Deli Mektuplar - 32
Yalan söylemeyin.
Dürüst olun.
Demek bile gelmiyor içimden.
Kıyametimi bekliyorum ben.
\*
"Bugün 17 Haziran 2026. Ve evet, hala o 'bir gün' gelmedi. Sanırım takvimler de yalan söylüyor." - Douglas Adams"
"Bugün 17 Haziran 2026. Ve evet, hala o 'bir gün' gelmedi. Sanırım takvimler de yalan söylüyor." - Douglas Adams"
Yalan söylemeyin.
Dürüst olun.
Demek bile gelmiyor içimden.
Kıyametimi bekliyorum ben.
\*
...Ama dönem sonunda gösteriye çıktıklarında, yüzlerinde ‘Yaptım işte, size inat, herkese inat, her şeye inat yaptım; çıktım, işte oynuyorum’ ifadesi okunurdu.
Türk Mûsıkîsi korolarına eleştirel bir bvakış...
Önce büyük bir otoyol geçti ıssız araziden . İn cin top oynayan dağlar dereler araba sesleriyle canlandı. Sonra bir hızlı tren yolu yapıldı ; en ıssız yere de bir istasyon kuruldu. İstasyon yakınlarındaki daha önce değersiz olan arazi birden değer kazanıverdi. Oraya en yakın ilçenin zenginleri köylünün elinden
Ezberci ,elemeci sistem,anlamak yerine anmayı koyduğunu hiç fark ettirmeden.Sinsice içten içe kuşakları bilimden,kültürden ve en önemlisi kendi tarihinden uzaklaştırdı.
Bu yazıyı yazmamak için uzun süre direndim kendimle. Hem bunları yazarak neyi kanıtlayacaktım ki? Her şey gün gibi ortada olup biterken...
Anne, ana, mother, мама, mutter, madre, mamma, μητέρα… Her dilde farklı bir yazılışı olan; fakat yüreklerde hep aynı yere sahip olan ulvi bir varlıktır ANNE.
Sevginin doruk noktası, AŞK’ın gizemi, utangaçlığın masumiyeti ve özlemin durak noktasıdır ANNE.
Modern medya dünyasında, televizyon ve sosyal medya artık bilgiden çok eğlence sunuyor. "Çok konuşan kişi televizyona çıkar" sözü, günümüz medya anlayışını özetliyor. Reyting kaygısıyla içerik kalitesi gözardı edilirken, yüksek sesle konuşan ve tartışma çıkaran kişiler tercih ediliyor. Bu ortamda önemli olan kimin konuştuğu değil, neyin söylendiğine odaklanabilmektir.
Hipotez: “ Popüler kültürlerde idealler değil, en temel içgüdüler hakimdir.“
Ne kadar yazık ki bu narin ve nazenin, naif ve beyza alemin güleç ve şizofren celladı olmaktan beis duymadınız. O kadar mesut ve bahtiyar bir çocukluk yaşanış olmalısınız ki sizi irkiltmedi acı çığlıkları, iniltiler.
Bugün "klasik" dediğimiz bir çok yapıt, kendi zamanlarında popüler kültürün parçası olduğunu unutmamalıyız...
Müzik kocaman bir dünya içine sığındığımız, içinde mutlu olup dillendiremediklerimizi kustuğumuz, kendimizi tanımladığımız bir kimlik. Öyle kalın bir kitap ki aradığımız tüm hayatlar sığıyor içine ve hissettiğimiz bütün duygular karşılık buluyor içinde.. Ne şanslıyız ki kendimiz ifade edebileceğimiz böylesi sınırsız bir evrenimiz var: notalara sınır yok, seslere ve
Tıpkı eroin bağımlıları gibi ağızlarının kenarından süzülen salyalarla birlikte bir sonraki yarışmayı bekleyen ‘aday süngerler’,
kendilerine ne olduğu gerçeğinden tümüyle habersiz, ‘toplumsal bir histerinin’ baş aktörleri olarak
“Konya Oturakları” başlığıyla yayımlanan kitapta, Konya halk yaşamında önemli yeri olan, kadınların danslarıyla renklendirdiği, sazlı ve sözlü eğlencelere adını veren oturak alemlerinin değişen yüzü ve özellikleri anlatılıyor.