Parmaklıklar Ardında Müebbete Mahkum İnşirahlarım...
içimdeki acıya lal tüm lisanlar… ki prangalar öldürmüş kalemimin reflekslerini. Düşe kalka yürüyen, dizkapakları paramparça bir çocuk izleri bırakıyor kağıtta…
"Yazmak, aslında hiçbir şey yapmamak için harika bir bahanedir." — Franz Kafka"
"Yazmak, aslında hiçbir şey yapmamak için harika bir bahanedir." — Franz Kafka"
içimdeki acıya lal tüm lisanlar… ki prangalar öldürmüş kalemimin reflekslerini. Düşe kalka yürüyen, dizkapakları paramparça bir çocuk izleri bırakıyor kağıtta…
Benim olmasanda olur, yakarışlarımı duymasan, bana sarılıp ağlamasan, mutluluklarımı paylaşmasan, ellerimi tutmasanda olur, bilmezlikten gelip gözlerini gözlerimden kaçırsanda olur, beni sevmesen, yarınlarımı bilmeyip, yaralarımı sarmasanda olur…
“Eskiden buralar böyle miydi evladım” dedi. “Mesire yerlerinin, sahil kenarlarının, gezi parklarının kendine göre bir âdâbı, bir usulü vardı. Öyle her istediğinizi yapamazdınız. Bu şekilde ulu orta meydanlarda sarılmayı bırakın, el ele tutuşup da birbirimizin gözlerine bakmaya çekinirdik. Bizler de gençtik, sevdayı bilirdik. Aşk damarlarımızda alev alev dolaşırdı.
Sevgi bahçesinde gezmek ister misiniz? Sevgi her yazarın üzerinde kafa yorduğu bir meseledir. Sevgi anlatılmakla bitirilecek bir konuda da değildir. Üzerinde ne kadar konuşulursa konuşulsun tam anlamıyla ifade edilemez.
eteklerinde akşamları özlüyorum anne...dualarında gücünü özlüyorum,buklelerinde ayazları....bir gece vaktinde ellerini özlüyorum anne...
Mavinin düşünülüp,kırmızının konuşulduğu bir hayaletler şehrinde,ben umut dolu günlerime uzun bir yolculuk yaparken
Allah bizleri hayata hazırlaması için nasıl anneleri görevlendirdiyse, hayatımızın geri kalanını aynı güvende geçirmemiz içinde siz eşleri görevlendirmiştir...
Korkuya açtık yelkenimizi , neden ve nasıl korktuğumuzu bilmeden . Gecelerin hayatın öznesi olduğu gerçeğinden , gerçeklerin en büyük yalanların en güzel kılıfı olduğunu sezerek kaldık ortasında bir karabasanın . Sevgiler getirdik uzak diyarlardan , kendi
Sensizliğin yükü zordu... Çoğu kez karanlıktı ve kimsesiz bir sokak arkası kadar soğuktu.. Üşüdüm be dostum hemde delicesine... Ama korkmadım karanlıktan biliyordum elbet bir ışık parşası vuracaktı yamaçlarıma..
En kötü gidiştir sessizce olanı. Arkanda bir cümle bırakmadan gitmektir. Bir hoşçakalı bile bırakmamaktır geride. Gidişin soğukluğunu katmerler işte o derin sessizlik. Çünkü acılar sessizlikte büyür. İnsan yalnızlığının sessiz doğasında boğuşur acılarıyla. Ve sesleri azaldıkça yüreğinin acıları çoğaltır zaman...
Aşkladır göğün döndüğü; aşkladır yerin durduğu. Aşktır çarha koyan feleği; aşktır temcit okutan meleği. Aşktır yıldızları seyrettiren; aşktır ay ve günü devrettiren: Aşktır nebatatı bitiren; aşktır çiçekleri getiren. Aşktır kaşları keman ettiren; aşktır gamzelere kasd-ı can ettiren Dişlerimi kırdım onun aşkından; aşkla durdum namaza ki, çıkarsınlar mızrağı ayağımdan;