Kestane Masalı
"Bunlar da pişti nine!...Ben soymaya başlıyorum hadi sen dünkü masalın devamını düşün..."
Hayatımın en doyumsuz anlarıydı onlar. Bir tabak kızarmış, soyulmuş kestane ve ninem...
"Sizin için dün, benim için yarındı. Ne fark eder ki, ikisi de geçecek." – Jorge Luis Borges"
"Sizin için dün, benim için yarındı. Ne fark eder ki, ikisi de geçecek." – Jorge Luis Borges"
"Bunlar da pişti nine!...Ben soymaya başlıyorum hadi sen dünkü masalın devamını düşün..."
Hayatımın en doyumsuz anlarıydı onlar. Bir tabak kızarmış, soyulmuş kestane ve ninem...
Uğurladığım yılları düşündüğümde, önüme açılan bir yaşam kütüphanesi.. Hangi kitabı karıştırsam olumsuzluklar, hangi sayfaları çevirsem hüzünler..
Attığım adımlarda, düğümlenmiş sorun yumakları..
Sayfalara bıraktıklarım 'Satıcı tezgahındakileri satar'
Ayırdına varmadan girdim dibi karanlık düşüncelere...
Ne yaparsınız işte bu hatun konuşur
böyle kendi, kendine 'sen sus, sus söyleme'
deseler de...
Evet… Nerede kalmıştık?
“Arkası yarın”a benzedi bu yazı, hatırlayan kaç kişi kaldıysak? Zaman sular gibi akıp gidiyormuş gerçekten, vallaha bunlardan söz edeceğimi hiç zannetmezdim!
Evliliklerde de böyle oluyor…Hiç benzemeyiz sanıyoruz, hani şu restoranlarda gördüğümüz doğru dürüst iki laf etmeden oturan, etiketi üstünde eski evlilere,
Münevver teyzem vefat etmiş.
Nasıl üzüldüm,bilemezsiniz.
İçimden bir şeyler koptu.
Bir çınar ağacını devrilir gördüm.
Bir güleç babaannenin titrek elvedası canlandı gözlerimde.
Ben hiç büyümedim anne!...
Her zaman senin kollarında buldum tarifi imkânsız huzuru… Hayat denizinin korkunç dalgaları arasında boğuşurken sen bana güvenli bir liman oldun her zaman. Yağmur ve dolu aman vermediği zamanlarda sevgi şemsiyesini açtın üzerime. Sen ıslandın beni yağmurdan korumak için. Zemheri soğuklarında üstündeki yırtık
Baba olmak bisiklet hayali kurmak için gerekli bir ünvan değil aslında. Sadece mama yapmayı öğrendikten sonra yedirmeyi de başarıp , yattığında uykuya dalma aracı olarak da kullanılabilir.
Günçiçeğiydi sanki, bana çevrilen, meraklı bakışlar... Gün mü, ay mı, yıl mı? ...Asır mı geçti, bilmiyorum! Ayrılıkla dansım, eşsiz bir valsti, bir başıma yapılan...
An’lardan anılara kuyruklu bir yıldızınız olsun yaşamınız boyunca...
Yaralar alıyoruz hayatta, kanıyor yüreklerimiz ve biz bu yaraları iyileştirmeye çalışırıyoruz acılarımızı dindirmek için, sanki bir daha yara almayacakmışız gibi…
Tam 98 de, sabahın 05:00 in de gittin sevdiğimiz evimizden, odan dan...
Başkaları gibi olduğumuz bu dünyada, kendimiz gibi olmaya çalışmalıyız
çocukca ağladık ama kimse o masum yıllarda ki gibi istediğimizi vermedi bize...
Peyami Safa