Çay
Soğuk yağmurlu havalarda,
Islak bir sokak kedisi gibi eve girdiğimizde,
Burnumuzda tüten,
Çayı.
"Yazdıklarım bir gün anlaşılırsa, bu beni üzmez; çünkü o zaman anlaşılacak hiçbir şey kalmamış demektir." - Franz Kafka"
"Yazdıklarım bir gün anlaşılırsa, bu beni üzmez; çünkü o zaman anlaşılacak hiçbir şey kalmamış demektir." - Franz Kafka"
Soğuk yağmurlu havalarda,
Islak bir sokak kedisi gibi eve girdiğimizde,
Burnumuzda tüten,
Çayı.
uyumak, sanki sürekli uyunursa yarı ölü yaşam şeklide varlığı bir şekilde devam ettirmek mümkünmüş gibi.
Seni seviyorum sözü yanlızca sevgiliyemi söylenir, hayır diyen kaç kişi yakınlarından ailesinden ayrılmadan onların acılarını yaşamadan önce bu sözü söylüyor.
Evrim olmuşsa da, bunu yaratan Allah'tır. Bu kadar olumlu mutasyonun bu kadar üst üste denk gelmesini şansa bağlamak akıl dışı. Ama şansla olmuşsa bile, şansı da yaratan Allah'tır.
Çok olduğumuz için mi bu tekliğimiz? Çok olduğumuz için mi bu yalnızlık? Dört kişi bir adada kalakalsaydık üç arkadaşımız olurdu. Ama dört milyonluk bir şehirde neden üç arkadaş bulamıyoruz? Bu kalabalık şehirde dost bulamayıp da köpek gezdiren insan sayısı o kadar çok ki...
Sal artık neredeyse bir metre suya gömülmüştür. Kulübenin tavanında beş adam; de Bisschop ve dört yoldaşı sadece yıldızların aydınlattığı bir Pasifik gecesinde, açlıktan ölmek üzere, bilinmeze doğru sürüklenmektedirler. Birbirine kenetlenmiş bu beş adamın artık tek dileği içecek su ve yiyecek bir şeyler bulabilmektir. Tuamotu adaları, Starbuck ve Panrhyn
Kederlerinle ortaya çıkan dertlerin,
zayıf anında vurmaktadır seni..
Oysa ki daha dün nasıl da güçlüydün ? Ama bugün, bir anda işte, dirençsiz bir zamanda bulurken kendini
bakarsın ki girmişsin içine yalnızlığının...
O köprüde bir başkalık vardı diye ağlıyor yaşlı adam. O köprüde bir başkalık vardı, bu benim Mostar’ım değil! Teselli sözcükleri aramak içimden gelmiyor. Çünkü biliyorum ki karşımdakinin acısının üzerinde her teselli sözcüğü eğreti duracak. Yeri doldurulamayacak bir çok şeyini yitirmiş, vakarı acısıyla bütünleşmiş, sarsılmış ama yıkılmamış bir çınar
Artık duramam, keder erişti. Aç kapıyı bezirgânbaşı! ellerimde hayırsız bir mevsim, aylardan nisan...
Böyle "Yalancı Bahar"lar vardır hani. Biraz yüzünü gösterir, biraz tebessüm eder; ağaçlar çiçeğe durur umutla, meyve verme telaşı sarar dalları, kökler daha bir kuvvetli sarılır toprağa; heyecanla beklenir çiçeklerinin meyveye inkılabı.
Herkes kaçmak ister bir gün hayattan, varolduğu dünyadan ve çevreden.
Başka bir bedende soluklanmanın nasıl olacağını bilmek ister her bilinç.
Arasıra, canımız istediğinde başkasının bedenine girip onun kimliğinde takılmak bir süreliğine.. Ne hoş olurdu değil mi?
İnsan tüm güzelliklerine, tüm yaşanırlığına rağmen bıkar bazen bulunduğu yerden. Biraz ötelere kaydırıp bakışlarını, uzakları merak etmeye başlar. Karşısında yükselen dağı, başka ovaları, vadileri, çölleri, yıldızları özler.
Ben güneşin altında yaşananların çiğ gerçekliğini karanlığın illüzyonlarına tercih ederim. Gece günah tadında, şehvet kıvamında bir şeydir. Karanlık saatler hırsızlara arkadaşlık eder. Katilleri ve fahişeleri, ihaneti ve cinneti gizler. Gece hain bir pusu
Bayramın ilk günü ve gecesi evimiz çok hareketliydi…
Tayfun bir önceki gecenin yatılı elemanlarından olduğundan, Özgün sabahtan babasıyla bayramlaşmaya geldi ve bir ara ben mutfağı toplarken, mutfak kapısında gitar çalıp şarkı söyledi ki, hep birden eşlik etmememiz mümkün değildi…
.'Anlatabilsem' ile 'anlayabilsen' arasında kaldığın zamanlar incecik bir sızı duyurur kendini, içini yavaşça, derinden yayılarak kaplar. Nefes alamamaktan duyduğun ani bir korkuyu hissedersin, kalıcı olmayan, giderken ciğerlerini patlatırcasına havayla