Altın Yagmurları
küçücük bir tebessüm bazen hiç ummadığınız anda öyle bir gelir ki yıllar geçse de hatırladığınızda hep gülümsersiniz. öyle bir şey işte
"Sizin için dün, benim için yarındı. Ne fark eder ki, ikisi de geçecek." – Jorge Luis Borges"
"Sizin için dün, benim için yarındı. Ne fark eder ki, ikisi de geçecek." – Jorge Luis Borges"
küçücük bir tebessüm bazen hiç ummadığınız anda öyle bir gelir ki yıllar geçse de hatırladığınızda hep gülümsersiniz. öyle bir şey işte
"Neden kemiriyorsun tırnaklarını
-neden acı veriyorsun kendine çocuk?"
"Fiziksel acı istiyorum ablam
-ruhumdakiler azalsın diye…."
Ve birilerinin peşine takılıp kaybolmaktan ise kendi fikirlerimle yalnız olmayı yeğliyorum.
Bir de ben ve ben gibilere uzak insanlara bakıyorum, bir kolaycılık yarışı almış gidiyor başını.
Herkesi sevmek, saymak zorunda değilim; sizlerin gösteri yapmak zorunda olmadığınız gibi.
Korkmayın siz de, haydi şimdi haykırın yüzüme, sevmediğinizi beni...
Artık insanlara tahammül edemeyen ve tüm insanlığı yok etmek isteyen belki de cani bir kadın..
Sadeliğe dokunur ellerimiz ,bizlerin asıl sevdikleri unutmamaya çalıştığımızdır.Yaşlanır bir gün ölenleri unutmamak için anılara dalıp bir daha aynı dünyayı yaşamak...
Neden yaşamla birebir ilişkisi vardır tiyatronun? Çünkü o, yaşamın içinden damıtır oyunlarını. Ve yaşamın kendisi bir tiyatrodur aslında.Bebeklikte başlar oyunculuk. Her ağlayışında kendisini anne veya babasının koynunda bulan bebek, ilk oyununu sergiler.Hiçbir fiziksel sorunu olmasa bile ağlaması oyunun ilk sahnesidir. Evet o sahneler, sahnelere eklenir ve en saf,
Ben olsam, edebiyatın izine düşsem, bu siteye gelsem, bu yazıyı görsem, okumam herhalde. (...) En sevdiğim noktalama aygıtı üç nokta üstüste onun da klavyemde oturma izni yok.
Karanlık bir dünyada bir ışık aramanın sonsuz mutluluğunu terk edip bütün mum ışıklarını parmak uçlarımla söndürerek kendimi kör karanlık kuyulara atmak çılgınlığıydı bendeki deli sevda. Yaşamanın zifiri karanlığında bir tek ışık bulamamanın hüznüydü gözlerinde bir pırıltı aramak. Çok muydu mazlum rolüne girmeden güzel bir oyunda oynamak?
Bandırma'dan Gagauz özerk bölgesine bir seyahat, Gagauz Türklerini tanıma gezisi.
Birçok kişiye göre anormallik kötüdür, öcüdür, boktur, kakadır, görüldüğü yerde kaçılması farzdır... Halbuki aksine, kaçmamız gereken şey bugün normallik diye tanımlanan; tüm insanların tek tip olması, bireylerin sıradan ve sıkıcı bir yaşama sahip olması durumudur.
Yine titretiyor gönlümü yaşanmış türküler; yine rutin bir acı veriyor gönlüme. “Lambada Titreyen Alev Üşüyor” yine. Ben üşüyorum…
Mutluluğun resmini de yapabilirsiniz yazısını da yazabilirsiniz ama en güzeli yaşamaktır onu.O..Bu..Şu demeden, kaçmadan yakalamak üzere,sevgiyle..
"Başka bir şehirde de,bir akşamüstü, bir çay kaşığının çay bardağıyla buluşmasının o neşeli sesinin, duvarlara çarpıp geri gelişini, gözlerimle görebilirdim.Başka bir şehrin kaldırım taşlarını sayarken de hayaller kurabilirdim.Akşam güneşinin vurduğu bir masada,sıcak bir kahvenin dumanına karışan sohbetler yapabilirdim başka herhangi bir şehirde.Ve yine o herhangi bir şehir,tüm sokaklarını
Hem de, saniyelerin bile önemli olduğu anlarda öğretti, hayatın uzun olduğunu…
İhsan Oktay Anar