Bakire Hayalet
Savcı olup suçladım. aVukat olup savundum.Yargıç Olup Yargıladım. cezası ölene kadar müebbet aşk.
"Yarınki gazeteyi okumanın en iyi yolu, bugün onu yazmaktır." - Mark Twain"
"Yarınki gazeteyi okumanın en iyi yolu, bugün onu yazmaktır." - Mark Twain"
Savcı olup suçladım. aVukat olup savundum.Yargıç Olup Yargıladım. cezası ölene kadar müebbet aşk.
sen bilmesen de, sayfalardolusu, herşey sana yazıldı defterde...
beni hiç unutamayacaksın biliyorum. ben ısrarla unutmanı isteyeceğim, fakat sen unutamayacaksın. bense ömrüm boyunca bir yara olarak taşıyacağım seni. gittiğim her yere... yüreğimde bir yer
Bir gece karanlığında;
Pişmanlık avlusunda tek tek toplanırken anıların..
Sevgi paylaşılır diye bana hiç kimse söylemedi, öğretmedi de; sevginin paylaşım olduğu doğruydu. Ancak paylaşılan hep ben oldum.Son atar damarıma , daha ilerisi ayağımdaki dona kadar, artıklarıma kadar, baştan aşağı.
..Ben çok eskilerde bir gün hissetmiştim aşkı. Zoraki hatırlıyorum şimdilerde. Tıpkı çocuklukta bir gün yenen pastadan ne kadar az şey hatırlarsan o kadar. Gözlerimi kapıyor ve o pasta tadı kadar anımsıyorum...
Geride bıraktığım her yere ve şeye garip bir hüzün ile birlikte sevinç bıraktım.
Her zamanki gibi umursama beni!..
Bir bütün oluşturmak için geceler boyu yap-boz yapan çocuklar gibi yitik bir parçanı aranıp duruyorum. Ya gözlerini kaybediyorum, ya da gözlerinin içindeki beni...
Sevecen yaklaşımlarındaki empati dozajlarının belli belirsiz değişmesi, sonucun çabukluğunu tasdik edercesine tekrar başa dönüşü de işaret etmektedir.
Bir umutsuzluktu o gün ikimizin ki de.
Sen dününe ağlıyor, bense kaçışıma bir yataklık arıyordum konukluğunda...Kalbimin kaçışına...
Kim söylüyordu içimde isyanlar çıkartan bu mahkumların cezalarını arttırmamı ? Peki kim söylüyordu onların yerini boşaltmadan yerine (onları daha da azdıracak) mahkumlar yerleştirmemi?
Bu yüzden küçüklükten beri sevgi ve saygı beslediğim yazarlığa ulaşamıyorum belki de. Belkide altına imzamı atmadan sergilemeliyim sanatımı...
sonsuz zannettiğim ama ansızın son bulan yolculuğum; sana... sonkez
Bir tek kalemim elimde, yazıyorum. Okursan; sana...
Seninde mi hesapların olacaktı? Sende mi kaçacaktın kendinden, benden... Neyi yaşamaman gerekiyor ki, söylesene bana? Yüreğindeki bozkırları coşturan deli rüzgarım mı acıtıyor seni? Sevdam ağır mı geliyor, sevdan... Omuzlarını çökerten ne söylesene bana?
Ders modundayken sevgilim aklıma geldi. Ben de dersi bırakıp onunla ve benimle ilgili hayallere daldım.
...Onlar da aşk gibi günahsızlardı; lakin bir suretin vardı ki hepsine sıçradı... İbrahim oldu ahlak, mahrem bir cazibeye gözlerini bağlayıp, kırdı putlarını... Aşkın, İbrahim'e gebe olduğu zamanlardı...
Nihayet sonuçlar elindeydi ama incelemeye korkuyordu her ne kadar anlamasa da. En iyisi doktor söylesin ama ne kadar daha yaşayacağımı değil düşünceleriyle içeri girdi. Ürkek bir tavırla sonuçları uzattı. Aynı anda da kulaklarında çınlamalar başladı. Sanki doktorun söyleyeceklerini duymak istemezcesine