Toprağa Bir Tohumda Sen Bırak
''Karşılaşılan zorluk ne kadar büyükse, üstesinden gelmek de o kadar gurur vericidir.''
(Epiktetos)
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
''Karşılaşılan zorluk ne kadar büyükse, üstesinden gelmek de o kadar gurur vericidir.''
(Epiktetos)
Kendimle sohbet etmemiştim uzun zamandır. Sorular sormamıştım. Peki bu soruların cevaplarını biliyor muydum ben? Ya da cevapları var mıydı?
ilk defa yazdığım kalem çiçek oldu,yazılan narin bir yaprak...
sen küçük gözlerle bakılan büyük bakışlar...
sen koca bir gülüş...
Gözyaşıdır geçer deyip geçmeyin! kalbimize saplanan oklardan fışkıran tuzlu sulardır onlar... Gözyaşsız hayat dileğiyle.
Daha sonra bu hoş sesli genci unutmaya çabalayarak , sıkıntının ortasında gelen bu tesadüfe anlamlar yüklemek isteyerek ve fakat şu yaşadığı yıllar boyunca asla bu tarz sevimli tesadüflerin kendisine çatmadığını hatırlayarak işine devam etmiş.
Gecenin karanlığında uyanış, zihnin sessizliğiyle yüzleşme anı... Eskiden tedirgin eden bu gece vakitleri, artık Ares'in sade eşliğiyle huzura dönüşüyor. Geçmişteki zorluklar, dağılan güvenler ve içe çöken ağırlıklar arasında, basit bir "buradayım" bakışının nasıl teselli verebileceğini anlatan samimi bir düşünce akışı. Karanlıkta bile umut vardır.
“ Geleceğinizi berbat etmemesi için, konuşmanızı bir parça düzeltin.” Shakespeare
Öncelikle sadece size ait bir zaman dilimi, bir huzur molasından geliyorsunuzdur. Kulaklarınızda sessizliğin olağanüstü melodisi, yerçekimsiz bir ortamda, ağırlıksız ve uçarcasına bir yolculuktan henüz dönmüşsünüzdür. Bu da yetmiyormuş gibi hepsi birer pandomim ustası sualtı canlılarının eşsiz harmonisi ve gösterisi size yaşam kelimesinin anlamını bir kez daha haykırmıştır, acımasızca.
Daha fazla saklayamayacağım...
Artık açıklamam gerek sanırım...
Ben meyhaneci oluyorum.
Selçuk'taki taş evimin bahçesini ve ilk katını meyhaneye çeviriyorum.
Aşkının fahişeliğini dudaklarını kanatarak durdurmaya çalışıyor. İsanın dikenli tacını dudaklarına takıyor. Dudakları özlem dolu alevlerle çevrili.
Ölüm şimdi bir beyaz melek, gözümün görmediği diyarlarda uçan,
Sen, son bir kez bile martıların kanatlarında can bulamayacak olan…
cılız bir yağmur tanesi gelip senin izini sessizce silip gitti. Artık senden ne bir iz, ne haber var...
İki ucu boklu değnektir hayat. Ama yaşayabilene/yakalayabilene kocaman mutluluklar sunar.
Bunca zaman neden yüz çevirdik, bunca zaman neden göz yumduk bildiğimiz gerçekleri yok sayarcasına,
İnanıyormusunuz sahiden karşınıza bir kurtarıcı çıkacağına, yada belkide hiç bir şekilde inanmıyorsunuzdur başınıza gelecek o kaçınılmaz sona...
Öyle ise takın saçlarınıza tokalarınızı, geçin karşısına eşinizin..Hatta ona inat bir sevgili bile bulun kendinize; genç kalın genç!.....
Ayırdına varmadan girdim dibi karanlık düşüncelere...
Ne yaparsınız işte bu hatun konuşur
böyle kendi, kendine 'sen sus, sus söyleme'
deseler de...