Tual'deki mektup üzerine
Bir mektubun, tual’deki renginden yazıyorum bu kelimeleri sana../Bir alışkanlık olsa gerek bu../Aşk’ın anlamına tutunan...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bir mektubun, tual’deki renginden yazıyorum bu kelimeleri sana../Bir alışkanlık olsa gerek bu../Aşk’ın anlamına tutunan...
İnsana tevdi edilen emanet ve sahavetin iyi anlaşılmaması sebebiyle, sahip olunan kişilik ve kültürün tezahürü genel olarak belirginleşir lakin kayıplar ve kazançların, anlam itibari ile farklı olacağı muhakkaktır.
Hayatın durduğu inancına kapılır ya herkes bazen, ne mükemmeldir yaşamak o anda… Tam dünyanın durduğu zamanlarda, attığın simitle karnını doyurması bir martının… İşte yaşam bu kadar somut ve yalın aslında...
................ kimi zaman, an gelir soylenmesi gereken… susarsin, sonrada bildik pismanliklar gelir ardi ardina. bir bakmisinki hayat keskelerden, tirnak icinde kalmis ah' lardan ibaret...
İyi ki doğdun dünya güzeli kızım. On yıl önce hayata yumuk yumuk gülen kara gözlerin, yaşama açılan en güzel pencerem oldu bugün benim. Şimdi huzurlu bir uykunun kucağında düşlerini katarken geceye sen, minik parmaklarının ucunda şekilleniyor geleceğim sen bilmeden...
''yeni yeni sayfalar açmak istediniz hep hayata, peki yeni bir sayfanız kaldı mı? Yoksa arkasını boş bulduğunuz bir karalanmış kağıt mı yeniden başlıyorum dediğiniz?''
şöyle bir geçmişi geleceğini yorumlamak isterseniz bu denemenin size yardımcı olacağını umud ediyorum...
Bisiklet pedalları araba pedallarıyla yer değişir; bisiklet sürerken yüzüne çarpan rüzgâr yok olur. Yağmurda, karda oynanan oyunların yerini sıcak soba başında sohbetler alır, soğuğun içimizi ısıtan tarafı, yağmurun yüreğimizi temizlemesi yok olur. O kadar basit ve o kadar kolay severiz ki ilk zamanlar, sevdalarımızın acıları zamanla önce şüphe,
Tam 98 de, sabahın 05:00 in de gittin sevdiğimiz evimizden, odan dan...
Zaman, anın değeri bilindiği sürece anlam kazanır. Geri gelmeyecek olan anlarımızı en iyi şekilde yaşayabilmek dileğiyle...
Şimdi ellerimi uzatsam kim tutacak benden başka ve benden başka kim acıtacak canımı? (elbet tutan da acıtan da bulunur da kimse benim kadar iyi yapamaz herhalde bu işi) Benim gibi hayata siyah ve beyaz bakanların aklının eremediği hem dost hem düşman tabiri nasıl hazmedilecek nasıl sindirilecek içe?
Yıllar önceydi, genç bir üniversite öğrencisiyken ben, yolda bir Amerikalı anne ve çocuk yürüyordu önümde.
Annenin kucağında büyük bir alışveriş çantası.
3 yaşlarındaki güzelim kız çocuğu yere düşüverdi birden. Elbette kaldırmak için atıldım ben!..
Gülümseyerek dedi ki anne "no..."
Hayır
kaybedilen baharların çocuklarıyız biz...pus yüzlü eylüllerin...
Dünya bizden intikam alıyor... Tüm bu olanlara bakarsanız gün gibi aşikâr bu. Gerçi bugüne kadar insanoğlunun yaptıklarına karşılık intikamı bu ise dünyanın, az bile belki. Ama bir de düşünürsek, dünya bir ana; evlatlarının ona verdiği zararı veremez ki o
Bayramın ilk günü ve gecesi evimiz çok hareketliydi…
Tayfun bir önceki gecenin yatılı elemanlarından olduğundan, Özgün sabahtan babasıyla bayramlaşmaya geldi ve bir ara ben mutfağı toplarken, mutfak kapısında gitar çalıp şarkı söyledi ki, hep birden eşlik etmememiz mümkün değildi…
İnsan yasayacaklarinin, hissedeceklerinin dozajini bilemeden karar veriyor cocuk yapmaya. Cok zor diyorlar, cok guzel diyorlar, yeri baska seyle dolmaz diyorlar, kisacasi herkes bir seyler diyor.Hepsi dogru soylenenlerin inan ki yanlisi yok. Ama eksigi cok. Bu hic dogum yapmamis birine dogum sancisini anlatmaya benziyor.