1979 ve 2006 Kozaklı
Girerken ne değişti neler değişmiş diye bakınıyorum çevreme. Sonra yanıldın diyorum. Yanılıyorsun, kandırıldın diyorum. Devamlıda kandırılacaksın böyle giderse, diyorum.
"“Bazı insanlar hiç delirmez. Ne korkunç hayatlar sürüyor olmalılar.” — Charles Bukowski"
"“Bazı insanlar hiç delirmez. Ne korkunç hayatlar sürüyor olmalılar.” — Charles Bukowski"
Girerken ne değişti neler değişmiş diye bakınıyorum çevreme. Sonra yanıldın diyorum. Yanılıyorsun, kandırıldın diyorum. Devamlıda kandırılacaksın böyle giderse, diyorum.
“Yaşasın!” deyip gülümsedi kendine, camdaki yansımasına bakmadan yine. Çok anlamsızdı her şey. Korkunçtu ayrıca. Korkunçluk içini kanatan, acıtan duyguda değildi; Her şeyi açık ve net anlamasındaydı.
Yahut daha önemlisi dostlar. Duymazlıktan gelebilir mi insan kuş sesini ?
Aslında amacım bir öykü yazmaktı. Ama biliyor musun sevgili okurum? Yazamadım bunu. Niyeyse seninle konuşmak çok daha fazla hoşuma gidiyor şu anda...
Dip not : Haa unutmadan fikir , öneri ve DÜŞÜNCELERİNİZ için real\_leon@hotmail.com adresini kullanın. Ama düşünceniz “kapa çeneni ” türünden bişiyse paylaşmasanızda olur :)
Ağıtlar yakın, öldürdüm Dionysos''u,
Soyumda doğacak her kişiden sorumluyum bundan böyle, Gün gibi, güneş gibi özgür olacak her bebek, ne itaat edecek ne de hükmedecek.
Derin bir of çeker tekrar kadehine doldurursun içkini.Eline alır pencere kenarına geçer camda çıkan gölgenle konuşursun..Yüzündeki kırışıklıkların ne zaman oluştuğunu anlamazsın bile.Zaman o kadar hızlı bir tren ki Hiçbir istasyonda durmuyor.Bindiğin bu trenden ancak öldüğünde inebiliyorsun.Trendeki arkadaşların çok garip.Hepsi dünya derdine kendisini kaptırmış kurma oyuncaklar misali her gün
Sesini duyuramadan bağırmak zorunda kaldığı yıllara kilitlenen bir yürek söylemi döküldü dudaklarından. Dilinde bir İstanbul düşünün,düşünden düşüşünün bağdaş kurmuş suskunluğu sancıyordu. Bir depremin ucuna astı suskunluğunu..harf harf şiddetlenerek ecel
“Bu, romanın son cümlesi olmalı.”diye söylendi, kitapçı bilgiç bir edayla.
Beni bilindik anlamda kötü, polisiye, akademik ya da başka herhangi bir suça ya da basitliğe itmeyen ve benim dışımdaki bireylerin ise ancak benim iznim olan kadarına ve izin verdiğim müddetçe tanık olabildiği karanlığımın kişisel manifestosu yazılacağı g
Duygularımızı,düşüncelerimizi,kısaca aklımıza geliveren herşeyi anlattığımız Türkçe’yi ne kadar biliyor, ne kadar doğru kullanıyoruz dersiniz? Dilimizi doğru kullanmadığımız müddetçe,kendimizi başkalarına istediğimiz gibi anlatmamız mümkün değ
aynalardan uzak durmalıydım, kendimi bulabilmem için. kaçtım kaçıyorum derken, bir ayna bulmuşum camdan değil etten. 'yürek aynası'... ne alırsa onu yansıtıyormuş. baktıkça kendimi buldum. o kadar çok baktım ki başım sola eğildi.....
Telaşla dağılıp,her
biri bir sokakta kayboldu.Kimi bir zile dokunacaktı
hasret gidermek için; kimi bir tuşa basacaktı iş yapmak, yeni dünyalar yaratmak için;kimi de
yalnızlığa...
İçime boş yaz tatillerinin sıcak, hayatı anlamsız kılan, bunaltıcı sorgulamaları çöktü şimdi.
Evim sandığım tüm yollar uzaklarda
Evet ağlıyordun, Ama kanamıyordun! Ya da bazen kanıyordun ama anlamıyordun.
Her yere yetişilir / Hiç bir yere geç kalınmaz ama / Ahmet Abi beni bağışla
Diyor şairin biri, mendilindeki kan seslerine eşlik ederken. Bir diğeri Bu dünya beni çirkineştirmeden yok olma yollarını öğrenmeliyim.
Ve Yine aynısı Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı /