Dil İşi
... Çok konuşmamalı insan... Yorulursa dinlenmeli, Allah'a yönelip din'lenmeli ama başkasınca dinlenmemeli...
"Yazdığınız her kelime, okunmayan binlerce kelimenin hayaletidir. İyi uykular!" — Franz Kafka (kurgusal alıntı)"
"Yazdığınız her kelime, okunmayan binlerce kelimenin hayaletidir. İyi uykular!" — Franz Kafka (kurgusal alıntı)"
... Çok konuşmamalı insan... Yorulursa dinlenmeli, Allah'a yönelip din'lenmeli ama başkasınca dinlenmemeli...
Özgürlük kavramının toplumun farklı kesimleri tarafından farklı algılanmasıyla başlıyor karmaşa. Anlamını tam olarak bilmedikleri kavramların içini kendi dünya görüşlerine uygun fikirlerle dolduruyor insanlar.
Bilginin geçer akçe olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Günümüzde bilgiye ulaşmak geçmişe nazaran çok daha kolaydır. Tabir caizse bilgi deryasında yüzüyoruz. Fakat bu nimetten faydalanmayıp cehaletin kör karanlığında debelenenler az değildir. Bilgiye ulaşma konusunda sınıfta kalanların durumu Divan Edebiyatı şairi Naili’nin “Ol mâhiler ki derya içredir deryayı bilmezler” berceste
..dünya çocuklarını diri diri toprağa gömmeye devam ediyor anne!.. Ne olur biraz daha yaşa da birlikte gölgelik olalım o çocuklara, insanlık merhameti senden öğrensin biraz daha yaşa! Ne olur annem biraz daha yaşa da anneliği öğret bana!.. Yoksa bu kıyım durmayacak anne bize yardım et bizi affet bizi
Su, önlenemez bir akışkandır. Yatağında akmazsa, akmak için yeni yollar arayacaktır kendine. Arayış uzun da sürmeyecektir. İlk bulduğu boşluktan akıp gidecektir. Dünyaya egemen canlılar, insanlar olarak kontrollü biçimlerde akıtırsak, örneğin elektrik enerjisi elde edip, yaşamlarımız aydınlatabiliyoruz. Kontrolü unutup suya bırakırsak; yaşamın vazgeçilmez temel kaynaklarından olan aynı su akıp
Mahsul gayretin ve rahmetin taksimi muvacehesince anın katresinde son aşamalardan geçerek gayeye vasıl olunmanın bir uğraşı veriliyordu.
Gelelim Alice’e ve bir türlü içinden çıkamadığı şu ‘Harikalar Diyarına’. /
Sahi, bu kız neden oradan bir türlü çıkamaz? /
Canı mı istemiyor, kayıp mı oldu? /
Tıpkı, çıkmaz sokak gibi. /
Çıkış kapısını bulabilsin diye, Alice
...Toplumsal yaşamda işler belli noktalar dışında böyle yürüyemez. Başta da söylediğimiz gibi bireye verilen önem artırıldığında sonuç ne olacaktır...
Hadi Hindistan’dakilerin, reankarnasyon inançları var, peki bizim derdimiz ne ki, yalnızca bir kere gelebileceğimiz şu hayatta, doyumsuz hırslarımıza yenilip giderken, yanımıza kâr kalacak tebessümlerimizi herkesten saklıyoruz?
Politik kişi dediğimizde ise aklımıza her yönüyle, hitabıyla, giyimiyle, hareketleriyle insanları etkileyen kişi gelmektedir. Politikacı dediğimizdeyse çoğumuz iki yüzlü, sözünü tutmayan kişileri algılarız. Peki bu sözcüklerin ne kadar iyi özellikleri va
Mardin’den yeni dönmüş ve “keşke Hakkâri’ye de gitseydim” diyordum ki, televizyonlar deprem haberini verdi.
“Gitseydim keşke gerçekten” diye geçirdim içimden. Aslında Nusaybin yolunda aklımdan da geçmişti. Keşke gits
Özgürleştirmeyen nasıl özgürleşebilir.?
Hiç düşünmez de.
Özgün Düşünce’den söz eder bir de
Günümüzdeki insanlar dünyayı gereğinden fazla ciddiye alıyorlar. Oysa ebedî hayat dikkate alındığında dünya hayatı ne kadar da kısadır. Bunu bile bile zamanımızdaki insanların alabildiğine lüks ve görkemli binalar yaptığını görünce şaşırıyorum. Dünya bu kadar ciddiye alınmaya değer mi? Türkiye’de istatistik verilerine göre ortalama ömür erkeklerde 65, kadınlarda 70
Hekim'e ve sağlık çalışanlara uygulanan çağ dışı şiddet...
Milyonlarca canlı çeşitinden, sadece biriyiz. Doğadaki tüm canlılardan en önemli farkımız zekamız ve beynimizin salgıladığı duygu hormonlarımız...
Ne için geliyoruz dünyaya? Temel soru bu noktada! Yiyip, içmek, bolca eğlenmek, onunla bununla hoşca vakit geçirmek için mi? Kimilerimiz ve belki de çoğumuz için evet. Dışarıya veya kendimize baktığımızda göreceğimiz bir tek gerçek.
Günümüz üniversite gençliğinin son gelmiş olduğu hal...
Kerem Eksen