İçim Acıyor...!
İçim acıyor, geçer elbet, geçer de, anlamsız bir yer de unuttuğumu sandığım bir yer de , yeniden sızlar, ama varsın sızlasın, sızlamad mı; kocaman sevilmiyor ki...
"Yazmak, aslında hiçbir şey yapmamak için harika bir bahanedir." — Franz Kafka"
"Yazmak, aslında hiçbir şey yapmamak için harika bir bahanedir." — Franz Kafka"
İçim acıyor, geçer elbet, geçer de, anlamsız bir yer de unuttuğumu sandığım bir yer de , yeniden sızlar, ama varsın sızlasın, sızlamad mı; kocaman sevilmiyor ki...
Evet yaşlıydım. Evet deplasmandaydım. Evet hakem hata yapmıştı. Hiç biri bir sebep olamadı aşksızlığıma. Eski hüzünlü şarkıların hüznünü yenemedik. Hep yalnızlıklara yürüdüm ben oysa. Hep mistik bir sensizliğe. Nerden baksan şehirler arası yalnızlıklar.
belki tekrar dokunur ellerin.. Avunur, sevinir, yetinir titrek bedenim.. Gülümsemeyi öğrenirim yeniden..
bir son cümle söylemek zorundaydık değil mi!
kocaman bir aşktan geriye kalmayı bile beceremeyn,yitik,arsız ve sensiz bir cümle...
Leyla da sen Mevla da... Ha Davut'un sapanında, ha Câlut'un kafasında... Taş olduktan sonra. Aşk ikiye ayrılırmış, Aşık kaça ayrılır her gece, maddeler halinde yazan var mı? Aşık dilsiz olur şaraptan içmeyince.
Hadi içelim aşık, harabede sessizce...
Yalan söyle, "Yalan söylüyorum, duymak istediğin için söylüyorum " diye bak gözlerime..
Tavan
arasına sakladım yalnızlığımı. Her gece, bir zindana hapsolmuşçasına seni
düşünüp ağlamak, en sessiz harfleri özenle seçip şiire yürütmek şarkıların
acizliğiydi oysa. Biliyordum.
Yaşadıklarını üç harften görenler, çözemezler gizini. Bilmezler ki ayn'ın içi Cennet, şin'in içi Cehennem ve kaf'ın içi de Araftır...
Beynimin sağ köşesindeki seni soracak olursan eğer, gülüşün yok olmuş vücudun kaskatı, ölü dudağı kadar morsun ve yürek yarası kadar kırmızı...
Sana olan aşkımı anlatıyorum krallığımı önüne sererek yalvarıyorum sana, anlasana...
Karınca azmi ve örümcek şefkati yüreğimde, elimde ayrılık namına bir sarı gül ile keşfe çıkmıştım.
Hayır ola şer ola, Rastgele...
Bilir miydik, serüvenlerden bir daha asla onmaz yaralarla dönecektik evlerimize.
Senin adın ayrılık olsun.Bir karalama kağıdına yazılmış kelimeler gibi belli belirsiz olsun gidişin, alkollü bir sabaha uyanır gibi olsun geçmişim. Vazgeçemediğim şeyler listesi yaptım kendime adınla doldu.Bir takvim yaprağı daha ekliyorum yokluğuna, bugün günlerden sensizlik yarının adı yok
Beklenen anlar olduğunu biliyorum, seni bana, beni sana getirecek anlar... Duygulu anlar biliyorum aynı anda yaşanan, gözler buğulu... Hüzünlü anlar biliyorum, karşılıklı hissedilen...
Tanrı, hangi parçasını aşk’a koydu bilemiyorum hala…
Benden memnun kaldı mı, onu da bilemiyorum ama ben canımdan geleni yaptım…