Yağmurun Altındaki Mutluluk
Yağan yağmurun ıslattığı bedenim üşümekteydi ve adımlarım git gide hızını kaybetmekteydi.
"Yazdıklarımın kötü olduğunu söyleyenlere gülüp geçerim. Çünkü onlar yazdıklarımı okumayanlardır." — Oscar Wilde"
"Yazdıklarımın kötü olduğunu söyleyenlere gülüp geçerim. Çünkü onlar yazdıklarımı okumayanlardır." — Oscar Wilde"
Yağan yağmurun ıslattığı bedenim üşümekteydi ve adımlarım git gide hızını kaybetmekteydi.
Karışarak onlarda ebeveyn olmuşlar..
Söz dinlerken onlar söz atmaya başlamışlar bu sefer..
Yaşlandığını insan o zaman mı anlar
Kadehte şarap...
Önce Tanrı öldü, sonra söz; sıra insanda...
Post-modern algı yasaları, Batı felsefesinin intiharı'nın katilleri tarafından bir tür silah olarak küreselleşen medya aracılığıyla bütün dünyanın alnına dayanmıştır. Oysa post-modern felsefenin önderleri sayılan düşünürler ve düşüncelerinin, insanın yok edilmesine dair bir silah üretmedikleri ortadadır. Onlar, sözün düşünceyi değil,
Sensiz bahar mı gelirmiş, sen varsan bahar... sensiz hayatımda kara kış var...
Her bir mahluk dile gelirmiş zamanla, zamanla oturturmuş bedeni tren rayına, intiharı trenin ışığında isyanı trenin sireninde bulurmuş.
Bir mahluk ki içip içip sabahlara kadar sabahın derin sessizliğinde kendini bir kaçak hisseder, ki zaten bir kaçaktır; sevgidir sevgiden kaçar insandır insandan kaçar korkaktır kendinden kaçar kendini
Ben seni sadece kendime yakın hissettiğim için, acılarım acılarına benzediğin için sevdim....Ben sadece öznesi “ senin olduğun cümlelerin yüklemi..Ben sadece sırtına yüklenmiş acıları kendi yüreğinde taşımayı onur sayacak adamın gözyaşına sirayet etmiş solgun resmi....Belki de yüreğindeki mutluluğun ayak uçlarında umutsuzlukla savaşındaki kazanmaya en yakın duran sevginin tek galibiyeti..Olmadı...Kazanamadık;
Tarih boyunca iletişim teknolojilerinin iktidara sahip olan kesimlerce yönetildiği göz önüne alınarak, dehaların; neyi, nerede, nasıl, hangi koşullar altında, ne için, hangi araçlarla, neye hizmet ederek, hangi saikle keşifler yaptığı alsa göz önünden uzak tutulmamalıdır. Bu hususta düşüncem odur ki, çağları belirleyen ve eskiyi yadsıyarak gelişen her yeni
Hayat işte, karanlıktan sonra aydınlığa varacak, bilinmezliklerdeki bilineni hep arayacak, hayallerden asla vazgeçmeyecek, yine bekleyecek ve yine bekletecek. Hayat işte…
Aynılıklar, insanın duyumsadığı şaşırtan farklılıklar nedeniyle kendisini araştırmaya iten sorularının tükenmesine; sonuç olarak, soru geleneğini kaybeden insanın, olanı-biteni sorgusuzca kabul etmeye alışmasına sebep olmaktadır. Görünen o ki, küresel anlamda farklılıklarla beslenen geleneğin yerini; bir tür yasa kabul edilen, üstelik sorgulanmaksızın uygulanmasını ve şekline riayet edilmesini bekleyen ritüelleri de
Madem ki durdurulamıyordu zaman, duygularının coşkun ırmağında akıp gitmesini sağlayacaktın. Bir ilki daha yaşayacak ve ilk defa aşkı tende öldürecektin…