Tut Elimden Bebeğim
Hem de, saniyelerin bile önemli olduğu anlarda öğretti, hayatın uzun olduğunu…
"Sizin için dün, benim için yarındı. Ne fark eder ki, ikisi de geçecek." – Jorge Luis Borges"
"Sizin için dün, benim için yarındı. Ne fark eder ki, ikisi de geçecek." – Jorge Luis Borges"
Hem de, saniyelerin bile önemli olduğu anlarda öğretti, hayatın uzun olduğunu…
zaman gelir gün geçer... zamanı kovalamaya yetmez ki gücün akrebe asılasın
Temel sanat, yaşamdır. İnsan gibi yaşamak, çok insani bir istektir. Bazı insanların iz bırakma çabaları bu sanata yöneldi. Önce kendisine, sonra ailesi, ülkesi ve insanlığa yararlı çocuklar yetiştirmenin önemini kavradılar; onların iz bırakma çabaları da, insan oldu. İnsanlığa yararlı insan…
Üşüyorum ben. Sanki çıplağım. Sanki korunmasızım. Sanki ben, ben değilim. Sanki anlamsız her şey. Dost kuytumu arıyorum böyle zamanlarda. Beraber ağlayabilirim onunla. Anlamasa da benimle ağlar, beni sarar, ısıtır dost kuytum.
Hayallerim vardı dünyaya dair. Ama vazgeçtim tüm onla ilgili hayallerimden. Varsın dünya yine bu haliyle kalsın, nede olsa birgün kalmayacak...
Bölünüyorsun...
Sen, bölünmek nasıl bir şey bilmeden yapıyorsun bunu. Bölünmek; sen çoğalmaya başladığında başlar...
Nerdesin, ne yapmaktasın, kimlerlesin, en sevdiğin renk hangisi, en çok hangi filmde ağladın bilmiyorum.
Sardunya zamanlarıydı ve her şeye rağmen mutluyduk...
Aşkının fahişeliğini dudaklarını kanatarak durdurmaya çalışıyor. İsanın dikenli tacını dudaklarına takıyor. Dudakları özlem dolu alevlerle çevrili.
ben kimim,aslında ne severim,nasıl yaşamak isterim bu hayatı sorusu var hep...
Yaralı bir atım, soluk almadan yükümü sonsuzluğa taşımaktan yoruldum...
Yoruldum. Yediğim kırbaçtan, kanımı emen sinekten, tepe taklak ve sürekli hiçliğe sürülmekten...
Kederlerinle ortaya çıkan dertlerin,
zayıf anında vurmaktadır seni..
Oysa ki daha dün nasıl da güçlüydün ? Ama bugün, bir anda işte, dirençsiz bir zamanda bulurken kendini
bakarsın ki girmişsin içine yalnızlığının...
Düşlerimiz de bizim gibi yaşamımızın bir parçası. Bazen o kadar gerçekçi olur ki, günlerce kurtulamayız etkisinden. Bazen de düş mü gerçeklik mi ayırt edemeyiz. Düş içinde düş, dünya içinde dünya...
"O"öper buz gibi dukalarıyla, kalakalırsınız, içiniz donar, keşkeler ve akamayan gözyaşlarınız içinde boğulursunuz.... Ve bilirsiniz ki "O" aslında, varlığına gösterilen tokatsız, azarsız saygıyı öpmüştür...
Şimdi hayat sağır, sesini yitirecek diye korkuyorum sokakların, bağır bağır bağır! Uykusuzluk, kaybolmuşluk, huzursuzluk….
Öyle ise takın saçlarınıza tokalarınızı, geçin karşısına eşinizin..Hatta ona inat bir sevgili bile bulun kendinize; genç kalın genç!.....
Füruzan