Yalnız Bir Düş
Düşlerimiz de bizim gibi yaşamımızın bir parçası. Bazen o kadar gerçekçi olur ki, günlerce kurtulamayız etkisinden. Bazen de düş mü gerçeklik mi ayırt edemeyiz. Düş içinde düş, dünya içinde dünya...
"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"
"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"
Düşlerimiz de bizim gibi yaşamımızın bir parçası. Bazen o kadar gerçekçi olur ki, günlerce kurtulamayız etkisinden. Bazen de düş mü gerçeklik mi ayırt edemeyiz. Düş içinde düş, dünya içinde dünya...
Sobeleniyorum, saklanamadan, saklanmadan, saklanmaya gerek duymazken, sana. Sobeleniyorum sevgimle. Çıplak kalmak gibi bir şey mi bu? Bakmadan gördüğün bende ki ben mi?
“Meğer dostluklar da anayollara atılan bir çiçek gibi hüzünle ezilirmiş “
Şarabıma, sigarama, yastığa inat, yerdeki halıya inat, ‘Türk’ kışkırtmalarına inat Kürtçe, İbranica, Lazca, hatta tüm dünya dillerince ağlamak istiyorum. Yeter ki notalar otursun yüreğimin bam teline…
Küçük bi kzıdı oysa, yüreğinde, ruhunda saklı herşey, ama kaybetti küçük kız içindeki sesleri.. aşkı bulamadı, rüzgarı hissedemedi teninde.. duy beni küçük kız, haykırıyorum tüm gücümle, dön hayata..
Mana muhayyilesi, bir hasret olarak gün yüzüne muhtaçtı…
Üstatlar rahmetin şerefine nail olurlarken…
Artık duramam, keder erişti. Aç kapıyı bezirgânbaşı! ellerimde hayırsız bir mevsim, aylardan nisan...
tatlı bir zehirdir hayat damarlarımızda usulca ilerleyen. usulca bekler vakti gelinceye dek.
Bir yılı daha geride bıraktın nihayet,
Solmuş bir yaprak daha düştü hayat ağacından…
Ama sen yine de üzülme zamanın böyle hızlı akışına,
Üzülme isteksizce yitirdiğin solgun yaprağa…
Bak yeni bir Filiz veriyor taze bahar dalın;
Yaşanmışlık iz bırakır!
Şey olan her ne var ise zamana muhtaç... Ve zamandır aslında bütün "şey"lere bir hal eki takan.
Masalını almak elinden bir çocuğun, düşlerini çalmak, masal anlatacak annesini almak elinden bir bombardımanda ya da hayallerinin peşinde koşarken sokakta gelip bulmak onu belki bir şarapnel parçası belki bir kurşunla… Büyüklerin dünyasında yaşanırdı tüm bunlar, masallara inanmayan büyüklerin dünyasında…
Belki hep o çocukluk masallarını aradık gerçek hayatın zorlukları içinde. Hep bir arayış içinde olduğumuz için miydi bu vazgeçişlerimiz?
Gecenin bi yarısı aklıma geldiği için yazıyorum.. İçimdeki şair çocuk serbestsin !
Bir an kendimizi, hiç, ama hiçbir şeyle (kişiler- kurumlar ) kıyaslamadığımız bir günde yaşadığımızı hayal edelim. Üzerimizden tonlarca yükün kalktığını, adeta kuş gibi hafiflediğimizi hissedeceğiz. İşte o zaman gerçek özgürlüğü tadacağız
Kemal Tahir