Kışamrak Rib Kşa
Geceden kalma karanlık bulutlar çullanıyor sırtıma buram buram canım acıyor uyuşuyor bacaklarım cimri ellerim bırakmak istemiyor tuttuğu resmi siyah beyaz kenarları yanmış ...
"Yazmak, aslında sadece okumayı geciktirmenin bir yoludur." - Umberto Eco (kurgusal)"
"Yazmak, aslında sadece okumayı geciktirmenin bir yoludur." - Umberto Eco (kurgusal)"
Geceden kalma karanlık bulutlar çullanıyor sırtıma buram buram canım acıyor uyuşuyor bacaklarım cimri ellerim bırakmak istemiyor tuttuğu resmi siyah beyaz kenarları yanmış ...
Her yere yetişilir / Hiç bir yere geç kalınmaz ama / Ahmet Abi beni bağışla
Diyor şairin biri, mendilindeki kan seslerine eşlik ederken. Bir diğeri Bu dünya beni çirkineştirmeden yok olma yollarını öğrenmeliyim.
Ve Yine aynısı Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı /
Herkesin canı acıyınca, nötrlenir belki acı... Toprağa basmak gibi, ayaklarının altında kumu hissetmek gibi, belki de dalgaları...
Son doğumgünüyle bu doğumgünü arasında hayatının çizgisini değiştiren tek şey, sonsuz yolculuğa uğurladığı, yüreğinin kan kırmızı yangının sebebi anneciği...”Anne”li günleri tek özlemi artık. Kabullenemediği, sindiremediği, söndüremediği yangı
"Hadi gel aslını göster , Suretin çok zalim ,Çok mu üzdüler seni , Sahiplenme, senin değil bu dikenler..." hiç romantik falan değilim bugün, sırıtmayın!
Ben de engelliyim. Ama bedensel, işitme ya da görme engelli değil zihinsel engelliyim
"Yaşamakta olduğun ve yaşamış olduğun bu yaşamı bir kez daha ve sayısız kez yaşamak zorundasın.Yeni bir şeyle karşılaşmayacaksın , tersine herşey aynı olacak"
Bugün doğmuşum anamdan
Gökler neden karanlıktı neden bulutlar kızmışlardı bana
Vardır bir bildikleri yoksa niye kızsınlardı...
Otuz sene geçmiş aradan , nicedir düşündürmemişti bulutlar beni
Şimdi aklım başıma gelmiş meğer, gökler bile inanamamış beni
Gönlü ağlarken anladığı, ama kimseye anlatamadığı düşünceler geliştirmişti kafasında. Herkes hırs içinde birbirini kırıp geçirirken...
adımı bir kara adam zikrediyor evinden,
evimizden,
avuç sırtları siyah ,
içleri beyaz ,
Bir gün kulaktan kulağa bir haber yayılmaya başladı. Márquez yeni bir roman yazmıştı ve ilk Küba’da basılacaktı. Bu sebeple de Küba’ya gelecekti. O anda ne düşündüğümü bugün gibi hatırlıyorum. ‘Demek ki ben buradayken gelmiş, Fidel’
kadın siluetinin gittikçe bozulmaya yüz tutmuş bir cephesine ait bir yazı... belki şehirler belki yeni renkler bu hale getirdi...
Telaşla dağılıp,her
biri bir sokakta kayboldu.Kimi bir zile dokunacaktı
hasret gidermek için; kimi bir tuşa basacaktı iş yapmak, yeni dünyalar yaratmak için;kimi de
yalnızlığa...
mektup bu; mutlaka sahibine ulaştırılmalı. yoksa kişiyi vebal altında bırakır. bana zarfsız, katlanmış iki mektup geldi. okudum. İlginç buldum. bu iki mektuptan biri tarihi bir vesika idi, mektup formatında yazılmıştı
Yaşamak, yaşamaya çalışmak, yaşadığın anda evren olmanın ve kendine varmanın nihai düşüncesine dalmak, kimi zaman göl, kimi zaman hırçın bir nehir olmak.
Bir göçmen kuşun gelip gönlümde yuva yapmasını,beni mekan olarak kabul etmesini istiyorum.Elimi sol yanıma bastırıp duruyorum öylece..
Oğuz Atay