarışamıyorsa, yani şişman olduğunuz fikri içinizi kemiriyorsa, boş veriyorsunuz o günü kibrit kutusu peynir ve iki
Tanrı'nın güldüğü andır, bir çocuğun güldüğü an..Oysa, yüzyıllardır yaşayan bir ihtiyar insan kadar yaşlı doğuyor artık çocuklar..
Benim hayatımda da kötü insanlar kazandı çoğu kez ve ben iyi bir insan bile olamadım en gereken zamanda. Kalbimi kıranların kalbini kıracak kadar becerikli değildim.